Resim Ateş
Nefesimi mi tutuyordum? Kolumdan tutup beni yanına çektiğinde zaten hayatla bağlantım kopmuştu.
Bozuntuya vermemeye çalışarak ona döndüm ve kaşlarımı çattım. Onun suratına bakarken mal gibi sırıtmamak da zordu aslında. Senden çok hoşlanıyorum dememek için zor katlanırken, dediği şu vebalı sözü esgeçtim.
'' Neden Befru'yla oturmuyorsun? '' dedim. Sanki dedikten sonra anlamıştım dediğim kelimeleri.
'' Sanane ki bundan? '' dedi kaşlarını kaldırıp. Lütfen böyle yapıp gözlerini büyütme Yağız, fena oluyorum.
'' Haklısın. '' dedim soğuk bir tavırla. '' Ama hala o mesajı benim yazdığımı düşünmüyorsun değil mi? ''
'' Kuzenin mi yazdı? '' dedi dalga geçercesine. Vay be, Yağız'la hiç bu kadar uzun konuşmamıştık dedim kendi kendime.
'' Eğer dinlersen, her şeyi anlatabilirim. ''
Ofladı ve ben onun hareketlerine anlam vermeye çalışıyorken ayağa kalkıp çantasını tek omzuna taktı. '' İlk günden okula gelmek çok saçmaydı. '' dedi ve sınıfın kapısına doğru ilerlerken cebinden benim telefonumun bir üst modeli olan modelini çıkarttı. Vay be, ne çabuk 6 çıktı diye düşündüm. Gerçi annem eve geldiğinde muhtemelen bir tanesini açılmamış kutusuyla elime tutuşturacaktı.
Yağız'ın neden bu kadar atarlı davranmasının sebebinin sadece ilk defa reddedilmiş olabileceğinden dolayı olabileceğini aklımda bir yerlere yerleştirdim. Ama aslında reddedilmemişti.
Öğlene kadar olan okulun bütün derslerinde hocaların YGS'yi korkuta korkuta anlatması umrumda bile değildi.
Çantamı sırtlanıp asosyalce kafamı telefona gömdükten sonra okulun çıkış kapısına kadar ilerledim.
Önümü görmek için kafamı ara ara kaldırıyordum. Okulun fayansları hayatımdan bile parlaktı doğrusu. Kafamı son kaldırmamdan bir saniye geçmeden önce gördüğüm şeyi anlamak için ağzım hafifçe açık bir şekilde tekrar baktım.
Ateş, okulun çıkış kapısının önünde müdürle bir şeyler konuşuyordu. Genelde müdürün dediklerini dinliyordu da denilebilirdi aslında. Onları izlerken adımlarıma ara verdiğimi fark ettim.
Ateş'le göz göze geldiğimizde önce kocaman sırıttı ve müdürün konuşması hala sürerken bana el salladı.
Aramızdaki 10 metre azalırken yanından durmadan geçtim ve eve doğru yürümeye başladım.
'' Seni adi şeftali kurusu. '' dedim kaldırımları arşınlarken. O üç harfli küfürü söylemek yerine şeftali diyordum.
Sabahtan beri Yağız'ın bana kız gibi küsmesini çekerken Ateş'i de görmek bayağı sinir bozucuydu. Bizim okula mı kaydoluyordu yoksa?
Telefonda numarasıyla uzun süre bakıştıktan sonra adımlarıma devam ederek telefonu cebime attım.
Ertesi sabah kalktığımda, annemin tahmin ettiğim gibi getirmiş olduğu benimkisinin 2 üst modeli olan telefonun alarm sesi biraz yabancıydı bana. Kot ve kısa kollu geçirdikten sonra sabahları pek fazla iştahım olmadığından dolayı direk evin çıkışına yöneldim. Kapıyı açtıktan sonra '' Anne, ben çıkıyorum! '' diye bağırdım. Onlar daha kalkmamıştı. Üst kattaki yatak odasından gelen '' Tamam '' sesiyle ayakkabılarımı ayağıma geçirip evden dışarı çıktım. Elimdeki telefonun özelliklerini anlayabilmek için cebimden çıkartıp ekrana gömülmüşken sert bir gövdeye çarpmamla birlikte birkaç adım geriye sendeledim ve kafamı kaldırdım.
'' Dün daha güzeldin sanki ya. '' dedi Ateş ben ona bön bön bakarken.
'' Beni mi süzüyorsun? '' dedim sinirli bir şekilde.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Teen FictionBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
