22- Gitme

29.5K 2.5K 5.3K
                                    


Selam bebeklerim biz geldik,

İyi okumalar aşklarım



JUNGKOOK

O evde daha fazla kalmamıştık.

Tüm gerçekleri anlattıktan sonra, Jimin'in elinden tutup hızla uzaklaşmamızı sağlamıştım ordan ve onu kendi evime getirmiştim. Bu gece yaşadıklarından sonra onun yalnız kalmasına müsaade edemezdim.

Önce kendi evine gitmek için itiraz etti fakat biraz ısrarımdan sonra usulca kafasını sallamış, teklifimi kabul etmişti. Bu uysallığı o an kalbimin sızlamasına sebep oldu. Çünkü en başından beri benimle savaşan, bana ayak direyen bu inatçı adamın benimle inatlaşacak kadar bile gücü yoktu.

"Çok yorgunsun. Hadi gel de seni yatıralım." Dedim bitkin yüzüne bakarken. O kadar ağırdı ki tüm bunlar, onun küçücük bedeninin kaldırabileceğinden çok daha fazlaydı. Bu yüzden dinlensin istiyordum. Biraz uyumalı ve dinlenmeliydi.

"Yatmak istemiyorum." Dedi kısık sesiyle.

Salonda, koltuğumda oturuyordu şimdi. Elini sıkıntıyla saçlarından geçirdi. "Yatsam da uyuyamam zaten. İçecek bir şeylere ihtiyacım var Jungkook."

Kafası öyle dolu, acısı öyle derindi ki, kırgın gözleri ve ses tonu bunu saklama gereği bile duymuyordu. Onu bu gece tamamen dağıtmıştım. Karşımda yavaşça dağılmış, tüm kırıkları teker teker ruhuna batmıştı.

Onu onarmalıydım.

"Tamam. Ne içmek istersin? Bira, şarap ya da viski?"

Alkol onu biraz gevşetir ve uyumasına yardımcı olurdu. Hem evdeydik zaten ve ben yanındaydım. Tek istediğim sadece rahatlaması ve kafasının dağılmasıydı.

"Viski" dedi düşünmeden. En sert olanı seçmişti. En az öğrendiği gerçekler kadar sert olanını.

Ona kafa sallayıp bir şişe viski ve iki bardakla geri döndüm yanına. Benim de rahatlamaya ihtiyacım vardı elbette, fakat o benden çok daha kötü durumdaydı. Benim yıllardır yüzleştiğim gerçeklerle o tek bir gecede yüzleşmek zorunda kalmıştı ve şu an hangisini düşünmesi gerektiğine bile karar veremediğine emindim. Üstelik bunun sebebi bendim ve ona gerçekleri anlatabildiğim için hem omuzlarımdan koca bir yük kalkmış gibi hissediyor, hem de ona yüklediğim bu yükün altında eziliyormuş gibi acı çekiyordum. Ama zorundaydım. Buna mecburdum çünkü Taehyung'un gerçek yüzünü görmeseydi, birkaç gün sonra onunla evlenecekti.

Tanrım, bunun düşüncesine bile tahammülüm yoktu.

Önüne koyduğum bardağı vakit kaybetmeden kafasına dikmiş, alkolün acı tadı boğazından geçerken yüzünü buruşturmuştu. Ben daha şişenin kapağını bile kapatamadan tek dikişte bitirmişti bardağındakini ve yenisini koymam için kolunu bana doğru uzatmıştı.

Dudaklarımı birbirine bastırıp sesimi çıkartmadan yenisini doldurdum. Ona şimdilik müdahale etmek istemiyordum fakat bu hızda giderse, alkol komasına girme ihtimali çok yüksekti. İçkiye dayanıklı olduğunu biliyordum ancak ne kadar dayanıklı olursa olsun, insanın kafası doluysa eğer sarhoş olması için tek bir kadeh bile yeterli oluyordu.

Bunu en iyi kendimden biliyordum.

Kendi kadehimi de alıp karşısındaki koltuğa oturduğumda içkimden büyük bir yudum alıp onu izlemiştim sessizce. Gözleri ağlamaktan şişmiş, saçları kendi parmakları tarafından çekiştirilmekten dağılmış, dudakları içtiği içkisi yüzünden ıslak ve parlaktı.

Charm | JikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin