Resim Efe
Şaşıracağınız bir bölüm olabilir bu bölüm.
Ateş, ellerini karnıma bastırdığında bir çığlık savurdum.
Bir anda gözlerimi açtım yataktan doğrularak.
" Ateş! " diye bağırdım nefes nefese. Ter içindeydim, zor nefes alıyordum.
Etrafıma bakındım. Efe'nin odasında, onun bembeyaz çarşaflı yatağının içindeydim.
Efe ise bağırmamla birlikte uyuduğu koltuktan ayağa fırlayarak telaşla yanıma geldi ve yatağa oturdu.
" Bade, iyi misin? " dedi elleriyle saçlarımı okşarken.
" Ateş nerede? O buraya geldiğim için bana çok kızdı. " dedim telaşla.
" Telefonun sehpanın üzerinde duruyor Bade, aramadı bile. Sakin ol, kabus mu gördün? " dedi sevimli suratıyla.
Biraz sersemledim.
Nereden itibaren rüyaydı peki? Nerede uyuya kalmıştım?
Ve daha önemlisi, Ateş'ten hiçbir iz yoktu. Beni umursamamıştı bile.
Hala emin olamadığım için elimle anlımı yokladım. Yara falan yoktu. Gerçekten bir rüya görmüş olmalıydım. Daha doğrusu garip bir kabus.
'' Galiba. '' dedim ve yutkundum. Boğazım kurumuştu. '' Çok kötü bir kabustu. ''
'' Geçti, sakin olmayı dene. '' dedi saçımdaki elini çekerek. Kalbimin nasıl bir korku yaşadığını bilmiyordu.
'' Yani beni gerçekte öpmedin. '' dediğimde önce biraz şaşırdı ve sonra güzel bir kahkaha attı. Aslında ben ciddiydim. Ne zaman uyumuştum ki ben?
Ama ne kadar güzel gülerse gülsün, utanmama sebep olmuştu.
'' Benim seni öptüğüm bir rüyayı nasıl kabus olarak nitelendirebilirsin? '' Elini çenesine koydu ve komik bir mimik yaparak bana baktı.
Gülümsemek istiyordum ama hala Ateş'in karnıma batırdığı parmaklarını hissediyor gibiydim.
'' Ondan sonra Ateş geldi, kabus ondan sonraki bölümde başlıyor. '' dedim biraz alayla, biraz tedirgin.
Güldü. '' Adını bağırıp uyanmandan anlamıştım zaten. '' diyerek odadan çıkmak için ayağa kalktı.
'' Efe. '' dediğimde adımlarını durdurdu ve bana döndü. '' Ben ne zaman uyuya kaldım peki? ''
Birkaç saniye gözlerini tavana dikti ve düşündü. '' Çizgi film izlerken üşüdüğünü söyledin, ben de üst kata çıkıp evin sıcaklığını yükselttim. Bir on dakika sonra aşağıya indiğimde kanepede uyuyordun. Çok ağlamıştın dün zaten, halin kalmamış olmalıydı. ''
Kafamda her şey oturuyordu.
Efe'yle öpüşmemiştim, Ateş sigaraya başlamamıştı, kafamdaki o yara yoktu ve en önemlisi Ateş beni eve kilitlememişti.
Aslında umurunda bile olmamıştım. Merak bile etmemişti beni. Hangisi daha kötüydü, seçemiyordum.
'' Teşekkür ederim. '' dedim Efe'ye. Kaşlarını kaldırdı ve elini karnına koyup muzip bir gülümsemeyle selam verdi ve odadan çıktı.
Odadaki banyoya girip soğuk suyu defalarca yüzüme çarptım. Hala gerçek gibi geliyordu rüya, tam olarak kendime gelmek istiyordum.
Aynada kendime baktım. Dün gerçekten çok ağlamıştım. Gözlerimin altı morarmıştı. Harika, çok güzeldim ya zaten. Tek eksiğim buydu.
Odadaki saate baktım. Öğlen olmuştu bile.
Hala merak ettiğim şeyler vardı doğrusu. Efe neden o koltukta uyumuştu?
Merdivenlerden indim ve gelen kokuyla mutfağa girdim. Mutfak masasının üstünde güzel bir kahvaltı vardı.
Efe'nin ne kadar becerikli olduğunu düşünmüştüm.
Mutfağın perdelerini açarken ona baktım.
'' Bu sofrayı sen mi hazırladın? '' dedim hayret içinde.
Gözleriyle düşünüyormuş gibi yaptı ve '' Hayır, sabah evin hizmetlisi hazırlamış. Ama aslında çoğunu ben yaptım. '' dedi eliyle sofrayı gösterip kolay bir şeymiş gibi gururlanarak.
'' Bana bu sofradaki neyi hazırladığını söyleyebilir misin o zaman? '' dedim kaşlarımı kaldırıp.
Uzunca bir '' Iı. '' çekti. '' Çatal kaşıkları ben seçtim. Bir yemekte olmazsa olmaz. Değil mi? '' diyerek ellerini iki yanına kaldırdı.
Gözlerimi yere çevirerek ümitsiz vakaymış gibi kafamı iki yana salladım.
'' Hadi, otursana. '' dedi.
Sandalyelerden birini çektim ve yavaşça oturdum. Yaklaşık bir gündür boğazımdan lokma geçmemişti. Efe'nin yanında öküz gibi yemek de istemiyordum aslında.
Kahvaltının sonlarına doğru sessizliği bozarak bana bir şey sordu.
'' Bir şey soracağım. '' dedi ciddi bir şekilde.
'' Sor. '' dedim ve elimdeki çatalı masaya koydum.
