———
Bir gün daha sadece bir gün daha bu saçma karşılaşmayı ertelemek istiyordum. Yaşadığım şeyler değilde, hayatımda o kadar şey olup biterken bunların hiçbirinin bana hissettirilmemesi kötüydü. Garip bir ruh halindeydim. Sabahın altısında arabada oturmuş bu çocuk ben değildim sanki.
"Uykun mu var?" Saçlarımın arasına daldırılan parmaklarla kafamı parmakların sahibine çevirdim. Sakallarına büyük ihtimalle babam olduğunu söylediği adam için çeki düzen vermişti ve böyle yine mükemmel görünüyordu. Tek bir sorun vardı ki artık ona biraz da olsa yabancı hissediyordum. Her ne kadar beni korumak için türlü türlü işlere kalkışmış da olsa onun yeni halleriyle tanışmıştım. Emin olduğum bir şey vardı ki bu hallerini çoğu kişi görmüştü. Beni seviyordu. O yüzden de hep onun merhametli tarafıyla karşı karşıya kalmıştım. Karanlık tarafı dediğim gibi bana yabancıydı.
"Korkuyorsun değil mi? Her şey farklı geliyor." Gözünü benden çekip pencereye çevirerek mırıldandı.
"Sana hiçbir şey anlatmayarak belki de kötü yaptım."
Dikkatle yüzüne bakıyordum ama içimden konuşmak gelmiyordu. Böyle kabuğuma çekilmek istiyordum.
"Konuşmayacaksın, anladım ama bir şey yap." deyip yüzünü tekrar bana döndürdü.
Aramıza giren koltuğu geçip yanına oturdum. Kafamı göğsüne yerleştirdim. Kolları hemen belime dolandı. Saçlarımı kokladığında gözlerimi kapattım. Hiçbir yer, hiçbir kişi hiçbir zaman değil, Huzur tam olarak buydu. Sevdiğinin yamacında durmak.
"Birkaç saate oradayız. Uyu istersen."
"Ama sen rahatsız olursun." dedim çatlayan sesimle. Uzun zamandır konuşmamış olmak sesime de yansımıştı.
"Sen uykun varsa uyu, beni düşünme." deyip kafamı boyun girintisine yerleştirdi. Kesik bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Benimle birlikte kalkıp inen göğsü zaten yorgun olan bedenimin uyumaya geçmesi için oldukça yardımcı oluyordu.
———
Burnumda hissettiğim kaşıntıyla uyandım. Baran saçımdan bir tutamı elinde tutmuş yüzündeki minik gülümsemeyle beni izliyordu.
"Kaç saattir uyuyorum?" diyerek kafamı kaldırdım. Kolunu kaldırıp saatine bakarak "İki saat on iki dakika oldu." dedi.
"Boynum tutulmuş resmen." Saatlerdir hareket etmemiştim normal olan buydu.
"Şimdi eve girelim," yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Ben sana masaj yaparım."
Dudağıma küçük bir öpücük kondurup elimi tutarak arabadan indirdi beni. Önünde durduğumuz büyük evin bahçesinden içeri girerken onu takip ettim. Harun beyin zengin olduğunu tahmin etmiştim ama bu kadarını da düşünmemiştim. Ve evet ona alışana kadar baba demeyecektim. Sevip sevmeyeceğimi bile bilmiyordum.
Bizi bir görevli karşılayıp salona yönlendirdi. Geniş koltuklarda takım elbise giymiş bir adam oturuyordu. Oydu. Anlamıştım çünkü ona benziyordum.
Beni gördüğü gibi hızla ayağa kalktı. Sanırım o da en az benim kadar heyecanlıydı.
"Oğlum." diyerek kollarını bana doladığında karşılık veremedim. İçimde hiçbir duyguda oluşmamıştı. Belki de ona kendimi kapattığım için böyle oluyordu.
"Seni o kadar uzun süre bekledim ki. Her şeyi anlatacağım sana, gel böyle."
Kollarını benden çekip koltuğu gösterdi.
Oturduğumda Baran bana güç vermek istercesine yanıma oturup elini elime geçirdi. Sadece bir dokunuşla kendimi daha iyi hissediyordum.
