27- İyileşme

42.9K 2.1K 8.9K
                                        

Dikkat dikkat, kaptanınız konuşuyor;

Sayın yolcularımız, Charm hava yollarının JIKOOK0811 sefer sayılı uçağı kalkışa hazırdır. Lütfen kemerlerinizi sıkıca bağladığınızdan emin olunuz ve ikinci bir emre kadar asla çözmeyiniz. Aksi halde sorumluluk alamayacağımızı siz değerli yolcularımıza üzülerek bildirmek isteriz.

Kaptanınız Luna, iyi uçuşlar diler✈️

Boolca yorum yapmazsanız eğer, uçağı düşürürüm ve herkes ölür ona göre hehehehehe rekor yorum bekliyorum. Oy sınırını da +700e düşürüyorum.

Bölüm şarkısı, Bishop Briggs - Never Tear Us Apart

JİMİN

Şaşkınlıkla izliyordum onu. Dört yıldır tanıdığım, bildiğim o adamdan çok uzakta olan bu halini şaşkınlık ve endişeyle izliyordum. Öfkesiyle ilk kez tanışıyordum. İlk kez görüyordum onu böyle ve bilmiyordum. Ne yapacağımı, onu nasıl sakinleştirebileceğimi hiç bilmiyordum.

"Jungkook.." dedim o, kitlediği kapının kolunu bırakıp bana doğru hızla gelirken. "Tanrı aşkına lütfen sakin-"

Fakat cümlemi tamamlayamamıştım bile. Çünkü Jungkook, beni omuzlarımdan tutmuş, hızla arkamdaki duvara yaslamıştı.

Beklemediğim bir anda yaptığı bu atak, mideme yumruk yemişim gibi hissettirdi bana. Gözlerimi hızla kırpıştırıp şaşkınca yüzüne baktım önce, sonra da omzumdaki ellerine. Kan revan içindeki ellerine.

"Sakın!" Dedi dişlerinin arasından ve ellerini omzumdan çekip, hızla başımın iki yanından tüm gücüyle duvara çarptı avuçlarını öfkeyle. "Sakın bana sakin olmamı söyleme!"

Sımsıkı yumdum gözlerimi. Kalp atışlarımı duyuyordum ve kulaklarım uğulduyordu heyecandan. Öyle bir hızla çarpıyordu ki kalbim, göğüs kafesim dar geliyordu. "Ben.." dedim sonra ama devamını getiremedim cümlemin.

"Yüzüme bak." Dedi sertçe. Kapalı göz kapaklarıma çarptı sıcak nefesi ve ben ona itaat ederek yavaşça araladım kirpiklerimi.

Gözlerinin içinde alevler yanıyordu adeta. Bana baktığı her an yakıyordu beni öfkeli parıltılarıyla, yok ediyordu. Başımın iki yanında, hala duvara yaslı olan elleri tir tir titriyordu, tıpkı benim dizlerim gibi.

"Sana.." dedi ve gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi burnundan. Cümlesinin devamını getirmek istemiyordu sanki. Dişlerini sıkıyor, kendini sakinleştirmeye çabalıyordu fakat başarılı olmadığı kesindi.

Alnını sertçe alnıma yasladı sonra. Gözlerime en yakından bakarak, kelimelerin üzerine bastıra bastıra kurdu cümlesini.

"Sana. dokunmasına. nasıl. izin. verirsin?"

Muhtemelen başından beri burdaydı. Beni takip etmişti ve Minho'nun tüm hareketlerini izlemişti. Fakat yine de son yaptığı şeye kadar bir tepki vermemiş, kendini belli bile etmemişti. Ancak ben giderken kolumdan tutup beni kendine adeta yapıştırması ve elini belime atması belli ki Jungkook için son noktaydı.

"Ben sana dokunamazken, dokunmaya cesaret edemezken, onun sana dokunmasına nasıl müsaade edersin Jimin?"

"Etmedim." Dedim telaşla. Alnıma yaslı alnı sayesinde tenim yanıyordu. Kokusu burnuma doluyordu ve ben hiç iyi hissetmiyordum. Birkaç saniye sonra bayılacak gibiydim. Yalnızca birkaç saniye.

"Ben ona müsaade falan etmedim Jungkook. Başından beri burdaysan görmüşsündür. Onun.. onun hareketleri beni rahatsız hissettirdiği için hemen kalktım zaten yanından. Eve gidecektim. Eğer kolumdan tutup beni durdurmasaydı, evime gidecektim ben."

Charm | JikookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin