30- Gidiyorum Sevgilim

20.7K 1.7K 4.4K
                                    



Biz geldik güzel bebeklerim,

Yazar notumu sona sakladım çünkü bir an önce okumanızı istiyorum. Finalden önceki son bölümle karşınızdayım. Lütfen yorum yapın olur mu? Ben inanılmaz duygularla yazdım. Bu yüzden sizin de düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.

İyi okumalar ;(


Kalbim durmuştu.

Kalbim, kulaklarımın duyduğu o silah sesinden sonra atmayı bırakmıştı.

Gözlerimi sıkıca yumup, derin bir nefes çekmiştim içime ve bu, benim aldığım son nefes olmuştu.

Acı beklemiştim. O kör kurşunun, tenimi delip geçtiğinin işareti sayılacak büyük bir acı. Fakat yoktu. Acı yoktu. Acımıyordu hiçbir yerim.

Aradan geçen birkaç saniyenin sonunda hala gözlerimi açmaya cesaret edemiyordum. Tuttuğum nefesi bırakmaya, neler olup bittiğini anlamaya cesaretim yoktu çünkü biliyordum, bir şeyler oluyordu.

Kötü şeyler oluyordu. Görmeye cesaretimin olmadığı, kalbimin kaldıramayacağı şeyler.

Az önce atılan o kurşun, etime değil de ruhuma saplanmıştı sanki. Her bir yanım acıyordu. Fakat bu acı fiziksel değildi.

Sonra bir dokunuş hissettim tenimde. Sert bir tutuş. Tanıdık, bildik ve sert olmasına rağmen huzur dolu bir dokunuştu bu. Belkide çok daha öncesinde değmişti teni tenime fakat ben henüz hissedebiliyordum bunu kapalı göz kapaklarımın ardından.

O bana dokunuyordu ama benim kalbim neden acıyordu? Parmak uçlarının değdiği yerde çiçekler açtıran adam neden solduruyordu bu defa tenimi?

Ben tüm bunlardan kaçmak için açamasam da gözlerimi, kulaklarım şahitlik ediyordu felaketime. Ölüm fermanım yazılıyordu satır satır.

"Hayır!" Diye bağıran Taehyung'un sesi tüylerimi diken diken ederken, ben de "hayır" diyordum şimdi içimden ve başımı iki yana sallarken hala kapalı olan gözlerimden istemsizce yaşlar süzülüyordu.

"Hayır tanrım hayır hayır hayır!"

Korktuğum, kaçtığım, ertelediğim şey, başıma geliyordu. Önce tapındığım parmaklarının dokunuşu çekiliyordu tenimden sonra buz gibi bir rüzgar esiyordu, sanki siperliğim çekilip alınmış gibi üzerimden. Buz kesiyordum saniyeler içinde. Buz gibi oluyordum sıcaklığından uzakta.

Sonra bir ses daha duyuyordum, duymayı hiç istemediğim bir ses. Gözlerim korkuyla açılırken hayatımı başıma yıkan o görüntüyü görüyordum karşımda.

Benim aşkım, dizleri üzerine çökmüş, saniye saniye kırmızıya boyanmaya devam eden kalbini tutuyor güçsüzce.

Benim aşkım düşüyor gözlerimin önünde boylu boyunca yere.

Benim aşkım, benim.

Kendime gelip "Jungkook!" Diyerek diz çöküyorum ben de hemen önüne. "Jungkook hayır!"

Nefesim kesiliyor. Onu yattığı yerden kaldırıp kollarımın arasına çekerken nefesim kesiliyor. Taptığım yüzünü alıyorum avuçlarımın arasına ve gözlerime bakmaya zorluyorum onu.

"Jungkook." Diyorum. "Jungkook hayır, ben vurulmalıydım. Neden-neden atladın önüme?" Diye kızıyorum gözyaşlarım süzülürken ona. Ama bir cevap alamıyorum.

"Jungkook" diyorum yeniden beni duyduğuna emin olmak ister gibi hafifçe yüzünü sarsarak. "Burdayım sevgilim. Bak bana hadi, ben burdayım."

Titreyen göz kapaklarını zorlukla aralayıp değdiriyor irislerini bana ve tam o an dudakları hafifçe yana kıvrılıyor.

Charm | JikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin