Geçemiyorum Senden^^25. BÖLÜM
"Acıyı Sevmek"
Hayata dair büyük beklentilerim olmadı hiçbir zaman. Küçük şeyleri sevdim öncesinde. Hatta küçük şeyler için çabalamayı sevdim. Aniden elde edilen basit geldi. Bir çiçeği satın almak başkaydı, tohum ekip filizlenmesini beklemek ise çok başka. Şimdi yağmur bile yağmayan bahçelerimi sel aldı.
İnsanların hayatı ne kadar da birbirine benziyordu. Önce herkes sıradan başlıyordu. Sonra aşk denen illetle ya da bazılarınıza göre şifayla tanışıyordu. Ardından basamak gibi önümüze diziliyordu acılar. Aşkın içinden acı geçer ya da acının içinden aşk. Sözünü ettiğimiz aşk, karşılıklı olsa bile bu böyle. Şimdiye kadar acıyla aşkı karıştırmışım. Onlar sadece birbirine yakın iki duyguymuş. Şimdi çıkıp desem, aşk sandığım acıydı diye, inanır mısınız? İnanmazsınız biliyorum. Çünkü ben aşığım. Çünkü ben aşkın peşinden koşarken, acıyı kendime kuyruk yapanım.
"İzin ver, açtığım her yaranın tesiri olayım."
Dilek fenerimiz artık bizden çok uzakta. Hislerim benle ve ben çok uzakta. Hakan karşımda, çok önceden olduğum konumda.
"İzin ver, varlığına karışayım."
Yalvarırcasına ellerimden tutmuş, gözlerime bakıyordu. Onu hiç böyle görmemiştim. Sahiden bu defa çok başka bakıyordu. Bana muhtaç, ama son derece emin. Sanki kabul etsem, elimden tutup nikâh masasına oturacakmış gibi.
"Şimdi benimle gelmeni istiyorum."
Yine onay vermemi beklemedi. Elimden tuttu ve çekiştirmeye başladı. Evden ayrıldığımızda, nereye gideceğimizi merak ediyordum. Muhtemelen saat gece yarısını geçiyordu. Yine Olcay'ın arabasına binmiştik. Hakan bir ara telefonuyla uğraştı. Birilerine mesaj çekti. Ardından aracı çalıştırdı. Yol boyunca bana bakıp durdu. Eski mahallesine giriş yaptığımızda, içime tarifsiz bir huzur doldu. Sanki evime gelmiş gibi hissettim. Arabayı, film izlediğimiz alanda durdurdu. Yine bir film duvara yansıtılmıştı. Sokakta kimse olmamasına rağmen Ah Nerede, son ses oynuyordu. Hiç mi kimse rahatsız olmuyordu?
Ne olduğunu anlamadığım sırada etrafımızda bulunan evlerin ışıkları, önceden sözleşmiş gibi tek tek yandı. Şimdi bulunduğumuz kısım aydınlanmıştı. Fakat ben hâlâ dönen dolaplardan bihaberdim. Işıkları yanan evlerin pencerelerine baktım. Hiç kimse görünürde yoktu. Sokakta şimdi Adile Naşit'in sesi yankılanıyordu.
"Bana, o çiftin yaşına geldiğimizde bu filmi ikinci kez izleyip izleyemeyeceğimizi sormuştun."
Bir an için o güne gittim. Birbirine sokularak filmi izleyen adam ve kadın gözümün önüne geldi. Hakan'a tam da böyle bir soru sormuştum. Bu denli yaşlıyken, filmi bir daha birlikte izleyebilir miydik?
"Sana evlilik teklifi yaparken filmi ikinci kez izlemek istiyorum."
Elini cebine attı. Kalbimin çelimsiz atışlarını zirveye taşıdı. Ondan beklemediğim hareketler nasıl olur da onda bu kadar güzel durabilirdi?
"Üçüncü seferi de yaşlandığımız zamana saklıyorum."
Kutuyu açıp her defasında yenildiğim gözlerini bana çevirdi. Yüzüğe bakmadım bile. Sadece bakışlarına tutundum. Düşmemek için ve sımsıkı...
"Bu kaçıncı teklif edişim bilmiyorum. Balonu uçurduğumuzda, dilediğim dilek gerçek olsun istiyorum."
Neredeyse üçüncü olmuştu. Bir kere Milena'nın düğününde teklif etmişti. Dilek fenerinde bana söylediği de bence bir teklif sayılırdı ve bu da üçüncü oluyordu. Fakat bu defa ki başkaydı. Masrafsız ve benim için unutulmayacak bir gece yaşıyordum. Şimdi dizseydi önüme bir bir dünyanın tüm servetini, böylesine mutlu olmazdım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Geçemiyorum Senden
Teen FictionBuzdan Mafya karakterlerinden Hakan ve Şimal'in hikayesi... "Titanik izler misin benimle?" Bazen her şey bu kadar basit bir soruyla başlar. Defalarca kez izlediğim filmi, onunla izlemenin farklı bir son getireceğini düşünüyorum. "Ölme Jack, yalvarır...
