İnsanları anlayabilmeyi çok isterdim. Yaptıkları şeylerdeki amaçlarının ne olduğunu bilmeyi, kim için, ne için böyle yaptıklarını.
Ne yazık ki ben sadece aptal bir kız çocuğuydum. İnsanları tanıyabilmem için yaşamam gereken çok şey vardı. Belki de tecrübe onları tanıyabilmenin tek koluydu.
Ama ben daha çocuktum işte. 18 yaşında, okulundan eve, evden okula turlayan bir çocuk.
Ve Ateş benim tam zıttım değil miydi? Sosyal, yakışıklı, popüler biriydi eminim. Öyle olmasa bile muhtemelen öyle olmak için uğraşmadığındandı. Kolaylıkla gözüne kestirdiği güzel bir kızın arkadaş ortamına girip kısa sürede ellerini beline dolayabilirdi. Ya da hiç uğraşmadan direk konuya dalabilirdi. O özgüven onda vardı. Egoya çalan bir özgüven.
Elimdeki bilgiler fazla değildi işte. Tanıyamıyordum onu işte. Ne yapacağını tahmin edemiyordum. Ve şu an neden bana böyle sımsıkı sarıldığını düşünüyordum. Belki de o 54 mesajda yazdığı gibi bana değer veriyordu. Belki gerçekten merak etmişti. Ama diğer bir ihtimal daha vardı. İlkinin ne kadar aptalca olduğunu bana fısıldayan bir ihtimal.
Sadece Efe'yi kıskandırmak istiyordu. Ah, kesinlikle bu olmalıydı. Peki neden bu kadar saçma bir insandı? Neden Efe'yi kıskandırmak istiyordu? Bir çeşit gövde gösterisi falan mı vardı benim bilmediğim diye düşündüm. Hayır, onlar çok yakın arkadaşlardı. Acaba beni sahibi olarak mı göstermeye çalışıyordu? Kafamda bir sürü salakça şey vardı. Mantıklı düşünemiyordum bile.
Tam onun bedeninden geçen sıcak havayla birlikte ona kanacakken, Efe'ye ona aşık olduğumu söylediğini hatırladım. Suratımdaki şaşkınlık dolu ifade kaşlarımın hafifçe çatılmasıyla değişiyordu. Hayır, asla. Ben onun bir eşyası, kıyafeti değilim. Beni istediği kadar umursamayıp sonra tekrar kollarının içine alamaz. Belki.
Sarılma faslı geçince onun suratındaki ifade de kızgınlığa döndü. " Sana o kadar mesaj attım. " dedi kaşlarını çatarak.
" Küfür ettiğin mesajlar mı? " dedim alayla.
" Bir cevap bile yazmadın, kafamı yiyordum. " dedi suratı telaşla üzerimde dolaşırken. Üstümdeki elbiseye şaşırmış görünüyordu. Genelde pantolon t-shirt ikilisini bıktırana kadar giydiğimi biliyordu.
" Çünkü canım bir şey yazmak istemedi. " dedim umursamazca.
Bana bir küfür savuracak gibi öfkeyle bakıp ağzını açtıktan sonra gözleri Efe'yle buluştu ve ağzını geri kapattı. " Bunları konuşacak çok zamanımız olacak. " dedi. " Baş başa. " derken tekrar Efe' ye baktı.
" Sahilde arkamdan umrunda dahi olmadığımı bağırmıştın, ertesi gün değişen neydi? " dedim. Sesim iğneliciydi.
" Vov, bir günde bu kadar asilik nasıl yüklendi, merak ettim doğrusu. " dedi.
" Ben de bir günde bu kadar ilgi nereden yüklendi merak ediyorum. " dedim.
" Hadi Bade, sus da gidelim artık. "
" Sana ne değişti diyorum Ateş? " dedim ona doğru biraz kafamı yaklaştırarak.
Dişlerini birbirine bastırdı ve daha fazla dayanamayarak sesini yükseltti.
" Hiçbir şey değişmedi Bade! Evine dönebilecek kadar zeki bir kız olduğunu düşünmüştüm. Ama evinize geldiğimde gördüm ki ortalıkta yoksun. " dedi sinirle.
Ellerimi kafamın iki yanına koydum telaşla. " Anneme bir şey söyledin mi? " dedim.
" Senin koca bir evde Efe'yle baş başa bir gece geçireceğini nereden bilebilirdim? Nerede olduğun belli olmayınca ilk önce ikisi de delirdi. Ben de daha fazla üzülmemeleri için bir arkadaşımda kaldığın yalanını uydurdum. Gerçek olduğunu bilmiyordum. Öyle gelen geçenin evinde kaldığın için sana kızgınlar bu arada. " dedi. " Senin yol geçen kızı olduğunu düşünmüyordum. " dedi laf sokarak.
Demek savaş istiyorsun. Her zaman kabul edeceğim.
Söyleyecek bir cevap aradım ve en çabuk çıkan kelimeleri koyverdim.
" Gelen geçenin evi değil orası. " dedim.
Küçük bir kahkaha attı.
" Kimin evi? Efe senin üvey abin falan mı? " dedi gülerek.
O kadar sinirlemi bozuyordu ki. Birkaç saniye ona öylece baktıktan sonra Efe'nin yanına yaklaştım ve şaşkın bakışları arasında parmaklarını parmaklarına geçirdim. Efe'nin şaşırmasını beklemiştim. Ama o ise halinden memnun bir şekilde direk gülümsedi ve oturduğu masadan ayağa kalktı.
Şimdi ise Ateş öylece bize bakıyordu. Şok geçirip donmuş gibiydi. Bir tepki vermiyordu. Hiçbir şey söylemiyor, gözlerini dahi kırpımıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Teen FictionBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
