20- Madalyonun Diğer Yüzü'2

23.3K 2.4K 3.6K
                                    



Acı.

Şu an hissettiğim tek şey saf acıydı. Acıdan nefes alamıyor, gözlerim kararıyordu. Korkuyordum. Korkudan ölüyordum ben.

"Yapmadı de" dedim ona dehşetle bakarken. Öyle şiddetli ağlıyordu ki, yapmış olma ihtimali beni öldürüyordu. Yere diz çöküp yüzünü avuçlarımın içine aldığımda "Jungkook.." dedim yalvarır gibi ama o bakamadı gözlerime. Hiç durmadan ağlıyor, güzel yüzünden süzülen yaşları teker teker kalbime damlıyordu.

"Yalvarırım" dedim hıçkırırken. "Jungkook nolursun yapmadı de."

Kardeşim değilsin demişti ona. Sen benim kardeşim falan değilsin demişti. Üvey kardeş olabilecekleri, bugüne kadar aklımın ucundan bile geçmemişti. Bunca nefretin sebebinin böyle bir şey olacağı asla ama asla tahmin edebileceğim bir şey değildi. İnanamıyordum duyduklarıma, yaşanılanlara.

Ona bunu yaşatmış olamazdı. Hayır. Bu kadarını yapmış olamazdı. Üvey bile olsalar, yıllarca birlikte büyüdüğü, kendisini abisi gibi gören küçücük bir çocuğa bunu yapamazdı. Yapmazdı Taehyung.

Yüzünü tutan bileklerime güçsüzce sarılan titrek elleri, tenimi öyle bir yakıyordu ki, bağırmak istiyordum. Ses tellerim kopana kadar çığlık atmak, her şeyi yerle bir etmek, dünyayı herkesin başına yıkmak. Jungkook bu kadar acı çekerken kimse, ama hiç kimse mutlu olmasın istiyordum.

"Bebeğim." Dedim hala avucumdaki ıslak kirpikleri sıkıca örtülü yüzüne bakarken. Belki anlattığı o lanet günün üzerinden yıllar geçmiş ve o kocaman, güçlü bir adam olmuştu ama bebek gibiydi şimdi karşımda. Savunmasız, sevgiye, merhamete, ilgiye muhtaç bir bebek gibiydi. O kadar güzel, ağlarken bile o kadar güzeldi ki kalbim ezildi ona baktıkça.

"Canın yandığında canım yanıyor" dedim az önceki anı hatırlayıp her şeye rağmen gülümsemeye çalışırken. Daha dakikalar önce o bana söylemişti bunu. Fakat bilmiyordu, onun canı yandığında benim canımın gittiğini bilmiyordu.

Daha fazla ağlamamak için kendini öyle bir sıkıyordu ki, çenesi titriyordu. "Hadi gözlerime bak nolursun" diyerek öptüm onu titreyen çenesinden. "Göster bana güzel gözlerini."

Yüreğindeki binlerce ağırlık, göz kapaklarına da ket vuruyordu sanki. Öyle yavaş aralamıştı ki gözlerini, yıldızlarının söndüğünü gördüğümde, beynim uyuşmuştu sanki. Gözlerinde galaksiyi taşıyan adamı karanlıkta bırakmışlardı.

Çaresizlik beni boğarken, tamamen yere oturup sırtımı arkamdaki koltuğa yasladım ve kolumu kolunun altından geçirip kendime çektim onu. Saçlarının kokusu yüzüme çarptığında burnum sızladı. Nasıl da güzeldi kokusu. Delirecektim. Tanrı şahit bir gün bu kokusu yüzünden delirecektim.

Minicik kalmış bedeni kucağıma sığınırken içim gitti bu haline. Ona sıkıca sarılıp "geçti" dedim. "Geçti, bitti artık. Anlatmak zorunda değilsin. Önemli değil. Önemli değil Jungkook. Hiçbir şey senden önemli değil."

Değildi. Hiçbir şey ondan önemli değildi şu anda ama eğer Taehyung ona dokunduysa, ona.. ona zorla dokunmaya devam ettiyse onu ellerimle öldürecektim.

Öyle öfkeli, öyle sinirliydim ki ona, şu an gidip hesap sormak yerine, hiçbir şey yapmadan burda durabiliyorsam, bu sadece Jungkook içindi. Onu burda bu halde bırakamazdım. Çünkü demiştim ya, hiçbir şey ondan önemli değildi benim için. Ne benimle oyun oynaması, ne intikam için beni kullanması ne de bana karşı bir şeyler hissedip hissetmemesi önemli değildi.

Bu geceden sonra parçalara ayrılacağımı biliyordum fakat şimdi güçlü durmalıydım. Jungkook için güçlü durmalı, onun en derinine işlemiş yaralarını sarıp sarmalamalıydım.

Charm | JikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin