19. Cevapsız Sorular

4.1K 274 180
                                        

Geçemiyorum Senden^^19. BÖLÜM
"Cevapsız Sorular"

Satır arası yorumlarınızı özledim.

İnsan sürekli ikilemler içinde kalan bir varlık mıdır? Nasıl oluyor da bazen yaşadığımız çevrenin küçük bir yerden ibaret olmasını isterken, bazen ise kocaman bir alanda kaybolmak istiyoruz? Defalarca kez içinde kaldığım odanın bir dünya kadar olmasını istedim. Görsel olarak böyle bir şeyi yakalamam mümkün değildi. Fakat zihnimde bir dünya yarattım. Dünya, beynimdeydi ve beynim benimle beraber bu odanın içindeydi. Bir bakıma becerdim. Sığdırdım dünyayı odama. Fakat şimdi de iki bedenin bile güçlükle sığabileceği bir alan istiyorum.

Sadece Hakan ve Şimal.

Her kafadan bir ses çıkarken, isteğim daha da körükleniyordu. Babam, eve gitmemizi istiyordu. Ona göre Adnan amcayı defnetmiştik ve her şey bitmişti. Fakat asıl yaralı olan adamın, toprak içinde kalan üzerine aldırış etmeden mezarın başında olan kişi olduğunu anlamıyordu. Yine de bir şekilde onu göndermeyi başardım. Şimdi bir dejavu yaşıyorduk. Bir mezar ve karşısında Hakan, Şimal. Ama arada bir fark var. Ölen kişi bu kez farklı. Hem nerede görülmüş, bir insanın iki kez öldüğü?

"Şimdi ne yapacağım ben?"

Ondan duymayı hiç beklemediğim bu cümleyi de duydum. Sahiden Adnan amca olmadan ne yapacaktı? Sevdiklerimiz bir bir giderken ne yapacaktık?

Yanına gidip elimi omuzuna koydum. Onun için yeni bir hayat başlayacaktı. Artık o evde yaşamayacağını biliyordum. Anılarla dolu olan evini bırakmıştı. Şimdi buradan çıkınca ne yapacağını hiç mi hiç bilmiyordu.

"Hakan, Adnan amcanın gitmiş olması sahiden gittiği anlamına gelir mi?"

Başını çevirip yüzüme baktı. Şimdi hiç olmadığı kadar kelimelerimi seçmek zorundaydım.

"Gözlerini her kapattığında, yanındaymış gibi hissedeceksin. Sadece artık anılarla yaşamak zorundasın."

Biliyorum canını yakıyordum. Ama karşımdaki bir çocuk değildi. Ona bilmediği şeyleri değil, bildiği ama yüzleşmekten korktuğu şeyleri anlatıyordum.

"Anılar yetmiyor ve acıtıyor."

Tıpkı onun gibi diz çöktüm. Elimi sakallarına götürdüm. Gözleri kan çanağı gibi olmuştu. Ağlamak bile yakışıyordu. Ağlarken dudağını ısırması, ellerini şakaklarına koyup yüzünü gizlemesi ve bakışlarını kaçırması bile ona özgü hareketler gibiydi.

"Ben, her canın acıdığında yanında olacağım. Düştüğünde, seni kaldırırım. Yetersiz kalan veya unutmaya başladığın anıları sana hatırlatırım."

Alnını alnıma yaslayıp gözlerini kapattı. Bir eliyle ensemi tutarken, konuşmaya devam ettim.

"Mandalina kabuklarından başlarım anlatmaya. Sokakta film izlediğimizde babanın, bize mutlulukla baktığından söz ederim. Küçükken ona, kahküllü bir kızla evlenmek istediğini söylediğini hatırlatırım."

Çenem titrerken kendimi daha fazla tutamadım. Gözyaşlarım bir bir süzülürken, Hakan'ın da benden farksız olmadığını gördüm.

"Sus."

Diye fısıldadı. Elimi uzatıp yanağında uzun bir yol çizen yaşı sildim. Gözlerini hâlâ açmamıştı.

"Sus, acıtıyorsun."

Geçemiyorum SendenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin