6- Sevgililer Günü

30K 2.3K 5.5K
                                    

Kim Holding
14.02.2020

"Yıllardır hiçbir sevgililer gününü sevgilimle geçirmedim."

Bana verilen yeni proje için şirketteki odamda detaylı çizim yapmaya çalışıyordum. Bugün sevgililer günüydü ve bu yüzden sevgilisi olmayan sevgili hyungumun serzenişlerine maruz kalıyordum. Yıllardır sevgilisi yoktu çünkü yıllardır buzlar kralına aşıktı ve sevgili olma olasılıkları sıfırın altında bir yerlerdeyken sevgililer gününü daha uzun yıllar yalnız geçireceğe benziyordu.

"İyi yanından bak hyung, en azından hediye ve kutlama derdine düşmüyorsun. Paran da cebine kalıyor" diyerek kıkırdamış, gözlerini devirmesine sebep olmuştum.

"Senin tuzun kuru tabii" diyerek kollarını sinirli bir şekilde göğsünde birleştirmişti. "Taehyung kimbilir yine ne süprizler hazırladı. Ben de bu yıl evde oturmak yerine, saplar partisine gitmeye karar verdim."

Ciddiyetini sorgulamak ister gibi bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde, düşünüyor gibiydi. Gerçekten de artık karşılıksız aşktan yorulmuştu belkide ve aslında bu saplar partisi pek de fena bir fikir değildi. Çünkü partinin amacı, ilişkisi olmayan kişilerin birbirleriyle tanışmasıydı. Kimbilir belki de Yoongi hyungu unutur, şahane bir ilişkiye başlardı. Mutlu olmasını öyle çok istiyordum ki..

"Bence de gitmelisin hyung" dedim onu desteklediğimi belli edercesine. "Yirmi sekiz yaşına geldin. Ben artık minik Hoseoklar sevmek istiyorum."

"Mimik Hoseoklar" diye tekrarladı beni yüzünde beliren gülümsemeyle. "Minik Hoseoklar ve minik Yoongiler.."
Yine konuyu bir şekilde Yoongi hyunga bağlamayı başarmıştı. Dalıp gittiğinde, gözlerinde saniyeler içinde oluşan parıltılarla heyecanla konuşmaya devam etti, "Tanrım Jimin ikimizin çocuğu olduğunu düşünebiliyor musun? Kimbilir nasıl da sevimli bir şey olurdu."

Tamamen umutsuz vakaydı.

Saplar partisine de gitse, orda dünyanın en yakışıklı adamıyla da tanışsa değişen hiçbir şey olmayacaktı. Aşkın esiri olmaya devam edecekti.

Her ne kadar hareketleriyle az buçuk belli etmeye çalışsa da, duygularını Yoongi hyunga hiçbir zaman açıklamamıştı. Çünkü onu reddedip bir de üzerine yargılayacağını düşünüyordu. Dört yıldır onu tanıyorduk ve bir kez bile hemcinsiyle bir münasebeti olduğunu görmemiştik. Yanında hep ince belli, güzel kalçalı kadınlar olurdu ve onu memnun etmeye uğraşırlardı. Onun eşcinsel ya da biseksüel olduğunu düşünmüyorduk ama yanındaki kadınlarla da eğleniyor gibi durmazdı. Çünkü Min Yoongi, buzlar kralıydı ve kolay kolay gülümsemez, memnun olmaz, mutlu gözükmezdi. Bu durum da elbette ki Hoseok hyungun cesaretini kırıyordu.

Artık ona itiraf etmesi hakkında baskı yapmıyordum çünkü bir keresinde, ona duygularını Yoongi hyunga söylemesi gerektiğini söylediğimde, "yüzüme yumruğunu geçirip bana nefretle bakmasındansa, yakınında olup beni görmezden gelmesine razıyım" demişti. İşte o zaman tüm bu çaresizliğinin içinde bile, yine de onu seviyor olmasına hayran kalmış, kendimi sorgulamıştım. Yaşadığı, hissettiği aşk, bana kendimi sorgulatmıştı. "Acaba ben Taehyung'a gerçekten bu kadar aşık mıyım" diye uzunca bir zaman düşünmüştüm. Elbetteki sonucunda "benim aşkım karşılıklı" diyerek kendimi şanslılardan saymıştım.

"Teknik olarak ikinizin çocuğu olması imkansız hyung" dediğimde, uzunca bir süredir içinde bulunduğu hayaller aleminden çıkmış, "iyki söyledin, sanki ben bilmiyorum doğuramayacağımı" diyerek kaşlarını çatmıştı.

Onun bu sinirli hallerine güldüğüm sırada kapım çaldı. Gel komutumla birlikte, içeriye elinde kocaman gül demeti ve yüzünde her zaman görmekten keyif aldığım gülümsemesiyle asistanım Yujin girdi.

Charm | JikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin