Gözlerimi açtığımda nemli pis kokan bir kafesteydim etrafıma bakmaya kalktığım hiç bir şey göremedim sağıma soluma baktığım da hiç bir şey göremedim nasıl çıkacağımıda bilmediğimden kafesin bir kenarına çöktüm kafamı dizlerime koydum içimde derin bir üzüntü ve korku vardı.
***
Sabaha doğru hava iyice soğumaya başlamıştı. Havanın soğukluğu artıkça dahada titriyor kafesin nemli ve ıslak ortamından dolayında biraz daha üşüyordum bir süre sonra etraftan sesler gelmeye başladı korkarak kafesin köşesine doğru biraz daha sokuldum. Adamlar kafesin kapağını açtı. İçeriden çeke çeke zorla beni çıkartarak labaratuvar benzeri bir yere götürdü.
***
Beni koltuğun birine oturtup ellerimi bağladılar soğun ve içimdeki korkunun etkisiyle titremeye başladım. Beni getiren askerlerden biri elinde askeri kaska benzeyen bir şeyi kafama geçirerek bir kaç ayar yaptı sonrasın da panelin arkasına geçip kaskı çalıştırdığı o ana dahi tek hatırlayan bildiğim şey kaskan gelen elektriğin canımı ne kadar yaktığıydı
***
Sonraki 3 yılım labaratuarda deney faresi olarak geçti kaçmayı denedim fakat bu konuda pek başarılı olamadım. Sonrasında tekrar tekrar hafızam silindi. Belli bir süreden sonra benliğimle yok olmuştu kim olduğumu
***
Belli bir süre sonra deneylerin ve sınavların ağırlığı fazla gelmişti. Kaçmayı düşündüm denedimde ama bu konuda pek başarılı olduğum söylenemez kapıyı geçmeden boynundaki tasma ile etkisiz hale getirdiler. Yakalamanın iyi tarafı artık o lağam kokan pis hücre de değil. Labaratuar da bir koltukta kafam boynum bileklerim gövdem bağlanmış halde bir koltuktaydım. Kötü yanı koltuk çok rahatsızdı.
***
O dakikadan sonra kabus gibi olan hayatım daha beter bir hal almaya başladı deneyler ve sınavlar ağırlaştı ve daha acı hale geldi. Bu durum bir süre devam etti ta ki reaktörlerde ki patlamanın etkisiyle birçok insan değişime uğrayana kadar. İnsanlar farklı farklı güçler kazanmıştı Chars ise bunları bir şekil yakalamak için planlar geliştiriyor bazen planlarına beni de dahil ediyordu. Tabi bu durumda bir gelişmiş için ayrılan kafeler haliyle yetmemeye küçük gelmeye başlamıştı. Bu sepebten hepimiz boynunuzda tasmalar gözlerimiz bağlı araçlara kapatılarak eski hapishane benzeri bir yere getirildik.
***
Burayı biraz incelediğimde dört bir yanı taş tuğla duvarlarla çevrilmiş, duvarların üzerinde elektrikli teller ve köşelerinde ne olduğunu anlamadığım cihazlar vardı. Cihazların ne işe yaradığını çok geçmeden aramızdan biri uçarak kaçmaya çalışınca anladık. Sinyal kesicilerin oluşturduğu sınırı geçtiği anda tasma aktive oldu ve çarpılarak yere düştü yere indiğinde ise hala durmuyor elektrik akımı ile titremeye devam ediyordu içeriden eli bastonu birisi çıktı ilk başlarda tanıyamamıştım fakat sonradan kim olduğunu hafızamı da düzelmesiyle hatırladım bu burada olmamıza sebep olan Chars'tan başkası değildi.
***
Kumandadan bir tuşa basarak akımı kesti. Yerde yatan adama baktı elindeki bastonu salladı bastonu kenarları incelemiş adeta kılıca dönüşmüştü. adamın boğazına kılıcı dayadı yüzümüze baktı.
