Tae's House
15.02.2020 (aynı gecenin devamı)
"Bana Jungkook'un bu saatte neden sana 'dudaklarını özledim' diye mesaj attığını açıklamak ister misin?"
Taehyung'un ağzından duyduğum bu cümleyle, tabiri caizse beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Damarlarımdaki alkol vücudumu terketmiş, güzel olan kafam tamamen açılmıştı.
Tanrı aşkına Kim Jungkook bana hangi cesaretle böyle bir mesaj atabiliyordu? Üstelik bugünün sevgililer günü olduğunu ve abisiyle olacağımı bildiği halde. Taehyung'un bu mesajı okuma ihtimali olduğunu nasıl düşünmezdi?
Belki de düşünmüştü. Düşünmüştü ve sırf beni ona karşı zor durumda bırakmak için bunu yapmıştı. Ondan herşeyi beklerdim. Taehyung şu an tam karşımda kaşları çatık ve sorgular biçimde gözlerimin içine baktığına göre başarılı da olmuştu.
Gerçekten tamamen sıçmıştım.
Ses tonundan, ne kadar öfkeli olduğu belli olan Taehyung, birkaç adım daha yaklaşarak, "Bana cevap ver Jimin" demişti dişlerinin arasından. Tanrım ona ne diyebilirdim ki? Nasıl kurtulacaktım bu bataklıktan ben?
"T-Taehyung.." diyebildim sadece fakat sesim korkudan götüme kaçtığı için ben bile zor duymuştum bunu. Biraz daha zorladım kendimi ve daha yüksek bir tonda "lütfen sakin ol" dedim oturduğum koltuktan kalkarken. Bana tepeden bakarken daha da korkutucu görünüyordu.
Sinirle güldü. Söylediğim şey bozuk olan sinirini daha da bozmuştu belli ki. Bir yandan gülerken, bir yandan da üzerime doğru yürüyordu. Aramızdaki mesafeyi tamamen kapatarak telefonun ekranını gözüme soktu ve tane tane tekrar etti, "senden bu lanet olası mesajı açıklamanı istedim Jimin!"
Sonlara doğru tamamen yükselen sesi beni daha da korkutuyordu çünkü onu ilk kez böyle görüyordum. Kontrolünü kaybetmesine birkaç saniye kalmış gibiydi. Biraz daha benden cevap alamassa ortalığı ateşe verecek gibi..
Titriyordum. Korkudan, sinirden ve çaresizlikten titriyordum. Bir cevap vermem gerekiyordu. Tam şu an birkaç saniye içinde ona bir cevap vermem gerekiyordu fakat dilim tutulmuş gibiydi.
Herşey buraya kadardı işte. Onu aldatmıştım hem de defalarca. Hakettiğim buydu işte benim. Layığım buydu. Jungkook'un beni bu hale düşürdüğüne inanamıyordum. Eğer bu evden sağ çıkarsam ilk işim gidip onu çıplak ellerimle boğmak olacaktı.
"Taehyung ben.." dedim tekrar sesimi bulabildiğimde. Titrememi durduramıyordum. Yolun sonu burasıydı artık benim için. Kararımı şu birkaç saniye içinde vermiştim.
İtiraf edecektim.
Evet yapacaktım bunu. Daha iki-üç saat önce bana evliliğimizden ve yaşayacağımız evden hevesle bahseden nişanlıma, tam da şu an herşeyi anlatacaktım ve biz tamemen bitecektik. Günlerdir yaşadığım vicdan azabı dinecek, beynim düşünmekten zonklamayacaktı artık. Onu aldatmanın yaşattığı o iğrenç his yakamı bırakacak, İkilemlerim olmayacaktı. Ben yanacaktım belki ama o şerefsizi de kendimle birlikte yakacaktım. Cehenneme tek başıma gitmeye hiç niyetim yoktu.
Ne zaman dolduğunu bilmediğim gözlerimden farkında olmadığım birer yaş düştü yanaklarıma usulca. Hala Taehyung'un gözlerinin içine bakıyordum ve irislerinde saniyelik yakaladığım o kırılma öyle hızlı geçip gitmişti ki, gerçekliğini bile sorgulayamamıştım.
"Ağlama ve konuş Jimin" demişti sert sesiyle. Tahammülü bitmişti artık. Onu aldattığımı öğrenmişti. Hem de kendisinden nefret eden kardeşiyle ve onun ağzından öğrenmişti bunu. Ona daha kötü ne yaşatabilirdim ki? Artık onunla olmaya, onu daha fazla kandırmaya hakkım yoktu. Daha fazla kaçmak yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Charm | Jikook
Fanfiction"Hadi ama Jimin" dedi bana biraz daha yaklaşarak. "Bu kadar büyütme. Sadece abimin biricik nişanlısına tebrikler öpücüğü vermek istedim." Tekrar dibime girdi ve gözlerini fütursuzca gözlerime dikerek son sözünü söyledi, "Ve bilirsin ki ben istediği...
