-32-

8K 403 132
                                        

Bölüm şarkısı: Her şey biraz hala sen- Emre Aydın💘

Sonunda yb söepösşeösşsödş. Biraz karışıyor sanırım kafalar🤪

Lütfen yorum yapmayı unutmayın bol bol yorum yapıp vote verin lütfen🥳
Şimdiden teşekkür ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum😙

Bu arada kitapta en son Doğa, Arın'ın dans teklif eden diğer çocuk olduğunu hatırlıyordu.



Doğa Mercan

Birkaç saat sonra

Kuaförün önündeki camdan kendime bakıyordum.

İstiyor muydum değişmeyi?

İçimdeki karanlığı taşıyan buklelerimin renklenmesini istiyor muydum?

Kendimi yenilemeyi? Kendimi oksijen tüpüne bağlamayı, karanlığıma güneşi almayı?

Bilmiyorum.
Ben ne istediğimi, ne yapmak istediğimi, ne olacağını bilmiyorum.

Sadece korkuyorum.

Hiçbir zaman insanlara gösterdiğim gibi korkusuz, cesur ve kendimden emin olmadım. Sadece maske takmayı iyi biliyordum. Sadece güzel oynuyordum güçlü kız rolünü.

Kendimden hiç emin olamazdım. Kimseden emin olamazdım. Hep tereddütlüydüm insanlara karşı. Kararlar vermekte zorlanırdım.

Var olan bir düzeni bozamazdım. Hayatımın monotonluğunu bozmaktan, yeni şeylerden, yeni insanlardan korkardım.

Herkesten sakladığım ruhumun güzel sarısını gizlerdim.

Renklerimi içimdeki koca karanlığa hapsederdim.

Kalan iki üç rengimi de en derinime gömerdim, kimse son kalan renklerimi karartamasın diye.

Şimdi ise yıllarca uğraştığım şeyin tersi şekilde hareket ediyordum. Saçlarımı renklendirmekten bahsediyordum.

Saçlarımı renklendirmem demek, yolda yürürken insanların dikkatini çekmem demekti.

Belli etmemeye çalışarak kendi aralarında konuşacak ya çok beğenecek ya da gördükleri paketten hakkımda varsayımlar yapacaklardı. İnsanlar hep böyleydi.

Gördükleri şeyi istedikleri kalıba koyup onu tanımadan hüküm verirlerdi.

Dağhan abimden dayak yiyip okula dudağımın kenarında yarayla gittiğim zaman duymadığımı sanarak konuşurlardı.

"Bir şey yapmıştır ki yemiştir dayağını."

"Zaten egolu bir kız haketmiş."

Sesler kulaklarımda yankılanıyordu. Fısıltılar, uğultuya dönüşünce hışımla kapıyı açtım.

Filiz ablayı kasada görünce gülümsedim. İstanbul'a geldiğimizden beri Filiz ablaya gelirdik Eylem'le beraber.

"Kuzum hoşgeldin!" Filiz abla, yirmilerinin sonunda fit bir vücudu olan, kahverengi saçlarını her gün farklı şekilde şekillendirip kendine bakan güzel bir kadındı.

Kolları arasından çıkıp "Hoşbulduk!" Dedim gülümseyerek.

"Ne zamandır gelmiyorsunuz özlettiniz kendinizi ayol!"

KARANLIK #wattys2020Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin