Multimedya;
Ben mükemmel bir insan değilim. Mükemmel olmayan bir insandan mükemmel bir hikaye ve karakterler beklemeyin, lütfen.🌹
*
"Evet, özellikle Ecren Karataş'tan uzak durmam gerekiyor." Dedim. Ona göre şaka yapıyordum ama hissettiğim böyleydi. Evet, bana haram olan her kadından uzak durmalıydım ama ona karşı hissetiğim o garip çekim yüzünden, benim özellikle ondan uzak durmam gerekiyordu. Çünkü benim istediğim tek günah o'ydu. Bana bunları hissettiren ilk insandı.
"Dalga mı geçiyorsun?" dedi ters bir tavırla. Normalde bir kadınla konuşmak zorunda kalınca ayakkabılarıma bakan ben, şimdi karşıya bakıyordum. Boyu o kadar kısaydı ki kafamı eğmedikçe sadece karartısını görebiliyordum.
"İslamiyet hakkında hiç bir şey bilmiyor musun?"
Gülüşünü işittim. İşitmemeyi diledim.
"Bilmeme değecek bir şey değil. Birilerinin uydurduğu saçma bir din." Demesiyle sert soluğumu verdim. Annem ne diyordu? Sinirlenip, onları İslam'dan soğutma.
"İslamiyet'i biraz olsun bilsen, hayatın boyunca görüp görebileceğin en mantıklı şeylerin toplandığı din olduğunu anlardın." Dedim ve onun cevabını beklemeden bahçeye çıktım. Bu teneffüste nöbetçiliğimi yapmamıştım. Allah'tan şimdi dersim yoktu da rahattım. Bir saat daha derse girecek ve gidecektim.
Derse giriş saatim gelince hızlı adımlarla, öğretmenler odasına ulaştım ve kitaplarımı alıp dersimin olduğu sınıfa gittim.
"Günaydın." Dedim sınıfa girerken. Bu rutinleşmiş bir hareketti. İlk defa dersi, sıkıcı bir şekilde işlemiştim. Çocukların sıkıldığı yüzlerinden belliydi. Bu elimde olan bir şey değildi. Onun olduğu bir okulda olmak istemiyordum.
"Serdar." Diye seslenmemle en önde oturan öğrencim yanıma geldi.
"Dolabımı biliyorsun, bunları oraya bırak." Diyerek kitapları gösterdim. Sesim emir vermekten uzaktı, rica etmiştim ama emir kipi kullanmıştım.
"Tamam hocam." Dedi. Zil çalınca son sürat bir hızla arabama vardım. Onu görmemiştim. Bu güzeldi. Görmedikçe aklıma gelmezdi belki de. Arabamı çalıştırdım ve okuldan çıktım. Çocuklara hediye almak için, oyuncakçıya gittim. Zaten hepsi kızdı ve oyuncak bebeklere bayılıyorlardı. Oyuncakçıya girdiğimde yanıma bir çalışan geldi. "Buyurun nasıl yardımcı olabilirim?" diye sordu. Etrafıma bakındım. Öğretmenlik maaşım bana yetiyor, üstelik artıyordu. O yüzden babamın bana verdiği paradan bir kuruş bile harcamıyordum. Şimdi babamın verdiği o paranın tamamını çocuklar için harcayabilirdim.
"Kız çocukları için oyuncak alacağım." Dedim ve oyuncaklara bakmaya başladık.
Oyuncakçıdan çıkarken bu hâlime güldüm. Sanırım ilk kez bu kadar çok hediye almıştım. Arabamın içi hediye paketleriyle doluydu. Çalışanlarla birlikte taşımıştık. Arabayı çalıştırıp yetimhaneye sürmeye başladım. Biraz sonra yetimhaneye ulaşmıştım. İçim burkulurken binaya baktım. Onları hiç bir zaman anlayamayacaktım. Annemin kokusu, babamın sesi başımdan eksik olmadığı sürece anlamazdım.
Arabamı gören ve beni tanıyan çocuklar koşarak gelmişlerdi bile. "Aren abi, hoş geldin!" diye bağırdı bir kaç tanesi. "Hoş buldum güzeller. Nasılsınız?" derken onlarla aynı boya gelmek için yere eğilmiştim. Bu, peygamberimizin yaptığı bir hareketti. Bu sebeple ben de çocuklarla böyle konuşmaya dikkat ederdim.
"Çok iyiyim ben." Dedi Kübra. Kübra'yı çok severdim. 8 yaşındaydı, beş yıldır da yetimhaneydi. Beş yıldır soğuk battaniyesinin altında üşüyor olmalıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AFİTAP
SpiritualAslında aklımın almadığı bir hikayem vardı benim. O gün o camiiye girip de onların kutsalı olan ezan sesinden rahatsız olduğumu söylediğimde bana nefret eder gibi bakan o adama günün birinde deli gibi aşık olacağımı bilmiyordum. İşin komik yanı o ad...
