4

25 10 0
                                        

🌟🌟🌟

Bir an dizlerimin bağı çözüldü. Bir deyim olarak değil, hayır.... Gerçekten ayakta duramadım ve bacaklarımı da hissedemedim. Yere düştükten sonra sarsıla sarsıla ağlarken dedeme doğru emekledim ve kırmızıya boyanmış beyaz süveteri üstünden ona sıkıca sarıldım. Gözyaşlarım süveterinin göğüs kısmını hızla ıslatırken kalbim o kadar acıyordu ki nefes almakta zorlanıyordum. "Dede özür dilerim... Seni bırakmamalıydım..." yarım yamalak kurduğum cümleler kulağıma uğultu olarak geliyordu. "Bu gece yanlış dileği diledim... Seni diliyorum... Seni diliyorum dede... Özür dilerim ... özür dilerim... Dede..." Hıçkırıklarım durmuyordu. Aniden burnumun ucuna değen şeyle gözlerimi kaldırdım.

Kaçak mahkum bakışlarını başka tarafa çevirmiş bana bir mendil uzatıyordu. Mendili alıp akan burnumu sildim ama bu faydasızdı. Hıçkırıklarım dinmiyordu. Bir umut mahkuma bakarak konuştum. "Belki ambulansı ararsak..." Kaçak mahkum bana bakmadan özür diler gibi ama ciddi bir sesle konuştu. "Herkesi kontrol ettim. Bu evde canlı olarak sadece biz varız..." Ağlamam şiddetlenirken iki elimi dedemin karnında üst üste birleştirdim ve yanağımı yaslayıp ağlayarak konuştum.

" Hatırladın mı küçükken de hep böyle yatardım karnına?" burnum bunu düşününce çok şiddetli sızladığı için duraksadım ve biraz ağladıktan sonra devam ettim. "Beni koruduğun şey bu muydu? Hapishaneden daha kötüymüş... Özür dilerim anlamamıştım... Dede eğer geri dönersen söz veriyorum bu evden bir daha hiç çıkmak istemeyeceğim." Hıçkırarak zar zor devam ettim. "Eğer kimseye yol gösteremeyecekse Polaris neden parlasın ki?" son dediğim şeyle mahkumun hızlıca başını bana çevirip şaşkınca baktığını hissettim ama aynı hızda tekrar diğer tarafa dönüp bana bakmayı kesti.

Sanırım acıma saygı duymaya çalışıyordu ama ben bu nezaketine teşekkür etmeme izin vermeyecek kadar kaba bir acıyla mücadele ediyordum. Kaybetmenin acısı... Tek varlığını kaybetmenin acısı... Ağlayarak burnumu dedemin süveterinin içine giydiği gömleğin yakasına yasladım ve tıraş losyonunun kokusunu içime çekerken ağlayarak konuştum. "Geri dönmezsen tıraş losyonunun tamamını kendime sakal çizmek için kullanırım..." dedem tıraş olurken beni lavabonun tezgahına oturttururdu ben de mudaratlık olsun diye tıraş losyonunu alır yüzüme şekiller yapardım dedem de gerçekten kızmasa da kızar gibi yapardı. Bu anıyla hıçkırıklarım şiddetlenirken delirmek üzere olduğumu hissediyordum. Düzgün düşünemiyordum ve canım çok acıyordu.

Ve çaresiz her anımda olduğu gibi Arbede'nin sesini duydum. "Ölmüş bir insanı geri dönmesi için ikna edemezsin Yıldız... Sakinleş, yoksa kendine zarar vereceksin..." iç çekerek fısıldadım. "Ama çok acıyor Arbede..." Arbede başımı okşar gibi bir sesle fısıldadı. "Biliyorum... Ben de hissediyorum... ama kendine zarar vermemelisin." Başımı dedemin karnına tekrar bastırdım ve ağlayarak konuştum. "Keşke beni zorladığın dövüş derslerine katılsaydım... O zaman seni korurdum..."

Hafifçe doğrularak başımı dedemin göğsünden ayırdım. gözlerimde parlayan alevlerle tıslayarak konuştum. "Hepsini öldüreceğim..." gözümden bir yaş daha aklarken başım yavaşça geri düştü tüm evi inletecek derecede yüksek sesle bağırdım. "Hepsini öldüreceğim!" ağlamam şiddetlenirken başım tekrar dedemin göğsüne düştü. Kokusunu son bir kez içime çekip yanaklarına birer öpücük kondurdum. Titreyen bacaklarımla yavaşça ayağa kalktım.

Az önce fark etmediğim durumu şimdi fark ediyordum. Mahkum yoktu! Adını bilmediğim için seslendim. "Mahkum! Neredesin?" odadan içeri girerek konuştu. "Bu herifler burada bir şey aramışlar ama anlaşılan o ki bulamamışlar." İç çekerek titrek bir sesle konuştum burnumu koluma sildikten sonra. "Para için yaptılar bas baya, ucubeler! Dedemi öldürmek zorunda değillerdi bunun için!" Mahkum başını iki yana sallayarak konuştu. "Hayır, para için değil. Bu adamlar tam teçhizatlı profesyoneller. Bunları buraya yollayan kişi para sıkıntısı çekiyor olsaydı adamları bu kadar donanımlı olmazdı. Ayrıca evden para çalınmamış." Şaşkınca sordum. "Çalınmadığını nereden biliyorsun ki?" Bakışlarıyla bütün dosyalar yere saçılmış odayı incelerken konuştu.

KAÇAKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin