Resimde Efe var.
Bir insan sizi etkilediyse, dünyadaki olmasa da dünyanızdaki en mükemmel, en dehşet verici şey olur bir anda. Gözleri mavi ya da kahverengi olsun hiç fark etmez, milyonlarca gökkuşağının renklerini bir arada yaşatabilir bir bakışıyla. Bütün vücudunuzu kasıp kavurabilir bir dokunuşuyla.
Ben bunları hissetmek isteyip istemediğime pek emin değildim.
Benimkisi sadece birkaç küçük hoşlaştıydı sadece. Ve Efe'ye karşı da böyle hissetmekten korkuyordum açıkçası. Kendime sahip çıkmalıydım tam anlamıyla.
Efe kapıyı açtığında zorla içeri girebildim. Bunun nedeni ürkmem ya da tedirgin olmam değildi, Efe'nin beni tekrar taşımasına izin vermeyerek acı içinde yürüyordum. Ama ilk halimden kat kat daha iyiydim.
İçeri girdiğimde kapıyı kapattı. Etrafa baktım birkaç saniye. Villa bizimkinin iki katı falan olmalıydı. Mobilyalar çok moderndi. Büyük pencereleri vardı evin. Duvardan duvara pencereler.
'' Bugün eve attığım şanslı kız sensin. Mutlu ol. '' dedi yine dalga geçerek. Okulda çok sessiz biri görünüyordu. Bu kadar eğlenceli biri olacağını hiç tahmin etmezdim doğrusu. '' Gerçi şu halinle kıza bile benzemiyorsun ama. '' dedi üstümdekilere bakarak.
'' İşte buna çok sevindim, emeklerim boşa gitmemiş. '' dedim etrafa bakarak. O bana karşı abi gibi hissediyordu, ben de kardeşi gibi hissetmeliydim. Şu kocaman evde sadece ikimizsek eğer, gözlerine bile bakmamalıydım. '' Evde başka kimse var mı? '' dedim yanlış anlamasından korkarak.
Hiç tahmin etmediğim bir şekilde kahkaha atmaya başladı.
'' Ciddiyim. '' dedim hala ona bakmayarak. Ellerini omuzlarıma koydu ve beni ona doğru çevirince kahverengi gözleriyle karşılaştım.
'' Gördüğün gibi ben buradayım, sen nereye doğru konuşuyorsun? '' dedi o da ciddi bir edayla. Tekrar utanmak istemiyordum.
'' Sana bakmak mı zorundayım? '' dedim kaşlarımı kaldırıp.
'' Eğer benimle konuşuyorsan, evet. '' dedi samimiyetle.
'' Fazla samimi davranıyorsun, kendine gel. '' diyerek ellerini omzumdan çektim ve aramızdaki yakınlığı bozarak geriye doğru bir adım attım.
Şaşırmış görünüyordu. Gözlerini kırpıştırıp, yere dikti. Derin bir nefes aldı.
'' Benimle gel, duş yukarıda. '' dedi üzgün bir sesle. '' Artık ne bulabilirsem onları giyersin. '' diyerek merdivenleri çıkmaya başladı. Of, ona böyle dememeliydim.
Peşinden gittim. Üst katta bir odayı açtı ve bana somurtarak girmemi işaret etti.
Gözlerini bile kırpmadan bana bakıyordu.
Yavaşça ve ona değmeden içeri girdim.
Fazlasıyla kocaman bir kıyafet dolabı vardı odada. Çekmecelerinin birinden bir havlu attı elime.
'' Hadi, sen duşunu al. Ben sana göre birkaç kıyafet bulayım 'abisi'.'' Dedi son kelimeye baskı yaparak. Cidden çok alınmıştı. Benim suçumdu.
Kafamı tamam anlamında sallayarak odadaki kapıyı açtım. Pantolonumu çıkartmak oldukça zor olmuştu. Skinny pantolon, özellikle bütün yaralara teker teker sürtmüş her seferinde farklı bir inleme çıkartmama neden olmuştu.
Biri kapıyı tıklattı.
'' Bade, iyi misin? '' dedi Efe kapının arkasından. Bir anda içeri gireceğinden korkarak da olsa cevap verdim.
'' İyiyim. ''
Daha sonrasında cevap gelmedi. Bütün kıyafetlerimi çıkartıp küveti ılık suyla doldurdum.
Yavaşça suyun içine oturdum ve biraz rahatlamaya çalıştım. Olmuyordu.
Su, vücudumdaki kurumuş kanı temizleyemiyordu. Ellerimle yaraları yavaşça ovarak temizledim.
Bütün işlerimi bitirip verdiği küçük havluya dolandıktan sonra onun karşısına bu kılıkta çıkamayacağımı fark ettim. Tamam, neredeyse dizlerime geliyor olabilirdi. Ama havluydu işte. Karşımdaki ise Efe'ydi ama. Ateş bile neler düşünürdü beni öyle görse, Efe'yi ise çok tanımıyordum bile.
Kapıyı hafifçe araladım ve kafamı çıkartarak odada göz gezdirdim. Oda boştu. Yatağın üstünde benim için bıraktığı kıyafetler vardı. Hızlıca banyodan çıkıp yatağın yanına gittim. Odanın kapısı açıktı. Kapıyı kapatmak için gittiğimde koridordaki taburede öylece oturduğunu gördüm. Beni görünce kafasını kaldırmadan gözlerini kaldırdı ve ağzı aralandı.
Daha fazlasına fırsat vermeden kapıyı hızla kapattım.
Üstümü giyinip saçlarımın ıslaklığını havluyla aldıktan sonra tekrar kapıyı açtım. Tabure boştu. Sağa sola baktım ama yapayalnızdım katta.
Merdivenleri yavaşça indim ve tekrar etrafıma baktım. Televizyon açıktı ve kanepenin arkasından kafasını görebildim.
Gittim ve yavaşça yanındaki koltuğa oturdum.
Bana göz ucuyla bakıp televizyona geri döndü.
'' Pansumana ihtiyacım var. '' dedim ürkek bir sesle.
'' Odamdaki mavi çekmecede malzemeler var abisinin. ''
'' Bana abisinin demeyi kes! '' dedim ayağa kalkarak.
'' Sana samimi davranmam bir sorun değil miydi abi- '' derken ona doğru eğilip elimle ağzını kapattım.
'' Lütfen artık şu tabiri kullanma, bu bana abi gözüyle baktığın anlamına gelmiyor. Sadece iğrenç, ağzına yakışmayan saçma bir tabir. '' dedim.
Elimi ağzından çektim ve yavaşça yanına oturdum.
'' Bak, madem her şeyi apaçık konuşan birisin, bir kereliğine beni de dinlemek zorundasın. '' dedim ve birazdan yapacağım utanç verici konuşmaya hazırladım kendimi. '' Sen çok yakışıklı bir çocuksun, fazlasıyla. '' dedikten sonra televizyonda olan gözlerini bana çevirdi. Artık konuşmak çok daha zordu. '' Ve ben insan içine lisede çıkmış biriyim. Erkekler hakkında hiçbir şey bilmeyen, arkadaşı bile olamayan biriyim. Ve, '' dedim ve uygun kelimeler bulmaya çalışırken ağzımı birkaç kez aralayıp geri kapattım. '' Senin için normal olan hareketler benim için saçma bir şekilde yakın geldi o an. Ateş işte. Sinirlerimi bozdu. Özür dilerim. ''
Bir cevap vermesini bekliyordum.
'' Ateş'le hiç yattın mı? '' dedi bir anda bıçak gibi. Çok ileri gidiyordu.
'' Ne saçmalıyorsun sen? '' dedim. '' Öyle biri olmadığımı birkaç saat önce sen söylemiştin! ''
Koltukta ondan uzaklaşırken kollarımdan tutup hafifçe kendine çekti.
'' Senin öyle biri olmaman böyle bir olayın olamayacağı anlamına gelmiyor. O zorla- '' dedikten sonra lafını kestim hızlıca.
'' Hayır, tamam mı? Hayır. Su saçma sorularına bir son versen iyi olacak! Neden onunla böyle iğrenç bir şey yapayım? ''
'' Belki onu sevdiğin içindir. '' dedi ima ederek.
Kafam karışmıştı. Neden bahsediyordu? Ateş'i sevmek?
'' Sen ne saçmalıyorsun? ''
Kırgın bir gülümseme attı. '' Ateş ona aşık olduğunu bana söyledi Bade. ''
'' Ne? '' diyebildim sadece. Şok olmuştum.
'' Niye bu kadar şaşırdın? O bir erkek. Arkadaşlarına söyleyebileceğini göze almadın mı hiç? '' diyerek kollarımdaki ellerini biraz gevşetti.
