Kendimi ağlamamak için zor tutarken titreyen sesimle konuşmaya çalıştım.
"Y-yapma."
Yoongi'nin suratında yine o pis sırıtış belirdi.
"Seni bırakacağımı mı sandın?"
Benim korkum iki katına çıkarken elindeki bez parçasını hızlıca ağzıma dayadığında bilincimi kaybetmeye başlamıştım.
Gözlerimi zar zor açık tutmaya çalışıyordum. Yoongi beni bir arabanın arka koltuğuna yatırdı. Arabayı çalıştırınca titremeden dolayı dayanamayıp bilincimin kaybolmasına izin verdim.
.
.
Yarı açık gözlerimle etrafı süzmeye çalışıyordum. Gözlerim tam açıldığında bir odada olduğumu fark ettim. Küçük bir odaydı. Tavanda eski püskü bir ampul vardı ve odayı zor zor aydınlatıyordu. Ben ise bir sandalyede bağlı bir şekilde oturuyordum.Deja vu olmuştum. Yoongi'ye benzeyen adam da beni böyle bir yerde tutuyordu.
Ağzım bağlı olmadığından bağırmaya başlamıştım bile.
"Yah! Neredeyim ben! J-Joon! Neredesin? Kurtarın beni!"
Sesim yankı yapıyordu. Ağlamaya başlamıştım. O sırada kapıya yaslanmış beni izleyen Yoongi'yi fark ettim.
"Çok bağırıyorsun. Ama kimse seni duymayacak."
Yoongi'yi dinlemeden kendi kendime fısıldanmaya başlamıştım.
"Söz vermiştim."
Yoongi yanıma doğru yaklaşırken sormaya başlamıştı.
"Neye söz vermiştin?"
"Eve sağ salim gideceğime."
Yoongi sırıtmaya başladığında eğdiğim kafamı hızlıca kaldırıp çemkirmeye başlamıştım.
"Bırak artık beni! Bir sürü zavallı kız varken... Neden benimle uğraşıyorsun?"
Yoongi artık kahkaha atmaya başlamıştı. Ben ise bağırarak ağlıyordum. Bir yandan da Joon'un adını haykırıyordum.
"Özür dilerim Joon! Eve sağ salim gidemedim." Sesim sonu doğru güçsüzleşmiş, fısıltı gibi çıkmıştı.
"Joon'u öldürdüm." dedi Yoongi kahkaha atmaya devam ederken.
"N-ne?"
Yalvarır gözlerle Yoongi'ye bakıyordum. Şaka olduğunu söylemesi için. Yoongi ise sadece sırıtıyordu.
"Seni takip etmiş sanırım. Beni dövmeye çalıştı. Hatta şuna bak! Dudağımı patlattı." dedi eliyle dudağını gösterirken. "Ben gitmesi için uyardım. Gitmeyince de öldürmek zorunda kaldım. Yoksa polise gidecekti."
Ağlamam iyice şiddetlenirken olanları hatırlamaya çalışıyordum. Ama kesik kesik bir şeyler hatırlıyordum.
Joon'un sesini duymamla içimde bir umut oluştu. Cidden gelmişti. Ve şuan Yoongi'yi dövmeye çalışıyordu.
Beni kurtaracak...
Duyduğum iki el ateş sesiyle yarı açık gözlerimi sonuna kadar açmaya çalıştım ama olmadı. Gözlerimi kısıp olanları izlemeye çalıştığımda Joon'un dizlerinin üzerine sertçe düşüp bedeninin geri savrulduğunu gördüm.
Geri kalanını görmeme kalmadan Yoongi beni kucağına almış ve arabaya bindirmişti.
Olanları tek tük hatırlayınca kendimi boğmak istemiştim. Lanet edermişçesine bağırarak ağlıyordum. Yoongi ise bundan zevk alırmışçasına gülüyordu.
"Sen hayatımda gördüğüm en pislik insansın! Beni neden rahat bırakmıyorsun?! Madem beni istiyorsun neden... Neden sevdiğimi öldürdün? Benim sevdiklerimi öldüreceksen kendini de öldür! Hadi! Yiyorsa yap bunu!"
Yoongi sırıtmayı bırakmış benim aksime gayet sakin bir şekilde konuşmaya başlamıştı.
"Sana eskisi kadar iyi davranacağımı zannediyorsan yanılıyorsun."
Ağzımdan alaylı bir 'hah!' çıkmıştı.
"Sanki eskiden çok iyi davranıyordun."
Gene sırıtmaya başlamıştı!
"Ne sırıtıyorsun piç kurusu!"
Yoongi birden sırıtmayı bırakıp ( Niye sürekli böyle yapıyo aw ğüwqğqwşeqğrte) sinirli gözlerini bana dikerken tehditkar bir şekilde konuşmaya başladı.
"Sen ne dediğinin farkında mısın?"
Bu sefer ben sırıtmaya başlamıştım. Ama istemsiz bir sırıtıştı. Sadece ona güçlü gözükmek istiyordum.
"Farkında olmasam söyler miyim?"
Yoongi sinirlenmişe benziyordu.
"Sözlerine dikkat et. Bu seferlik hala önceki gibi olduğumu düşündüğün için söyledin varsayıyorum. Ama bir daha benle böyle konuşursan sonun iyi olmaz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
pain || myg
FanficSeulgi, bir intikam uğruna hayatını mahveden Yoongi'ye dışından nefret kusarken, içten içe yanlış duygular besliyordu.