'' Şu rüyanla ilgili. Ateş geldiğinde seni odama götürebilmiş miydim bari? '' dedi sırıtarak.
'' Haha. '' dedim suratımı ekşiterek. Aslında yanaklarım biraz kızarıyordu ama belli etmemeye çalışıyordum. '' Çok komiksin. ''
'' Dert etme, ben cevabımı aldım. '' dedi ve pis pis gülerek yemeğine devam etti.
Yemekten sonra oturmak için salona geçiyordum. O ise üst kata çıkmıştı.
Merdivenlerden inip salona geldiğinde gözlerim onda kaldı. Üstüne baskılı mavi bir t-shirt, altına da siyah bir pantolon giymişti. Ve elinde siyah bir deri ceket duruyordu.
'' E sen hala giyinmek için yukarı çıkmadın mı? '' dedi şaşırarak.
'' Ne yukarı çıkması? Bana bir şey söylemedin ki. '' dedim masumca.
İç çekti. '' Yemek yerken söyledim ya! '' dedi bıkkınca.
'' Hatırlamıyorum ki. '' dedim kaşlarımı çatıp düşünerek.
'' Öyle bir yiyordun ki zaten beni duymaman çok normal. ''
'' Diğer kızlar gibi bu konuda alıngan değilim, çok yiyorum ama benim metabolizmam hızlı. '' dediğim anda yüzünü buruşturdu.
'' Ooo! '' dedi sanki biri yüzüne yumruk geçirmiş de canı acımış gibi. '' İşte o meşhur lafı da söyledin. '' Elleriyle alkış tuttu. '' Bugün çok klişesin, tebrikler. '' dedi dudaklarını birbirine bastırarak.
'' Yalan söylüyorum. '' dedim gülümseyerek. '' Öyle bir şey olsa bu tipte olur muydum? '' dedim elimle kendimi göstererek.
'' Kendine haksızlık etmiyor musun biraz? '' dedi üzgün bir ifadeyle.
'' Evet, diyet yapmayarak kendime haksızlık yapıyorum. ''
'' Bütün kızlar neden böylesiniz? '' dedi.
'' Anlamadım? '' dedim gözlerimi kısıp.
'' Hepiniz diyorum. Neden olmayan kilolarınıza takık durumdasınız? '' dedi bıkkınca.
'' Ben senin o manken sevgililerinden değilim Efe Bey. Kilom var diyorsam vardır. Nereden bileceksin? '' dedim ukala bir tavırla.
Gülümsedi ve o muzip bakışlarından birini attı. '' Demek öyle. Demek nereden bileceğim, ha. '' dedi ve bana doğru birkaç adım attı. Aramızda 1 metre kadar vardı.
'' Seni iki kere kucağımda taşıdım Bade. Nesin, ne değilsin az çok biliyorum. '' dedi. İkincisi dün akşam salonda uyuya kaldığımda odasına çıkartması olmalıydı.
Ateş'ten gerçekten de bir farkı yoktu kızlar konusunda.
İşaret parmağımı havaya kaldırıp uyarırcasına sallamaya başladım. '' İşte tam da bu yüzden beni taşımana izin vermemiştim. '' dedim.
Kıkırdadı. Hem bu kadar kötü duygu, hem bu kadar güzel ifade. İbret alınacak bir olay, karşımda dimdik duruyor, bana bakıyordu.
'' Ama sonuçta taşıdım. '' dedi ve elini kaldırıp iki parmağını salladı. '' İki kez. ''
'' Sen islah olmaz bir sapıksın. '' dedi.
'' Madem ben sapığım, yukarı çıkıp çabuk giyinsen iyi olur. Yukarı gelmemi istemeyeceğini düşünüyorum. '' dedi.
Suratına gülümsemeden baktım. Yanından geçerken bile gözlerimi ondan ayırmadım ve koluna çok da sert olmayan bir yumruk attım.
Canı acımış gibi bağırdı ve kolunu tutarak yere eğildi.
Kıkırdadım.
Sahi, böyle gülmeyi ne kadar olmuştu acaba. Biri beni böyle güldürmeyeli.
Bunu düşündüğümde bile dudaklarımdaki gülümseme yok olup yerini ciddi bir ifadeye bırakmıştı.
Efe'ye son bir kez bakıp üst kata çıktım. Sehpanın üstündeki telefonumun ışığı yanıyordu. Elime aldığım anda sinirlerim uç noktaya ulaştı.
Ateş'tendi.
'' Nerdesin? ''
Bu kadar basit miydi? Efe'yle birlikte olduğumu bilmiyordu. Koca bir gece geçmişti. Başıma bir şey gelmiş olabilirdi. Parklardan birinde uyurken tacize uğramış olabilirdim. Zaten hakkımda söylediği yalanlar yüzünden ona kızgındım, bu umursamazlığı da eklenince çekilmez oluyordu.
'' Demek neredeyim, öyle mi? '' diye söylendim kendi kendime. '' Demek neredeyim! ''
Şu an bana küfür ediyor olabilirsiniz, ama tahmin etmenizi de biraz beklerdim. Ateş o kadar da acımasız olamaz. Yani şimdilik öyle düşünüyorum.
Ve bu çabuk yazdığım son bölü olabilir.
Bin küsür kelime yazmaya üşenmiyorsam, lütfen siz de 10 kelime yorum yapmaya üşenmeyin. Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu arada hikayeyi okuyanlar okuma listelerine eklerlerse çok mutlu olurum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ateş
Teen FictionBir fermuarla hayatın ne kadar değişebilir? Hayal etme, çünkü cevabı zaten tam burada. Kapak tasarım: holanriss
