Avucunun içine aldı küçük suratlı kızın pamuk yumuşaklığındaki ellerini, genç adam. Yüzünü aşağıya indirdi tebessüm ederek. Gözlerini kapattı ve kıvrımlı burnunu kızın ellerine değdirerek bir gül kokluyormuşçasına derin bir nefes çekti içine. Kafasını kaldırdı ve gözlerini kızlarınkiler ile birleştirdi. '' Keşke benim olsalar. '' dedi sırıtarak ve kızın kıpkırmızı kesilmesini zevkle izledi. '' Sanki avucumun içindekiler bir demet gülden ibaret gibi. '' Homurdanarak elimdeki kumandayı kaptı Arya. Aklım başka yerlere gitmişti çoktan. Saçma bir şekilde kendimi kızın yerine koydum bir an. Birinin ellerimi bu kadar sevdiğini düşündüm. Başka bir kafa koymalıydım o çocuğun yerine. Yağız'ı koymayı çalıştım defalarca. Ama anında yok olup bulanık bir surat yerleşiyordu yerine. Bu sima tanıdıktı. Ama olmuyordu, çıkaramıyordum. Kafamın içinde dönen çarklar ritmini tutturduğunda öküz altında buzağı aradığımı fark ettim. Benim ellerim mi gül gibi kokacaktı? İç sesim bile benle dalga geçerken bir ses böldü düşüncelerimi.
'' Bu ne kadar saçma bir film lan Bade? '' dedi Arya iğrenerek. Kusuyormuş gibi bir ifade aldı suratı. Şükürler olsun ki böyle samimi olabildiğim bir arkadaşım vardı. Sessiz ve içine kapanık yanıma yenilmeyerek, içimdeki gerçek beni görmüştü. Ve o uğraşlarından sonra, bu kadar çok yakındık onunla. Bana karşı hiç pes etmemişti.
Hala düşüncelerimden kurtulamamıştım. Daha önce hiç görmediğim bir şeymiş gibi ellerimi yavaşça havaya kaldırdım ve tereddütle kokladım. Hâşâ, ne gülünden bahsediyoruz ki biz? Leş gibi soğanlı cips kokuyordu işte.
Arya, bana garip bakışlarının ardından kâseden bir cips daha tıkıştırdı ağzına büyük bir hışırtıyla. '' Bade, iyi misin kızım? '' Bir an dondu. '' Yoksa ellerini mi yıkamadın sen? '' Bir an afalladım ve yaptığımın dışarıdan ne kadar garip göründüğünü fark etmem hiç de uzun sürmedi. Telaşla yanlış bir durumda olduğum için hemen cevap verdim. Kekelemem planda pek yoktu. Ama o beni tanırdı ve yalan söylemediğimi anlardı.
'' Yo, hayır Arya. Hayır, yıkadım. '' Arya'nın suratındaki ifade bir televizyona bir bana baktıktan birkaç saniye sonrasında hınzır bir gülüşe dönüşürken, ne düşündüğümü fark ettiğini anladım ve utançla gözlerimi devirdim.
'' Erkeklere ne kadar uzak takılsan da, içindekileri bir gün daha fazla taşıyamayacaksın kızım sen. '' dedi bilmiş bilmiş. '' Ve o gün kendine inanamadığın kadar büyük şeyler yapacaksın. '' dedi ve gömüldüğü kanepeden doğrularak masadaki koca bir kupa dolusu kolayı eline alarak birkaç yudum içti.
'' Tahminin asla gerçek olmayacak Arya. Belki de başka birinden bahsediyorsun bilmem ama, kesinlikle saçma. '' dedim. Onun gibi masadan aynı boyutlardaki kolamı aldım ve bir yudum aldım. Kaşlarımı kaldırdım ve kendimden emin bir şekilde çapkın erkek gülüşlerine benzeyen gülüşlerimden birini attım.
'' Sen nasıl bu kadar mutlu olabiliyorsun? '' dedi Arya direk başka bir konuya atlayarak. Kaşlarını çatmıştı ve bana hayret edercesine bakıyordu. Mutlu olmak suç muydu?
'' Neden? Sonuçta yaşıyorum ve sağlıklıyım. Artı olarak da başımda senin gibi bir haşerat var. '' dedim. Sırıttım ve mutluluğumu ona da yansıtmaya çalıştım. Biraz sonra mutsuzluğunu bir virüs mikrobu gibi bana da bulaştıracağını bilmiyordum.
Ciddiyetini bozmadı bile. '' Yarın güzelim İzmir'i bırakıp, bilmem kaç kilometre uzak bilmem ne köyüne gideceksin. Dağ başında ne yapacaksın okullar açılana kadar? Atlarla, ineklerle mi film gecesi yapacaksın? '' dedi.
Gitmek için üzüldüğüm falan yoktu. 8 yıl boyunca orada yaşamıştım ya zaten. Ondandı belki de. Yaşamımım yarısı annem beni başımdan savdığı için o çiftlikte, 10 metrekarelik odada geçmişti. Biliyordum o yüzden elimdekilerin değerini. Babamı salona indiğimde görebilmenin değerini asla unutmuyordum. Annemi yapmacık gülüşünün altından, aslında benim doğmamı istemediğini, babamın aldırmasına izin vermediğini biliyordum. Küçük kardeşim kaç gündür evde olmadığına göre onun da bir çiftliği boyladığını anlayabiliyordum. Ama susuyordum. Yine aynısı yapmıştım. Annem ve babam, yurt dışına çıkarken evde yalnız kalmama izin olmadığı için, tekrar Düzce'deki çiftliğe birkaç günlüğüne ziyarette bulunacağımı da kabul etmiştim. Zaten o gece evden kaçtığım için biraz sinirlilerdi bana. Ve annem ne kadar haberdardı bilmiyordum, ama gizlice çizdiğim a4 dolusu resimler, ranzamla yatağımın arasına sıkıştırılmış bir durumdaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Teen FictionBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