'' Ben ona aşık falan değilim ki. ''
Bıkkınca kafasını yukarı doğru kaldırıp '' Eminim öyledir. '' diye söylendi.
'' B-ben çok ciddiyim. Nasıl böyle bir yalan uydurabilir? Nasıl? '' Sadece şaşkınlığa uğramıştım. Henüz sinirlenme evresine geçememiştim.
Efe bana baktıktan sonra ifadesi ciddileşti. '' Sen ciddisin. '' dedi o da şaşırarak. ''Hayalet gibi oldun. ''
*
Aradan geçen ve bana asırlar gibi gelen birkaç saatten sonra şu an tekrar salondaydım.
Efe bütün yaralarımı temizleme yardımcı olup kesintisiz ağlamama bir son vermek için komedi filmi açmıştı salonda. Bense açtığı filmi kapattırıp onun yerine Cartoon Network'ü açmış, ağlayarak çizgi film izliyordum.
'' Ağlamayı kes artık Bade! Sadece bana söyledi. Egosunu tatmin etmek istemiş işte, kendini parçalıyorsun. Zombilere benzedin. '' diyerek elinde oynadığı kumandayı orta sehpaya bıraktı.
'' Üşüyorum. '' dedim sadece. Üstümde ayağa kalkınca hafif göbeğim açılan bir t-shirt vardı ve altımdaki pantolon çok ince ve dardı. Akşam olmaya başlıyordu. Ayağa kalkıp üst kata çıktığında elinde bir battaniye ile geleceğini düşünmüştüm. Bomboş geldi ve yanıma oturdu.
'' Sıcaklığı yükselttim. '' dedi sakin ve huzurlu bir sesle. Işıklar yanmıyor, salonu televizyon aydınlatıyordu.
Arkama doğru yaslandım ve burnumu çektim. Ağlamam geçiyordu yavaş yavaş.
O da arkasına yaslanınca omzuna kafamı koydum.
'' Böyle bir şey yapacağını asla tahmin etmezdim. Aklıma bile gelmezdi ki. ''
Efe iç geçirdi. '' Kaç saattir aynı şeyi söylüyorsun zaten. Kendine gel Bade. ''
Omzuna koyduğum kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Çok yakındık.
'' Seni doğru düzgün tanımıyorum. Kocaman evde sadece ikimiz varız. Sana güvenemem. Şu an bana verdiğin odada uyuyor olmalıydım. Omzuna kafanı koyup Ateş yüzünden ağlıyor değil. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissettiriyorsun bana. Garip değil mi? '' dedim.
'' Cevabı çok basit. '' dedi ve gülümsedi.
'' Çünkü ben, '' dedi ve yanağımdan bir makas aldı. '' Senin de dediğin gibi dehşet derecede yakışıklıyım. ''
Gülmeme engel olamadım.
'' İşte böyle. '' dedi. '' Madem Ateş o konularda yüzüne bile bakmayacağın bir kişi, dediği saçma şeyler neden bu kadar ilgilendiriyor seni? Boşversene. '' dedi ve dudaklarını ıslattı.
'' O konularda yüzüne bakacağım biri yok zaten. Çok normal bir şeymiş gibi konuşman sinir bozucu. '' dedim ve tekrar burnumu çektim.
Dağınık saçlarımdan bir tutam arkaya attı ve özgüvenle sırıttı. '' Ben bile mi? ''
'' Evet, sen bile. ''
Şu an korkmalı mıydım?
'' Ne yani, şu an istesem kollarımda olurdun. '' dedi küçümseyerek.
'' Saçmalamaya başlıyorsun Efe. ''
'' Yalan mı? Bana hayır diyebilir misin? '' dedi dik dik cevap beklerken.
'' Kendini ne sanıyorsun ki? Tabi ki de. '' dedim suratımı buruşturarak.
Bir anda kollarımı sımsıkı tuttu ve beni kendine çekti. Kollarım acıdan yanıyordu. Dişlerimi sıktım. Daha da dibime girdi.
Bir saniye içinde boynumda dudaklarını hissettim. Bütün vücudum ani bir sıcaklık artışı yaşarken nefesim hissizleşiyordu. Çok kısa bir andı bu olay, göz açıp kapamak gibi. Ve sonra kulağıma fısıldadı. '' Neden beni itmiyorsun o zaman? ''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Novela JuvenilBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
