Chars kapıyı ittiğinde duvar dibine dizilmiş bir kaç kapsül gördüm. Charsın suratına anlamsız bir biçimde baktım. İki asker içeriden bir kapsül getirdi önüme koydu. Boynuma saplanan iğne ile yere serildim herşeyi algılıyorum fakat hareket edemiyorum. Chars bastonundan tutup yere çöktü gözlerime baktı.
Chars: ufak köpek hak ettiğin kafese hoş geldin.
Askerlerden biri beni kucağına aldı kaldırıp kapsüle bağladı. Kapaklar kapandığında kapsülü içine dolan sıvı tüm vücudumu uyuşturmuştu. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken son gördüğüm manzara kırmızı tehlike ışıklarıydı.
************
Gözlerimi açtığımda kapsülün camı buğulanmıştı ellerimden birini çözüp camdaki buğyu sildim fakat pek bir şey göremedim.öbür elimi de çıkarıp kapsül kapaklarımı zorlayarak açtım çıktığımda gördüğüm manzaranın etkisi ile şaşkına dönmüştüm, tüm kapsülleri yere yığılmıştı. PANİKLE girdiğim kapıdan geri çıktım ama dışarıda gördüğüm manzara daha kötüydü yol boyu merdivenin üzerine kadar cesatlarle doluydu. Üst kata çıktığımda kafes kapakları açılmış ama herkes ölmüştü . Camdan bahçeye baktığımda oranında buradan farklı olmadığını gördüm. Binadan bahçeye çıktım cesetler bakarken birinin ban seslendiğini duydum
Alice: Lydia!!
Yanın gittiğimde vücudu paramparçaydı.
Lydia: Burada ne oldu!?
Alice: kontrolsüzlerden biri kaçmış tüm binayı yerle bir etti öbürlerini.... ( zor konuşuyordu kelimeleri yarısında kesiyor yutkunuyordu)şehre gittiler. Durdurmayı denedik beceremedik kaçtılar. Diğerleri peşlerinden gitti. Bende seni almaya geliyordum Bir tanesi daha çıkmamış Onun gibi birini daha önce görmedim durdurmamız lazım onları.
Lydia : tamam sen sakin ol iyileşeceksin.
Alice :beni bırak onlara yardım etmelisin.......
Lafını bitirmeden gözleri kapanıp bayıldı.
Lydia: Alice, Alice.
Onu kucağıma alıp laboratuvara götürdüm masaya bıraktım o sırada profesörlerden birinin uyandığını gördüm. Yanına yaklaştım.
Lydia: hey sen sen iyi misin.
Emily: evet.
Lydia: kal ve onu iyileştir ben şehre gidiyorum
Dedikten sonra koridora kapıya doğru yönelip Arkamı döndüm.
Lydia: bak onu iyileştirmemekte acele et çünkü bu şeylerin hepsi daha açılmadı.
Dedikten sonra oradan çıkıp şehre doğru gittim biraz ilerledikten sonra Louis'i gördüm. Tamamen kırmızı insan siluetli biri onu boynundan tutup yere yapıştırmıştı. Koşup üstüne atladım onu yere yapıştırdım biraz yerde yuvarlanıp boğuştuktan sonra. Uçurumun dibinde ucunda duruyorduk kırmızı suratında sanırım ağızıydı dişlerini çıkarıp kafama doğru yaklaştı kafamı koparacağı sırada Louis ellerinden kıvılcım atarak onu uçurumdan aşağı attı. Yerden kalktığımda yanıma geldi hala zor nefes alıyordum.
Louis : iyi misin.
Lydia: iyim.
Louis: bu sadece bir tanesiydi 4 tane daha var
Lydia: tamam hadi gidelim.
Louis: Lydia, bunlar vahşi bizim gibi değiller.
Lydia: şehre gitmelerine izin veremeyiz insanları öldürecekler
Louis söylediği yöne doğru gittiğimizde ileride Numa, Dave ve Luka'yı gördük neredeyse hepsi yere yığılmıştı Gerhard ve Luka haricindekiler yaralı, Numa'nın durumu ağırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALFA(KIZIL TAŞ LANETI )
ChickLitALFA 1.KİTAP(TAMAMLANDİ) KIZIL TAŞ LANETI :geçmişin izleri kafamda çalkalanırken en güvendiklerimin ihanetine uğramak ruhumu derinden derine parçalıyor, intikamın verdiği hırs içimde ki son insanlığı yok ediyordu. hep o korktuğum ve kaçtığım canavar...
