20. Bölüm Part 1: "Element Kampı"

546 18 11
                                        

"Aman. Tanrım."

Kampa son yirmi metre kadar kalmışken duruyorum ve kampı inceliyorum. Henüz kapısından bile geçmemişken, içeriden gelen heyecan çığlıkları, birbiriyle düello yapan Tek Element Bükücülerle birlikte olma düşüncesi, beni biraz olsun rahatlatıyor. Güçlerimi geliştirme arzum daha da ağır basıyor bu zamanlarda.

Emma elini omzuma koyuyor. Önce eline, sonra yüzüne bakıyorum. Gülümsüyor, gülümsüyorum. "Sana bir sürpriz yapmak istiyorum... Percy Jackson sever misin?"

Ona inanamazmış gibi bakıyorum. "Sorman hataydı," diyorum alayla. Gülümsemesi yüzüne daha da yayılıyor, bir süre sonra sırıtmaya dönüşüyor. "Rick Rioardan bir tek element bükücü."

Gözlerim saniyelerle sonuna kadar açılıyor ve içimin garip bir duyguyla, kanımda adrenalin hormonunun salgılandığını hissediyorum (Hep böyle bir bölüm yazmak istemişimdir.). Aniden kahkaha atmaya ve sevinçten zıplamaya başlıyorum. Heyecanımı yarısında bölüyor ve devam ediyor. "Toprak bükücü, hem de en iyilerinden biri. Percy Jackson serisindeki Melez Kampı'nı yaratırken, Element Kampı'ndan esinlendi. Yunan mitolojisine her zaman hayranlık duyardı. Ama, serisi için kamptan gitmek zorunda kaldı... En azından kendini koruyabilecek kadar yetenekli."

"Yani onu tanıyor musun?"

"Tabi. Ama insanlar bizi fark etmeye başladığından, 19. yüzyılın ortalarında, Melez Kampı kuruldu. Kim tarafından kurulduğu hala bir sır olarak saklanmakta, lakin kamp varlığını hala devam ettiriyor."

Etraftaki ağaçlara göz gezdiriyorum. "Peki, hangisi kalkan?"

Emma bana tek gözünü kısarak bakıyor, sonradan anladığını belirtrn bir ifadeyle kaşları kalkıyor. "Ha, o bir ağaç değil. Bir taş."

"Nasıl bir taş, bu kadar güçlü olabilir?" diy soruyorum meraklı gözlerimi ona dikerek.

Alayla gülümsüyor. "Nasıl bir ağaç bu kadar güçlü olabiliyorsa, taşta o kadar güçlü."

Kampın kapısından girerken -aynı zamanda alkanın içinden geçerken- ürperiyorum. Kalkanı gayet net bir şekilde hissetmek, sanki bir Hipogrif'in sizi uçurması gibiydi. Bunun ne demek olduğunu bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor. Hipogrifin üzerinde uçmak çok eğlenceli olurdu- neyse, konumuz bu değil.

Her tarafta insanlar koşuşturuyor, birbirleriyle düello yapıyorlardı. Genelde aynı elemente sahip olanlar yarışıyorlar, yeteneklerini arttırmak için herhalde.

Emma durunca bende duruyorum. "Hey, herkes buraya baksın!" diye bağırırken aynı zamanda dikkat çekmek için kollarını sallıyor havada. Birkaç saniye sonra eğlence sonlanmış, düellolar bitmiş, tüm gözler üzerimizde oluyor.

"Hepiniz bu anı bekliyordunuz, değil mi?"

Emma gülümsüyor ve elini omzuma koyuyor. "Avatar!"

Herkeste bir şaşkınlık ifadesi belirmesinin ardından fısıldaşmalar, ardından "Yaşa Avatar!" nidaları havada yükseliyor. Gülmeden edemiyorum.

Bir anda herkes etrafımda çember oluşturuyor, bir soru bitmeden diğerine başlıyorlar.

"Adın ne?"

"Darker'la savaştın mı?"

"Hangi elementte daha iyisin?"

"Ne zaman öğrendin?"

"Sevgilin var mı?"

Son soruyu soran kişinin yüzüne tipik gerizekalı bakışımı atıyorum. Diğer sorulara kulak asmadan, Emma'ya yardım et der gibi çeviriyorum başımı.

"Sessizlik lütfen!" Herkes sessizliğe büründükten sonra devam ediyor. "Teşekkürler. Onu Darker'dan önce öldürmek istemezsiniz değil mi?" Gülüyor. Darker beni öldürecek? Ha?

Ona uzun süre bakakalıyorum. Yüzünü yüzüme hizaladığında gülmeye başlıyor. Karşımdakinin ne yaptığını anlamadığım zamanlar yaptığımı yapıyorum- sağ gözümü kısıp boynumu biraz eğiyorum. O hala gülmeye devam ederken, gözlerinden akan yaşı siliyor ve sırtını düzleştiriyor.

"Yüzün..." diyor ve eliyle beni işaret ediyor. "Öyle komik görünüyordun ki!"

Kaşlarımı bir kez kaldırıyorum. "Peki."

Biraz daha ciddileşiyor ama hala gülümsiyor. Kısa saçlarını eliyle geriye iterken, "Peki," diye mırıldanıyor.

"Darker'dan önce öldürmek istemezsiniz derken, ne demek istedin?"

Emma bozuntuya vermiyor. "Lafın gelişi söyledim."

Başımı sallıyorum. "Peki."

"Peki."

Çok kısa olabilir, ama partlara böleceğim :( Sınavlardan yeni çıktım, pek kafam yerinde değil.s Part 2'yi daha uzun yapmaya çalışacağım. Bu arada çok merak ettiğim bir şey var.

Benedict'ı nasıl okuyorsunuz? :d Arkadaşıma sordum, Benedit diye okuyorum dedi, yıqıldım.

Genç AvatarBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin