Bir hafta sonra ( EYLÜL 2010)
Sabah uyanıp kan değerlerimi kontrol ettim. vücuttaki toksin her geçen gün artıyordu. bileklik beni kontrol etmesine rağmen vücudumdaki sıvı ile birleşince beni zehirliyordu. bir hafta içinde çok hızlı çökmüştüm. ayna karşısına geçip baktığımda. Çökmüş morarmış gözleri ,bembeyaz bir ten vardı. kusuyor çoğu zamanda öksürük krizlerine giriyordum. koltuğa geçtim geriye yaslanıp tavana baktım. nefesim daralıyordu her geçen gün aldığım nefes göğsüme batıyor boğuluyor gibiydim.kapıdan çıkıp geminin kontrol bölümüne geçtiğimde ekranda Numa ve diğerlerini gördüm.
Numa: Neredesin küçük köpek?!
gemiden atlayıp yanlarına gittim. kalabalığın arasından geçip ona baktım. çevrede ki helikopterleri ateşe vermişti.kalabalığın arasından sıyrılıp önüne çıktım kapüşonu mu açtım
Lydia: Ne oldu beni rüyanda filan mı gördün. Ne bu tantana.
Numa: Ölmediğini öğrenince bir tebrik edelim dedik. Gerçi haline bakılırsa Ölmene az kalmış.
sırıtıp derin bir nefes aldım.
Lydia: kim önce ölecek görelim
Numa: bizi bu bitmiş halde yenebileceğini mi düşünüyorsun(!)
Lydia: doğru ben durduramam ama o durdurur
Dedikten sonra bilekliği çıkarttım .Dişlerimi ve pençelerimi çıkarttım. bilekliğin çıkması ile vücuduma güç tekrar akmaya başladı. ciğerlerim yanıyordu. ellerime baktığımda damarlarım mor ve belirgindi. kafamı kaldırdığım da Luka üzerime hamle yaptı boynundan tutup karşı duvara fırlattım. Numa Redrock'a işaret verdi.üzerime doğru fırlattığı taşlardan kurtulup. üzerine atladım boynundan tutup Luka'nın üzerine doğru fırlattım. arkamı dönmemle Dave'in su dalgasının beni devirmesi bir oldu afallamıştım anlıkta olsa kontrolü kaybettim Tekrar kendime geldiğim de pençelerim Dave'in karnına geçmişti. pençemi çekip. onu Numa'nın önüne fırlattım.
Numa: Dave!
Lydia: git yoksa daha çok can alırım!
Numa: Red Dave'i al!
onlar gittiğinde geri dönüp bilekliklerimi alıp ara sokağa kaçtım. takmamla bütün tüpün vücuduma akması bir oldu. duvar dibine çöktüm. üşüyordum vücudumun altını hissetmiyordum titremeye başladığım da Clint yanıma geldi bana baktı. bir şeyler diyordu ama şok etkisiyle onu duyamıyordum. gemiye geldiğimizde serum bağlayıp yatırdılar kendime geldiğimde Fury bana bakıp azarlıyordu. doğrulup suratına baktım.
Fury: Biz her şeyi hallediyoruz sen hasta hasta çıkıp adam durdurmaya çalışıyorsun.
Lydia: amacınız helikopterlerin sigortasından yararlanmaksa mantıklı bir fikir
Fury: Sen hastasın Ölebilirsin önce kendini iyileştir. o yaptığın şey yüzünden 800mg vücuduna enjekte edildi . Az kalsın "o sırada odaya Maria girdi Fury'i dışarı çağırdı" Mike senle ilgilenecek.
Mike ve boş duvar aynı kategoride soru sordukça mimik değiştirir onun dışında boş boş etrafa bakınır. masada tasarım hazırlarken sıkılıp yatağıma geçtim. Ölçüm cihazını bilekliğe monte edip. çalıştırdım 2 dakika sonra max raporu çıkartmıştı.
Max: efendim 3 haftanız var o süre zarfında güçlerinizi kulanmak sizin için pek yararlı olmayacaktır. öfkelenmemeye ve ani duygu değişimlerine dikkat ediniz.
Lydia: peki max.
önümüzde ki üç gün boyunca laboratuvarda bu duruma çare aradım. fakat işlevsizdi ne yapsam etsem olmuyordu. her yaptığım vücuduma bir o kadar zarar veriyordu. Neredeyse pes etmiştim. tableti alp haberleri açtığım da Numa'yı gördüm. yataktan fırlayıp kapıya gittiğimde Mike yolumu kesti!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALFA(KIZIL TAŞ LANETI )
ChickLitALFA 1.KİTAP(TAMAMLANDİ) KIZIL TAŞ LANETI :geçmişin izleri kafamda çalkalanırken en güvendiklerimin ihanetine uğramak ruhumu derinden derine parçalıyor, intikamın verdiği hırs içimde ki son insanlığı yok ediyordu. hep o korktuğum ve kaçtığım canavar...