Chars: burda olmanız rica edilmiyor hiç biriniz umurumuz da dahi değilsiniz sadece birer köpeksiniz ya itahat edersiniz yada....
***
Dedikten sonra elindeki kılıcı adamın boğazından çekip ayağındaki ayakkabıdan çıkan çivilere adamın kafasını ayağıyla ezdi. O adamın cesedi 4-5 gün asılı halde o duvarın üzerinde bekledi. Parmaklık camdan aşağıya baktığımda gördüğüm Chars'ın pis sırıtışıydı. Bir süre sonra ceset kokmaya başlayınca çürük kokusu tüm hapishaneye sardı askerlere alıp onu dışarı attı. Göz korkutma hamlesiydi am görünüşe göre başarılı olmuşdu
***
kapının parmaklığına geçip baktığımda kimi duvarın dibine çökmüş ağlıyor kimi ise içeride panik halinde volta atıyordu içlerinden biri suratıma baktı.
Layla: o sendin beni alıp buraya getiren sendin. Senin yüzünden buradayım.
***
Gözlerimi devirip içeri geçtim yatağa uzandım. Ben yatakta tavana bakarken o da oradan hala söyleniyordu.
Nadia:bakamazsın tabi suratımıza, yüzün yok. Korkaksın, senin yüzünden hepimiz öleceğiz. Sırf ona köpeklik ediyorsun diye.
Ayağa kalktım parmaklıklar yapıştım öfke ile yüzüne baktım.
Lydia: sence ben halimden memnun muyum? Senin şurada 4 gündür yaşadığın korku 5 yaşımdan beri var. Sizin gibi aptallarla uğraşmaktan zevk almıyorum anlıyacağın bak o boynundaki tasma varya sıvılar var içinde hah onlar seni kontrol edebiliyor zeki şey. Çıkarmayı dene bakim ne oluyor.
***
Dedikten sonra korku dolu gözlerle yüzüme baktı. Tekrar içeriye geçip yatağıma uzandım tavanı izlemeye biraz olsun uyuyup dinlenmeye çalıştım. Ama gözlerime bir gram uyku giriyordu doğruldum yüzümü yıkadım. Aynaya baktım. Sonra tekrar parmaklıklar geldiğimde Bi çocuğun gözlerini bana dikip baktığını gördüm
Lydia: sende mi her şey senin suçun diyeceksin.
Leon: yok, çok güzelsin diyecektim.
Lydia: teşekkür ederim sende çok.. Iıı... Bacak kadarsın.
Leon: nasıl iltifat edilir bilmiyorsun demi!"kıkırdamaya başladı."
Lydia: seni de 10 yıl kafeste tutsak etseler sende bilmezdin çocuk.
Leon: adım Leon bu arada. Sen.
Lydia: Lydia, ama ben sana çocuk diyeceğim.
Leon: tamam
***
Diyerek içten bir gülümseme atıp içeriye doğru gitti. Bende arkasından gülümseyip yatağıma uzandım. Bunca yıllık tutsak gecen hayatımda ilk kez iltifat almanın ve uzun zaman sonra samimi bir gülüşle karşılamanın hissiyatıyla her zamankinden mutlu bir şekilde yatağa girdim. Uzun zamandır kaybettiğim umut ve huzursuzluk bir çocuğun gülüşü ile geri gelmiş gibiydi uzandım kafamı yastığa koyup uykuya daldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALFA(KIZIL TAŞ LANETI )
Chick-LitALFA 1.KİTAP(TAMAMLANDİ) KIZIL TAŞ LANETI :geçmişin izleri kafamda çalkalanırken en güvendiklerimin ihanetine uğramak ruhumu derinden derine parçalıyor, intikamın verdiği hırs içimde ki son insanlığı yok ediyordu. hep o korktuğum ve kaçtığım canavar...
