Buzdan Mafya karakterlerinden Hakan ve Şimal'in hikayesi...
"Titanik izler misin benimle?"
Bazen her şey bu kadar basit bir soruyla başlar. Defalarca kez izlediğim filmi, onunla izlemenin farklı bir son getireceğini düşünüyorum.
"Ölme Jack, yalvarır...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Geçemiyorum Senden^^22. BÖLÜM "Sevimsiz"
❄❄❄ ❄❄ ❄
Kalbimin üzerine binlerce delik açılmış gibi bir acının gölgesini hissediyorum. Çamurlu ayaklarıyla, benliğimin her zerresinde iz sürüyor. Zihnime kadar kirliyim. Paklanmak gibi bir düşüncem yok. Sahiden darmaduman olan psikolojimin beni alaşağı etmesine az kaldığını görüyorum.
En acısı da, yarınlara dair ümitlerimin dün de kalmış olması. Vedaların güzelliğine hiçbir zaman inanmadım. Ucunda vuslat olsa bile veda, ayrılık demekti. Gitmeler, geçmiş zamanı içine alan dün de kaldı. Hatta sevmeler, öpmeler ve güzel sözler bile beş gün öncesinde kaldı.
Dün akşam, yaz yağmurunda yalnız yürüdüm. Yağmur, yalnızlığımdan çok daha kısa sürdü. Başıboş adımlarımla yüz-göz oldum. Çünkü adımlarına ayak uydurduğum adam, benden kilometrelerce uzaktaydı.
Tüm bunlara nazaran günde iki kez aramayı başaracak kadar sorumluluk sahibi olmuştu. Aramız hiç olmadığı kadar güzeldi. Bunlar yine de kapşonumu takıp sokaklarda hüzünle yürümeme engel değildi. Yalnız ıslanırken yanımda değildi. Birkaç hafta sonra Milena ve Demir'in düğünü vardı. Muhtemelen o zamanda burada olmayacaktı. En azından aldığım haberlere göre Demir'le daha yakınlaşmışlardı. Milena'yla da aramızdaki sorunları çözmüştük. Fakat her zamanki gibi başımı her çevirdiğimde, Olcay'ı görüyordum. Yine beni yalnız bırakmıyor, her derdimi dinliyordu. Bunu dile getirmekten yorulmayacaktım, büyük bir dost kazanmıştım.
"Ben aşık oldum."
Kendimden beklenecek bir ciddiyetle yüzüne baktım. Olcay, aşktan çok uzak bir adamdı. Fakat bu aralar durgun olduğunu fark etmiştim. Aşk nasıl bir şeydi böyle? Neden insanı mutlu etmek yerine beynini yorup çıkmaz düşüncelere sürüklüyordu?
"İnanmalı mıyım?"
Tek kaşımı havaya kaldırıp ellerimin arasındaki kahve fincanıyla oynadım. Aptal aptal yüzüme baktı. Bu bakışı tanıyordum. Aşık olduğumda, aynanın karşısında tıpkı böyle görünmüştüm.
"Bence asıl kime aşık olduğumu öğrenmelisin."
Bakışlarını kaçırdı. Hiçbir kuşku duymadım. O aklı başında bir adamdı. Muhakkak ki kendisi için en doğrusunu seçmişti. Başımı sallayarak kime aşık olduğunu sordum.
"Suzan."
Derken, bakışlarını kaçırmaya devam etti. Bocaladım ve birkaç damla kahveyi masaya döktüm. Ciddi olamazdı. Suzan'a aşık olduğuna inanamıyordum.
"Üstelik çıkmaya başladık."
O kızın, kesinlikle Hakan'a ilgi duyduğunu biliyordum. Asıl anlamadığım, Olcay'ın bunu nasıl göremediğiydi.