———
Harun bey Baran'ın bana anlattıklarına ek olarak annemle ilişkisini anlatmıştı. Birbirlerine çok aşıklarmış ama evliymiş ve annemle evlenmek için boşanması gerekiyormuş. Babası da annemle babamı evlendirmiş. Yani onları ayıran kişi benmişim. Böyle söylememişti ama bence her türlü birbirlerine kavuşabilirlerdi. Sorun annemin bana hamile olmasındaydı. Her zaman olduğu gibi her şeyi mahvetmiştim.
"Ne düşünüyorsun?"
Baranla yatakta uzanıyorduk. Gün boyu çok az uykuyla durduğumuz için saat sekiz olduğu gibi bize ayrılan odaya çıkmıştık. Aslında odalarımız ayrıydı ama bilmediğim bir yerde tek başıma kalamazdım.
"Onun söylediklerini."
"İyi misin peki?"
Endişeyle beni izleyen adama döndüm.
"İyiyim sanırım. Annemle konuşunca daha iyi olacağım." deyip elimi siyah saçlarının arasına daldırdım. Hep o oynayacak değildi.
"Anneni de yarın göreceksin. Belki onunla konuşursan daha iyi olur."
"Belki de." Ona soracağım çok şey vardı ama her şeyden önce neden hayatıma dair her şeyi sakladığını sormalıydım. Beni uzun yıllar boyunca kontrol ederken yaşadığım on sekiz yıl boyunca nefes almama izin vermezken şimdi de sakladığı şeyler olduğu çıkmıştı ortaya.
"Cenk, kafanın içindekileri bana anlat. Tek başına kaldıramazsın."
"Kafamın içinde bir şey yok." deyip gülümseyerek yüzüne uzandım. Tek istediğim birazcık huzurdu.
Dudakları garipsemeyerek hemen dudağımı buldu. Titreyecek kadar değişik bir ruh halindeydim. Beynim öğrendiklerimi hazmetmek için çabalarken kalbim onu hissetmek için çarpıyordu.
"Soyunsana." Fısıldayarak konuştuğumda şaşkınca yüzüme baktı. "Ne?" dedi.
"Yani rahat bir şeyler giy diye şey yaptım." diyerek toparlamaya çalıştım ama ne demek istediğimi iyi biliyordu.
"Babanın evinden ölü olarak çıkmak istemiyorum." deyip güldü. Beni rahatlatmak için güldüğünü çok net anlayabiliyordum.
"Tamam, Sen uyu o zaman." Ona sırtımı döndüm. "Ben de uyuyayım." dediğimde elleri belimi bularak beni kendisine çekti.
"Seninle her şeyimiz özel olsun istiyorum. Kimse gibi değil, Cenk ve Baran'a özel. Kulağa güzel geliyor değil mi?" Bu güzeldi de kulağıma fısıldayarak konuşması daha güzeldi.
"Güzel geliyor." Vücudumu ona yasladığımda belimdeki ellerinden birini saçıma çıkarıp okşayarak kulağımın arkasına küçük öpücükler bırakmaya başladı. Uyumam için yaptığı şeyler gerçekten işe yarıyordu ve ben sanırım bu hissin bağımlısıydım.
——
Ömür kadar uzun bir aradan sonra karşınızdayım.
Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir.
-REKLAMLAR-
Yeni hikayem olan Siyah yüzlü çocuğa bakmayı unutmayın.
-REKLAMLAR BİTTİ-
Sizi seviyoruum.💜
🐘🔸
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şahdamar [Texting]
Short StoryBilinmeyen : Şahdamar, şahdamar, şahdamar Bilinmeyen : Rengim sensin ahengim sen Bilinmeyen : Gökkuşağınım ben senin. Bilinmeyen : Şahdamarımsın, candamarımsın. Bilinmeyen : Anla artık tek aşkımsın. Bilinmeyen : Hayatımın tek pınarısın. Bilinmeye...
![Şahdamar [Texting]](https://img.wattpad.com/cover/139205473-64-k640690.jpg)