O KİM, BU KİM

13 2 0
                                        

Gazeteciler kapıdan çıkmakta olan kapşonlu kişinin peşinden koştular. Kapşonlu adam asansör yerine merdivenlere yöneldi ve gözden kayboldu. Güvenlik Müdürü telsizden anons geçti.
-2214, 2214 Merdivenlerden inen gri kapşonlu mont giymiş şahsı durdurun!
Hülya'nın ayakta duracak hali yoktu. Ülfet koluna girerek odaya götürdü. Hülya koltuğa uzandı.
-Ersin'di o.
-Saçmalama Hülya. Nereden çıkarıyorsun? Yüzü görünmüyordu.
-Ses tonu, yürüyüşü. Ersin'di biliyorum.
O sırada Hilal bir garsonla içeri girdi. Garson kız elindeki tepsiyi sehpanın üzerine bıraktı. Koca bir tabak sandviç ve meyve suları vardı.
-Hadi kızlar, bize sandviç hazırlattım. Yiyelim de biraz kendimize gelelim.
Hülya zorla bir kaç ısırık aldı. Meyve suyu iyi gelmişti. Ahmet Bey kapıyı çalıp içeri girdi.
-Kapşonlu adamı yakalamışlar. Buraya getirmelerini söyledim. Bana da sandviç var mı?
"Olmaz mı?" dedi Hilal. Beyaz peynirli,domatesli olanı uzattı.
-Tam istediğin gibi. Vişne suyu da al! Mario ile Bülent nerede?
-Kapşonlunun peşinden gittiler. Gelirler şimdi.
Ahmet'in sözü bitmeden kapı çalındı. Kapıda ilk Mario göründü. Nefes nefeseydi.
-Yakaladi biz onu.
Mario'nun arkasından Güvenlik Müdürü'nün sesi yükseldi.
-Ahmet Bey malum şahsı buraya getirdik.
Mario içeri girip kapıdan çekilince Güvenlik Müdürü ile kelepçelediği kişi ortaya çıktı. Arkalarında Bülent duruyordu. Malum şahıs Ersin'in boylarında, biraz daha zayıftı. Koyu güneş gözlükleri ve kapşonunun yüzüne vuran gölgesi tanınmasını engelliyordu. Güvenlik görevlisi kelepçeli şahsı iterek içeri soktu. Arkasından Bülent de içeri girdi. Hülya heyecandan gözlerini kapamıştı. Ahmet Bey şahsa yaklaştı.
-Erman Bey, kimliğini tespit ettiniz mi?
Güvenlik Müdürü şahsın kapşonunu indirdi. Gözlüklerini çıkardı. Karşılarında 17-18 yaşlarında bir genç duruyordu.
-Adı Furkan Yılmaz. Ögrenci.
Hülya adı duyunca gözlerini yavaşça açtı. Ülfet Hülya'nın kulağına eğildi.
-Gördün mü bak Ersin değilmiş.
-Ama O... Ersin'di.
Ülfet Hilal'in yanına geldi. Kısık sesle "Nihal Hanım'dan randevu alabildin mi?" diye sordu.
-İstanbul'a döner dönmez ilk işimiz Nihal'e gitmek.
Hülya Nihal adını duydu ama tepki vermedi. Kendi kendine "Bana inanmıyorlar ama ben eminim," dedi. Güvenlik Müdürü şahsı bir sandalyeye oturtmuş, kendisi de karşısına geçmişti.
-Neden gazeteci gibi söz alıp o sözleri söyledin.
-Ben bir şey söylemedim.
-Yalan söyleme.
-Yalan söylemiyorum. Burger King'de arkadaşlarımla oturuyorduk. Sonra tuvalete gitmek için kalktım. Kattaki tuvalet kapalıydı. Bir alt kata indim. Merdivenlerde beni durdurdular. Ne olduğunu anlamadım.
Bülent sinirlenmişti. Araya girdi.
-Dalga mı geçiyorsun? Hepimiz seni gördük.
-Nerede gördünüz anlamadım ki...
-Halbmond Mağazasının alt salonunda.
-Ben oraya hiç gitmedim ki.
Güvenlik Müdürü Hülya' yı işaret etti.
-Hülya Hanım gazetecilerle konuşuyordu. Sen de oradaydın. Gazetecilerin arasındaydın.
Şahıs Hülya'ya baktı.
-Ben bu ablayı hiç görmedim. Dediğim gibi tuvalete gidiyordum.

Güvenlik Müdürü Ahmet Bey'e döndü.
-İzin verirseniz ben kamera kayıtlarını getireyim. Kanıt daha etkili olur konuşması için.
Ahmet Bey "Tamam, getir" dedi. Güvenlik Müdürü beş dakika sonra bir laptopla içeri girdi. Hemen sehpanın üzerine koydu. Ekranı Ahmet Bey'e çevirdi. Mario ve Bülent Ahmet Bey'in arkasından ekranı görmeye çalışıyordular. Ekranda gri kapşonlu şahsın kapıya gidişi görünüyordu. Gri kapşonu ve kotu aynıydı. Ayakkabılar tam seçilemiyordu. Görüntü merdiven başında bitiyordu. Ahmet Bey "Bu kadar mı?" diye sordu.
-Bu kadar. Ne yazık ki merdivenlerde kamera yok.
-Önden kayıt yok mu?
Bulamadık. Muhtemelen gazetecilerin arasına saklanarak gelmiş. Kamera açılarını biliyormuş sanki.
Ahmet Bey laptopu Furkan'a çevirdi.
-Buna ne diyorsun?
-Furkan görüntüleri dikkatle takip etti. Sonra "Durun, durun!" diye bağırdı. Güvenlik Müdürü Furkan'ın yanına geçti.
-Biraz geri alabilir misiniz?
Güvenlik Müdürü görüntüyü geri aldı.
-İşte,işte... Bakın!
Güvenlik Müdürü ekrana eğildi.
-Neye bakalım!
-Sol koluna. Kolunu kaldırmış.
-Eee, ne var bunda?
Diğerleri de merakla kalkmış, ekrana bakıyorlardı. Furkan sol kolunu açtı. Kolunda bir yılan dövmesi bilekten dirseğe kadar uzanıyordu.
-Bakın benim dövmem var. Onun yok.




SAKIN UNUTMAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin