Bölüm 16: Sadece

6.1K 263 16
                                        

Tatile, rahatlamak için gidilir diye biliyordum bu zamana kadar ben. Ama Ateş de benimle gelirse pek rahatlanacak bir tatil olmayacağı kesindi. Hem yanımda gelirse, onu nasıl açıklayacaktım? Yani, bu kim dediklerinde ne cevap verecektim? Ateş neyimdi benim?

Arkasından koşmaya başladım hiç düşünmeden. Spor ayakkabılarımla çabucak ona yetişirken, bütün kararlılığıyla bavulu arabaya doğru götürüyordu.

Valizin bir kenarından bırakması için kendime doğru çekmeye başlamıştım ama boşunaydı işte. Olan yine bana olmuştu. Etkilenmiyordu bile benden. Beni de sürüklüyordu ve yere yapışmaktan son andan kurtulduğum anlar yaşıyordum.

Arabanın arkasına kadar böyle devam ederken artık benim şu salakça hareketlerimden bıktığını belli eden bir tavırla valizi hızlıca çekti ve tamamen kollarına kaldı. Bagajın kapağının açtığında, donup kaldığımı fark ettim. Onunla birlikte gitmek mi?

'' Ya versene bavulumu, ne yapıyorsun? '' dedim elimle şaşkınlığımı belli ederek. Hiçbir şey olmamışçasına bagajın kapağını açtı ve bavulu içine tıkıştırarak kapattı. Kapattıktan sonra sanki bu saçma şeyleri ben yapıyormuşum gibi suratıma döndü bıkkınca.

'' Neden zorluk çıkarıyorsun badem? '' dedi kaşlarını kaldırarak. Badem mi? İsmimle böyle dalga geçilebileceğini ilk onda görmüştüm. Badem... Garip geldi. Ama açık sözlü olmam sizlere bir borcumsa, birazcık da hoş geldi. Çünkü bu zamana kadar ismime kimse bir lakap takamamıştı. Ve bademin de, o kadar da kötü bir şeyi yoktu. Lezzetli bir şeydi sonuçta. Kötü bir yanı yoktu. Ona hoşuma gittiğini belli etmemeliydim. Hoşuma gittiğini fark ederse, söylemeyi keserdi.

Ama kulağa daha yanlış gelen bir şey vardı ortada. Zorluk çıkarmak. Ben zorluk çıkarıyordum. Beni yolumdan alı koyan o idi ama zorluk çıkaran, bendim.

'' Ben zorluk çıkarıyorum, öyle mi? '' dedim sinirden gülümseyerek. Aslına bakılırsa biraz alaylı bir gülümseme olmuştu.

'' Eğer iyi bir kız olsaydın, seni şehir dışına bırakmama izin verirdin. '' dedi ukalaca bakarak.

'' Şehir dışına Düzce de dâhil mi peki? '' dedim alaylı ifademi bozmadan. Ağabeyim falan mı sanıyordu kendini bu salak?

'' Düzce mi? Allah'ın dağında ne işin var? '' dedi aşağılarcasına. Düzce'yle ne alıp veremediğiniz var sizin, sahi? '' Zaten o kadar uzaksa, iyi bir kız olmasan da seni bırakmama izin vereceksin. ''

'' Pardon, niye verecekmişim sana? '' dedim gözlerimi kısarak.

'' Bana mı vereceksin? '' dedi sapıkça dişlerini gösterirken.

'' Ya sen gerçekten sapıksın. '' dedim kelimelere baskı yaparak. Gözleriyle arabayı gösterdi.

'' Çok konuşma da bin şu arabaya. '' Sakin ses tonu, insanı aldığı oksijenden soğutabilirdi.

'' Binmiyorum ulan! '' dedim yine içimdeki kro erkeklerden birini keşfederken. Ellerimi iki yanıma doğru kaldırıp dudaklarımdan bir kenarını yanağımı kırıştırarak kaldırdım. Kafamı da hafifçe sallayınca sen ne ayaksın bakışını tamamıyla becerebilmiştim.

'' Saçlarından sürükleyip seni bavulunun içine tıkıştırmak şu an tek istediğim şey. '' dedi artık sabrı kalmıyormuşçasına. Gözlerini kısıp bana doğru gelirken korkmaya başladığımı fark edebilirdim.

'' T-tamam! '' dedim ellerimi dur anlamında havaya kaldırıp sallarken. Gerçekten bunu yapabilirdi. Ama ben de ondan bunun intikamı alacaktım. Belki çok kötü olacaktı, belki de sıradan. '' Arabaya bineceğim. '' dedim. Suratında istediğini yaptırdığını sanan bir ifade vardı. '' Ama bir şartım var. ''

AteşBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin