Bir insanın geçmişinin bir köşelerinde mutlaka keşkeleri vardır. Kimseye söyleyemediği belki, ya da her konu açıldığında yakınılan türden.
Benim de keşkelerim vardı. Hem de çok. Saçma sapan olanlarla birlikte hayatımı değiştirebilecek keşkeler.
Ama şu an merak ettiğim asıl şey, Ateş benim keşkem olacak mıydı? Bundan birkaç yıl sonra, ben yurtdışındaki üniversitemdeyken ve o benim adımı bile unutmuş olacakken, ben onu özleyecek miydim? 'Keşke' benimle olsaydı diyecek miyim? Ya da tam tersi, beni bu kadar üzmesinden dolayı o gittiğinde bir ferahlığa mı kavuşacağım?
Evet, konu buralara kadar gelmişti. Yaklaşık 2 saattir evde mahsur kalmış bir şekilde, dış kapıya sırtımı dayayıp yere oturmuş ve düşüncelere dalmıştım.
Beni öylece içeri kilitleyip ne zaman geleceğini dahi söylememişti.
Oturduğum yerde uyuya kalacak gibi gözlerim kapanmaya başlarken kapının açılmasıyla sırtımdaki büyük acıyı hissetmem bir oldu. Acı bir şekilde bağırdığımda kapıyı açan kişi ne olduğunu anlamadan kapıyı biraz daha itince tekrar bağırdım ve zorla ayağa kalkıp sinirli bakışlarla Ateş'in gelmesini umut ederek kimin geldiğine baktım. Bir yandan da elimle sırtımın acıyan yerine dokunuyordum.
Kapının arasından meraklı gözlerle Ateş'in girişini izledim. Ne olduğunu anlamak için hızlıca kapının arkasına ve sonra da tam karşısında duran bana baktı. Elindeki poşetleri fark ettim. O ise neden bağırdığımı anlayınca gülecek sanıyordum.
Suratında hafif sinirli bir ifade oluştu. '' Aptal. '' diye söylendi ve poşetleri yere bırakıp yanıma geldi. '' İyi ki yavaş açmışım kapıyı. '' dedi. Ve tekrar '' Aptal. '' dedi.
'' Söylemeyi keser misin şunu? '' dedim sinirim bozulmuş bir şekilde.
O ise arkama geçip elimle sırtımda ovuşturduğum yere yavaşça dokununca herhangi bir temas olmaması için elimi çektim. '' Bir şeyim yok. Kemiğim acıdı biraz. '' dedim ellerini sırtımdan çekmesi için.
O ise üstümdeki t-shirtü yukarı kadar hızlıca sıyırınca utanıp elini çektim ve tekrar aşağı çekerek ona suratımı döndüm. '' Dokunma. '' dedim tehditkar bir şekilde.
'' Görmediğim bir şey değil. '' dedi ve gözlerini gözlerime dikti.
'' Gerizekalısın. '' dedim utancımın belli olmamasını umarak. Tırnaklarımla saçlarımın dibini kaşıdım. Ofladım. Aynı anda öfkemi kontrol etmeye, utancımı gizlemeye ve Ateş'e bakarken bir şeyler hissedip hissetmediğimi anlamaya çalışıyordum.
'' Asıl konuyu değiştiriyorsun. '' dedim kaşlarımı çatarak. '' Sen beni eve kilitleyip çekip gittin. ''
Bana bış gözlerle baktı. '' Yani? '' dedi.
Daha da çıldırıyordum.
'' Yani mi? Ben senin kölen miyim ki bana böyle davranabileceğini sanıyorsun? ''
Kollarını göğsünde kavuşturdu ve rahat bir şekilde dudaklarını araladı. '' Evet. ''
Daha fazla dayanamayarak ellerimle onu omuzlarından geriye doğru iterek bağırdım.
Biraz sarsıldıktan sonra sırıttı ve uzun işaret parmağını dudaklarına getirerek '' Şş. '' dedi ve aynı parmağıyla kapının önüne bıraktığı poşetleri gösterdi.
'' Sadece yiyecek bir şeyler almaya gittim. '' dedi.
'' Boşuna uğraşmışsın. Ben eve gidiyorum. '' dedim ve aralık kapıya doğru bir adım attım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Teen FictionBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
