Acıyla gözlerim dolarken bacağıma dolan sinekleri kovuşturmak için elimi hışımla salladım. Kendimi aslanın öldürüp yediği ceylandan kalan et parçaları gibi hissediyordum. Etrafıma dolan sinekler kötü hissetmeme neden oluyordu.
Beni gelmek istemediğim bu kampa zorla gönderen aileme kızdım biraz da. Böyle olacağını bilemezlerdi tabii ki. Ama yine de ben gitmek istemiyorum dediğimde karşı çıkmasalardı bacağımın başına bunlar gelmeyecekti.
Baldırımda bir yara, alt bacağımda ise diken çizikleri ve arı sokması sonucu oluşan kırmızı şiş bir tepecik vardı. Yürümemi zorlaştıracak her şey tastamamdı.
Tam önümde ayakta bir oraya bir buraya dönüp duran ve başını kaşıyan bir Ateş vardı.
Hızlıca bana döndü. '' Karar verdim, geldiğimiz yönden geri dönmeye çalışacağız. ''
'' Ben yürüyebileceğimi sanmıyorum. Sen gidip hocaya söyle-'' derken lafımı kesti.
'' Hayır, seni burada böyle bırakmayacağım. '' dedi kafasını iki yana sallayıp kararlı bir şekilde gözlerimin içine bakarken.
'' Ateş, alt tarafı gidip birilerini alıp geleceksin. '' dedim yalvararak.
'' Ha-yır. '' dedi tane tane. '' Seni bırakmam. '' dediğinde ofladım.
'' İyi de neden! '' dedim sesimi biraz yükselterek.
Benim tavrıma karşın o da sesini yükseltti.
Eliyle yürüdüğümüz yolu işaret etti. '' Seni 10 metre arkamda bile arkamda bıraktığımda neler geldiğini görmüyor musun? '' dedi gözlerim içine sinirle bakarak. '' Seninle olmalıyım. '' dediğinde kalbim bunu her zaman için söylediğini iddia ederek beni kandırmaya çalışırken beynim seni parka ulaştırmaya çalışıyor diyerek umutlarımı yıktı.
'' Seninle daha önce de böyle bir konuşma yapmıştık sanki. '' dedim düşünerek.
'' Hatırlamak istemiyorum. '' dedi sert bir sesle.
'' Bana yaptıklarını hatırlatmamdan acı mı duyuyorsun? '' dedim gözlerimi ona dikip.
'' Bade, sus. '' Sesi yüksek değildi ama çok sertti.
'' Ateş, sussam unutabileceğin şeyler mi bunlar? Bana yaptıklarını unutacak mısın? ''
'' Hadi, gitmemiz lazım. '' dedi gözlerini sağa sola kaçırıp. Duymazlıktan geliyorsun ha. Peki, tamam. Buna da tamam.
'' Hadi gidelim diyelim, kucağında bir kızla bir saatlik patika yolu nasıl aşacağını düşünüyorsun? '' dedim çıldırmama az kaldığını hissedip.
'' Zaten sırtımda taşıyacağım. '' dedi ciddi bir şekilde. İstemsizce kahkaha attım.
'' Ne? ''
Bana cevap verme gereği duymadan yanıma yaklaşıp eğildi ve elini bana uzattı. '' Kalk. '' dedi. İlk eline sonra eline baktıktan açtığı elinin içine elimi koydum. Elleri buz gibiydi. Elimi tuttu ve beni yavaşça ayağa kaldırdı. Gücümü sol bacağıma verip kalktım.
'' Şimdi çömeleceğim, sen de ellerini boynuma dola. Tamam mı? '' dedi mavi gözlerini büyüterek.
Gözlerimi kapatıp hızlıca kafamı salladım.
Arkasını dönüp önüme çömeldi ve '' Hadi. '' diye emretti. Derin bir nefes aldım ve ellerimi biraz eğilip omzuna koyduğumda hızlıca kollarımı tuttu ve önüne doğru çekti.
'' Yavaş! '' dedim sırtına çarpmaktan son anda kurtulurken.
'' Ayağa kalkıyorum, Ellerini bağla ve ben ayağa kalkınca bacaklarını belime sar. '' dedi ciddi sesiyle.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Novela JuvenilBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
