On

16.6K 929 91
                                        

Ateşe yaklaşıp fısıldadım:
— Ya vikingleri falan izler, havaya girer hemen ardından katliam çıkartırsa? Kemiksiz Ivara benziyor zaten bakışları, nasıl güvenirsin ona?

Ateş'in anlamaz bakışları yüzümde dolaştı. Ne saçmaladığımı düşünüyor olmalıydı. Sonra sıkkın bir nefes aldı; ağzını araladı gibi oldu ama konuşmadı. Ardından dayanamamış olmalı ki;

— Ciddi misin? Kafanın içinde ne işlevsiz bir beyin var senin öyle.

— Haklısın, o yüzden uyuyorum genelde, diye mırıldandım kendi kendime.
Kötü kötü yüzüme baktı. Dalga geçtiğimi sanmış olmalıydı; fakat ben gayet ciddiydim. Uyumazsam beynim bana olur olmaz binlerce düşünce ve ihtimalle, sahnelerle resmen acı çektiriyordu.

Ateş elindeki sigaraya baktı; sigaranın ucu hafifçe sönük kaldı. Düşük bütçeli, yan sanayi ürünü Ivar bakışlı Ragnar beni tedirgin etse de, Ateş'in dediği gibi asıl korkmam gereken kişi o değildi.

İlginç olan şu: bana zarar vermiyor oluşu, cesaretimi kamçılıyordu. Manyak bir adama alenen yürüyordum. Onu iyileştiremezdim; bunu biliyordum — ama sevgim ona iyi gelir sanıyordum. Aptalca olduğunu biliyorum.
Zaten böyle bir aşk, mantık çevresinde yaşanmazdı.
İpleri bırakmak zorundaydık.

— Seni seviyorum, Ateş, dedim.

Bu sefer Ateş uzun uzun bana baktı. Hiçbir kelime etmedi.
Sahi sen konuşmasan bile, gözlerimi kapattığım her an biz seninle konuşuyoruz. Sarılıyoruz ve gülüşüyoruz. Sevişiyoruz.
Benim için o sessizlikte her şey söylenmişti. Konuşmadığı bütün o anlar, benim sesimde yankılandı:

— Seni sevdiğime inanıyor musun, Ateş?

Gözleri, yüzümün kıvrımlarında gezindi; o bakışta ne alay vardı ne de acıma — sadece bir ağırlık, derin ve ölçülü. Bir anlığına omuzları şöyle incecik bir hareketle gevşedi; istemsizce kafasını hafifçe salladı. O küçük baş hareketi, benim için cevap gibiydi: ne evet ne hayır, sadece bir onay mı, yoksa kendi içinde verilmiş bir hüküm mü — anlayamadım.

O bakış devam etti; dudakları kıpırdamadı. Gözlerinde bir kıvılcım belirdi, sonra yok oldu. İçimde bir şey kırıldı ama aynı anda, küçücük bir umut kıvılcımı da ışıldadı — belki konuşmasa da, bakışı bir yerde duruyordu; belki de suskunluğunda bir şeyleri itiraf ediyordu, kelimelere dökemediği.

Ateşe öyle odaklanmıştım ki, nefesleri sıklaşsa, ağırlaşsa.. göz kapaklarını kırpıştırsa, dudakları milim hareketlense bu gözümden kaçmıyordu. Umutsuz bir aşık olmanın altın bir kuralıydı bu aslında. Manasızca anlam arardın bir işaret bulmak için.

Gözlerimin içine dek ulaştığını hissettiğim bir gülümseme oturdu dudaklarıma. Onu seviyordum. Çok seviyordum.
Aramızdaki hava ağırlaştı.

Darw? Şimdilik ortalıkta görünmüyordu.

***

Nasılsınız millet?

Uzak Dur [bxb]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin