On yedi

14.9K 837 199
                                        

Ateş gideli birkaç saat olmuştu.
Oturduğu koltuğa oturmuş, kaçıncı olduğunu bilmediğim sigaramdan derin bir nefes alıyordum. Masadaki bardağı kaldırmaya elim gitmedi. Öylece kalsın istedim.
Böylece, Ateşin gerçekten evime geldiğine dair en ufak bir şüphe duymayacaktım.
Gelmişti. Görmüştüm. Sesini işitmiş, varlığını kalbime kadar hissetmiştim. Kollarımda yankılanan o tuhaf sızının sebebi, sevdiğim adama ilk kez sarılmış olmamdı. Ve ben, kendi kendime deli gibi gülüyordum.

Saçlarımın arasından geçen parmaklarım, dumanla karışıp dağılan düşüncelerime eşlik ediyordu. İlk kez evimin içinde sigara içiyordum; ama umurumda bile değildi. Çok mutluydum be! Çok mutluydum!
Şimdiye kadar hiçbir şey, korktuğum gibi gitmemişti. Bir anlık cesaretle Ateş'e duygularımı itiraf ettikten sonra çok kötü şeyler gelebilirdi başıma, bunu biliyordum. Ama ne bir küçümseme, ne hakaret, ne de şiddet... hiçbirini görmemiştim ondan.

Ama Ateş, her yönüyle tehlikeydi. Psikolojik sorunları olan, kendine de, çevresine de zarar verebilecek biriydi. Kendi bedenini yakacak kadar umursamaz bir insan... avuç içleri sigara izleriyle doluydu. Bazen, elindeki filtreyi sanki küllüğe bastırıyormuş gibi rahatlıkla elinde söndürürdü. Yüzünü bile buruşturmadan yapardı bunu.

Kollarında, yüzünde izler vardı. Göz altlarından, uykusuz gecelerin ve maddenin bile izini okumak mümkündü. Ama ben, o gözlerde çoğu zaman acıdan başka bir şey görmezdim. Sanki kimseye anlatamadığı, kimsenin taşıyamayacağı bir sır saklardı içinde. Kendisinin bile yüklenmekten yorulduğu. Bazen, yüzü acı çekiyor gibi buruşurdu ama o kadar kısa sürerdi ki, fark etmek için gözünüzü bile kırpmamanız gerekirdi. Gözünüzü kırpmadan Ateşi izlemeniz lazımdı görebilmek için.

Ve ben... gidip en yanlış kişiye tutulmuştum. Eşcinsel olmak zaten başlı başına zorlayıcıyken, üstüne böyle bir adama âşık olmak... hayatımın en delice olayıydı. Onun hayatına dahil olmaya çalışarak doğru mu yapıyordum? Ya ben, farkına bile varmadan sevdiğim adama zarar verirsem? Onun içinde bulunduğu o çevre... o insanlar... Ateş'in dünyası.
Legal maskelerin ardına saklanan, her türlü yolsuzluğu ve şantajı iş edinen o düzenin insanları. Onların eşcinselliğe bakış açılarını tahmin etmek zor değildi — yakalanırsak, bizi acımadan öldürebileceklerini biliyordum. Ben kendim için değil, Ateş için korkuyordum. Ve bütün bu ihtimalleri düşündükçe, çıldıracak gibi hissediyordum.

Saat üçe yaklaşırken telefonumu elime aldım.
İflah olmaz, aptal bir aşıktım ben. Korkularım, endişelerim, hiçbir şey... onunla iletişim kurma isteğimin önüne geçemiyordu. Bir sevgili istiyordum. Ateşi yanımda istiyordum.
Her daim yalnızdım. Başarılarımda, yenilgilerimde, en basitinden bir hastalıkta bile yanımda kimse olmazdı. Bir yakın arkadaşım bile yoktu. Aslında sıcak kanlıydım, ama kimseye yaslanamıyordum. Herkes bana, önce "ihtiyacı kadar" yaklaşmayı, sonra da gitmeyi öğretmişti.

Ben bu yüzden, Ateş'e böylesine sarıldım. Onu düşünmek, nefes almak gibiydi artık. Uyuyamadığımda onu hayal ettim, canım yandığında onu düşündüm. Ateş, yapayalnız hayatımın tamamına sızmıştı. Yalnızlığıma en çok onun sevgisi yakışıyordu. Sanki kutsal bir iş yapar gibi seviyordum onu.

Baş Belası: "Ateş, iyi geceler... bir şekilde hayata tutunmamı sağladığın için teşekkür ederim. Belki bilerek yapmadın, belki farkında bile değilsin ama bana iyi geliyorsun. Sen benim için çok önemlisin."
[02:34]

[Görüldü]

Cevap gelmedi. Ama sorun değildi. En azından duygularımı dile getirebilmiştim. Zaten artık onun hayatında, yanında olacaktım. Bir parça yerim olacaktı. Bana farkında olmadan hayatımın en büyük hediyesini vermişti. Onun oturduğu koltukta uyuya kaldım. Yorgundum, uykum parça parçaydı ama içim huzurluydu. Sabah uyandığımda yorgun hissediyordum, ben de bir günlüğüne okula gitmemeye karar verdim — bu günlük izin kendime armağandı.

Uzak Dur [bxb]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin