Emniyetten gelen telefonla gözlerimi araladım. Beklediğim bir aramaydı bu. Daha dün gece basına sızdırdığım evraklar yüzünden, şafak operasyonuyla Duru'nun tüm ailesi gözaltına alınmıştı.
— Deniz. Ne bok yedin lan sen!? Nasıl sızdırırsın böyle bir dosyayı! Adamlar bir günlük gözaltından sonra salıverilecek. Nereden bulaştın bu insanlara?
Komiserin sesi telefondan taşarak odanın sessizliğini parçaladı. Gözlerimi kapatıp başımı koltuğun arkasına yasladım.
— Sorun yok komiserim. Adamlar tanıdık sayılır.
— Tanıdık tabii! Bunlar Karacaların dünürleri değil mi oğlum? Sen Karacaların avukatı değil misin? Bak beni dinle, sen efendi bir çocuksun Deniz ama bu Ateş Karaca ile ilgili gereksiz riskler alıyorsun. Bu burjuvaların ipiyle kuyuya inilmez. Akıllı ol. Seni harcarlar arada, hem de kimseye fark ettirmeden. Cesedini bulamayız lan!
Dudaklarımın kenarı istemsizce kıvrıldı.
— Tamam komiserim, aklımda tutarım bu tavsiyenizi.
— Tut tabi aklında. Kafanı kesecek olurlarsa da tut ama, tamam mı? Gözlerini öteki tarafta açınca falan iyice düşün bu söylediklerimi.
Kısa bir kahkaha kaçtı ağzımdan. Komiser sinirliydi. Savcılık üstüne yükleniyordu, birkaç siyasetçi çoktan açık basın toplantısı düzenlemişti ve olay bütün kanallarda son dakika olarak yayınlanıyordu.
Ama üstü kapatılacaktı. Bundan emindim. Küçücük bir hamleyle adamları yıllardır kartelleştiği piyasadan kaldıramazdım ya.
Tek bir amacım vardı. Onları kızdırmak.
Kızdıkları için yanlış hamleler yapmalarını bekleyecektim, yollarına çıkmaya cüret göstermiş bir avukatı çok ciddiye almayacaklardı muhtemelen ve bu küçümseyiş onların sonunu getiren şey olacaktı. Bana karşı düşüncesizce atacakları her adım başlarına bela olacak, elimden geleni ardıma koymayacaktım.
Duru'nun gönderdiği şey, resmi bir devlet güvenlik kurumuna ait soruşturma dosyası taslağıydı. Henüz açılmamış, fakat hazırlanmış bir ön inceleme raporu... Üzerinde isimler, kod adlar, dosya numaraları — her şey vardı. Tahmin ettiğim gibi, bu iş zaten devletin radarındaydı. Dosya bilinçli şekilde bekletiliyordu. Olur da bir gün uyuşmazlık çıkarsa diye.
Ben ise sadece süreci hızlandırmıştım. Dosyayı basına sızdırmamla birlikte savcılık panikledi. Şafak operasyonu, ardından gözaltılar... Beklenen domino taşları birer birer devrildi.
Telefonu kapatıp arkama yaslandım. Komiserin şahsıma yönelik ağır sözlerini sindirmem birkaç saniyemi aldı. Haklıydı belki. Kendince acıyordu yetim olduğumu bildiğinden, bu insanlardan uzak durmamı tembihliyordu fakat ben bu bataklığa saplanmış kalmıştım. Bu oyunda kimse temiz kalmazdı. Bende masum değildim.
Darw'ı arayıp yarın sabah büyük ihtimalle serbest bırakılacaklarının haberini verdim. Bu zaten beklediğimiz bir durumdu. Evime koruma göndermeyi teklif etti. Reddettim. Şimdiden dikkat çekmek aptallık olurdu. Dikkatleri hızlıca bana yönelmesin istiyordum. Bana bunu yaptıranın Ateş olduğundan şüphelensinler ve ona olan güvenleri zedelensin.
Ateşe olan güvenleri kırılsın da, bu kirli ağın içine onu da dahil etmesinler. Omuzlarına başka insanların da vebali yüklenmesin istiyordum.
Duru'ya, benimle iletişime geçtiği hattı çoktan imha ettirmiştim. Aramızdaki yazışmalar, buluştuğumuz gün kafenin kamera kayıtları dahil her şey silinmişti. Kızın başı yanmasın diye uğraşıyordum... ama kendimi tüketmeden. Çünkü ona hâlâ güvenmiyordum. Sevdiğim de söylenemezdi zaten.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uzak Dur [bxb]
Fiction générale*** Düzenleniyor*** -Uzun süreli bir savaş olacak. Hatta bazen kan akıtacağız. Ellerin kirlenecek belki. Ama kazanacaksın nihayetinde. Tek bir şeyi unutma. Düşmanın sandığın ben, aslında başından beri senin yanında durmuş olacağım.
![Uzak Dur [bxb]](https://img.wattpad.com/cover/184339909-64-k387685.jpg)