-31-

7.5K 407 184
                                        

Bölüm Şarkısı: Sapa- Emir Can İğrek💞

Keyifli okumalar güzellerim🥰
Lütfen bol bol yorum yapın🐈

Nefes almak zor geliyordu.
Susuzluktan boğazı kurumuştu. İçinde bulunduğu buzdolabı iliklerine kadar her bir yanını dondururken titredi.

Son nefesi olduğunu umduğu kesik bir nefes aldı usulca, hissediyordu bu sefer. Buradan ancak cesedi çıkardı.

On bir yaşında olmasına rağmen çok olgundu. Güçlüydü.

Bir kaza.
Bir koma.
Ve üç yıl boyu işkence.

"Çilli!" Gece rengi gözleri gördü.

Gözleri dolmuştu küçük kızın.

Dört senedir görmüyordu hayallerini süsleyen çocuğu.

"Eren?" Zorlukla konuşuyordu.

Çocuk korkuyla baktı. Endişenin ele geçirdiği lacivert gözleri öyle şefkatli bakıyordu ki. Kız orada saklanmak istedi.

Hiç görmediği şefkatte yaşamak istedi. Saçlarının okşanmasını istedi.
Rahat bir nefes almayı istedi.

"Öleceğim burada." Dedi öksürerek. Sesi fısıltıdan farksızdı.

Karnındaki yara izi sızlıyordu.

O iz neden vardı diye düşündü kız. Niye vücudunun her yeri izlerle doluydu?

Bir tür harita mıydı bedeni?

Çocuk kızın yanına geldi.

"Melekler ölemez, hele o yüzünde inci tanesi taşıyan bir melekse ölemez."

Kız, saçlarında ellerin dolaştığını hissetti.

Gerçekle hayali ayırt edemiyordu.

"Beni bırakma, ölmek istemiyorum Eren. Annemi istiyorum!" Kız biranda haykırdı.

Son serzenişti bu. Son kurtuluş çabası.

Gözleri kapanırken son gördüğü lacivert gözlerdi.

*
"ÖLECEKTİ!"

"ÖLMEDİ AMA SESİNİ KES!"

Doruk...
Beni savunuyordu ilk defa.

Sesler yakından geliyordu ama gözlerimin önünde buğulu bir cam var gibiydi.

"Susun! Eylem sıcak su getir kuzum!" Babaannemin otoriter sesini duymamla beraber saçımda gezinen eller hissettim.

Ölmemiştim. Bir kez daha ölümün korkunç kıskaçları arasındayken kıskaçların tenimi yırtmasına aldırmadan çekip almıştı beni.

Gözlerimi hafifçe aralamaya çalıştım.

"A-anne," dedim korkuyla.

Annemi görüyordum. Babaannemin yüzünde annem vardı.

"Anne!" Korku ve heyecanla karışık çığlık attım.

"Yavrum, benim!" Babannemin sesini duyuyordum ama annemin dudaklarında konuşuyordu.

Kollarımı boynuna doladım.

"Anne seni çok özledim! Neden gittin? Anne neden beni bıraktın? Anne ben, ben seni çok seviyorum. Anne, anne seni çok seviyorum nolur bir daha gitme. Bir daha beni arkanda bırakma.

Arkanda kalamıyorum anne. Canım acıyor. Canım çok acıyor anne. Kalbimin üstünde bir şey var kalbimi çürütüyor. Boğazımda bir yumru var nefesimi kesiyor. Gözlerimde bir yaş var görüşümü kapatıyor. Ağzımda bir nefes var beni boğuyor. İçimde bir acı var beni öldürüyor."

Ağlayarak konuşuyordum.

Annem kılıklı babaannem "Kızım, kızım ben annen değilim babaannenim. Annen yok kuzum!" Babaannem ağlıyordu.

Kolumda ve saçımın arkasında hissettiğim keskin acıyla beraber Dağhan abimin korkunç mavi-çakır gözleriyle karşılaştım.

"SEN KİMSİN ULAN! KİMSİN DE ANNEME BENİ BIRAKTIN DİYORSUN? SEN KENDİNİ NE SANIYORSUN KÜÇÜK KALTAK! SENİ GEBERTECEĞİM!"

"Kaltak ne demek abi?" diye sormak istedim.
"Neden bana bunu yapıyorsun?" Diye bağırmak istedim.

"Beni neden sevemiyorsun abi?" Diye isyan etmek istedim.

"GEBEREMEDİN GİTTİ LAN! GEBEREMEDİN GİTTİ! BIKTIM SENDEN!"

Bağırmasını istemiyordum. Boğazını yırtarcasına bağırıyordu. Kulaklarım uğuldamaya başlamıştı. Kalbim, bir koşu yarışında en arkada kalan yarışmacı gibi kalan son gücünü tüketircesine atıyordu.

Son çırpınışlarıydı. Kazanamayacağını biliyordu. Çok yorulmuştu.

Sesini duymak istemiyordum. Saçıma daha sert asılıp tuttuğu yerden sürükleyip duvara çarptı.

Karnımdaki dikiş izleri sızlıyordu. Sol kolum acıyordu.

Başım, çarpmanın şiddetiyle dönüyordu.

Etrafa bakınca kimse olmadığını gördüm.

Aynı anda Eylem Eker'in dilinden

Dağhan abinin bağırışı ve gümleme sesiyle beraber yerimde sıçradım.

Doruk'a baktım.

"Doğa," dedim ağlamaklı.

"Doğa." Dedi ağlamaklı.

"Bir şey yapmayacak mıyız Doruk?"

"Ne yapabiliriz Eylem?" Çaresizdi. Benim gibi.

Ama benim kitabımda çaresizlik diye bir şeye yer yoktu.

"Ben kardeşimin dayak yemesine göz yummayacağım Doruk!"

Hışımla çıktım odasından.

Aşağıda koyunların başında duran Demir'in yanına gittim.

Doğa'yı kurtaracak birisi varsa o da Demir'di.

"Demir!" Bağırarak yanına indim.

Hızla kalktı.

Bana baktı endişeyle.

"DOĞA! DAĞHAN ABİ DOĞA'YI ÖLDÜRECEK!"

Dağhan, Doğa'ya işkence edeceği zaman Demir'i bir yerlere gönderirdi.

Duyup durdurmasın ve kendisine düşman olmasın diye.

Çakır gözlerinde çakan şimşeği görmüştüm resmen.

Koşarak merdivenleri çıkmıştı. Arkasından ben de koşuyordum.

Doğa Mercan

Omzuma batan soğuk metale çığlığı bastım.

"ANNEEEE! OMZUMU KESİYOR! KURTAR NOLUR!"

Bağırmamla eş zamanlı olarak kapı açılmıştı.

"SENİ SİKERİM İBNE!" Demir abim, Dağhan abimin üstüne atlarken zihnime çöreklenen kara dumanı, kalbimi sıkıştıran zehri bedenimde hissedince.

Panik atak krizlerimden birini daha vücuduma konuk ederken saçımı çekmeye başladım.

Son gördüğüm Dağhan abimin karnına saplanan bıçağın parlamasıydı.



İyi geceler güzellerim vote vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın🐣

KARANLIK #wattys2020Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin