Sevsene Beni 2'yi yayınlamadan önce neredeyse her gün artık paylaş, ne zaman paylaşacaksın diye mesaj atıp beni sıkıştıranların hiçbiri şu an kitabı okumuyor ya da bölüm biriksin diye kütüphanesine ekleyip bekliyor.
Açıkçası çok fazla üzüldüm çünkü 2. kitap için çok güzel hayallerim vardı. İlk kitabı yazarken 100 takipçim bile yoktu ve aylarca yazmama rağmen birkaç okunma alıyordu. Şimdi ise hem takipcilerim hem de ilk kitabı okuyanlar arttığı için daha bol sohbetin olduğu ve ikinci kitabın daha hızla yükseldiği bir tablo bekliyordum.
Sırf kitabım okunsun diye demiyorum bunları, zaten okunacakları kadar okunuyorlar fazlasında gözüm yok ama ben bütün samimiyetimle size düşündüklerimi, hissettiklerimi söylememe rağmen öyle bir karşılık alamadım. Cidden çok üzüldüm:''
Neyse ya olan oldu artık. İlk bölümden beri de hep buralarda olan var. Onlara ayrıca çok teşekkür ederim. Yorumları okuyorum ve aşırı mutlu oluyorum, bu da beni heveslendiriyor. Sizi seviyorum.
Bugün dersim geç başlıyordu ama ben Oğuz'u görebilmek için erkenden gelmiştim. Umarım onu görürdüm.
Başımdaki bucket şapkamın yanı sıra güneş gözlüğümü de çıkarıp taktım. Bu şekilde beni görse bile tanıması çok zor olurdu çünkü yüzüm görünmüyordu.
Tıp fakültesine doğru yavaş yavaş yürümeye başlayınca kalbim küt küt atıyordu. Bu yaptığım delilikti ama Oğuz için değerdi.
Fakülteye girince etrafıma bakındım. O kadar büyüktü ki kaybolmaktan korkuyordum. Oğuz'u nerde bulabileceğimi bilmediğim için dakikalarca girişte heykel gibi bekledim ama onu göremedim.
Beklediğim uzun bir sürenin ardından pes etmiş ve fakülteden çıkıp kendi fakülteme doğru yürümeye başlamıştım.
Moralim çok bozulmuştu çünkü bugün Oğuz'u göreceğimi düşünüyordum ama bu olmamıştı.
Oflayarak yürümeye devam edince kulağıma gelen sesler beni şoka uğratmıştı. Oğuz'un sesi yakından geliyordu.
Başımı kaldırıp sesin geldiği yere bakınca Oğuz ve iki kişi konuşuyordu.
"Ya yemin ederim gördüm Damla'yı diyorum Oğuz. Niye kız kesmek için bunu söylediğimi düşünüyorsun abi ya?" dedi ismini bilmediğim uzun boylu çocuk. Boyu Oğuz'unki kadar vardı.
"Çünkü bizi her zaman kız kesmek için kandırıyorsun Ali." dedi öbürü.
İsmi Ali'ydi demek. Dikkat çekmemek adına bir yandan yürüyor bir yandan da alttan alttan onlara bakıyordum.
"Senin yüzünden göremedim Damla'yı. Şimdi gün boyunca onu görmediğim için kendime sinirlenip duracağım." dedi Oğuz. Bunu daha çok kendine söylemiş gibi bir hali vardı. Bu arada onlara çok yakınlaşmıştım. Şu an Oğuz'un yüzünü tam olarak görebiliyordum.
Hafif sakal bırakmıştı ve bu ona aşırı derecede yakışmıştı. Yüz hatları o kadar güzel oturmuştu ki sanat eseri gibi duruyordu. Kaşlarını çatmış ve yere bakıyordu.
"Tamam ben gidiyorum Alper. Ne bok yerseniz yiyin." dedi Ali. Öbürünün ismi de Alper'di demekki.
Ali yürüyüp yanımdan hızlıca geçerken öbürleri de aynısını yapmış ve yürümeye başlamıştı. O kadar yavaş yürüyordum ki başlarını kaldırıp baksalar ben olduğumu hemen anlarlardı. Dışardan biri görse şizofren olduğumu falan düşünürdü.
Oğuz bana adım adım yaklaşırken olduğum yerde bayılmak üzereydim. Sanki midemde binlerce kelebek varmış gibi hissediyordum.
Ben de adımlarımı hızlandırınca birkaç saniye sonra yan yana geldik. İki yıl sonra aynı yoldan yan yana yürüdük. Bu... Bu gerçekten inanılmazdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SEVSENE BENİ 2 | Texting
Short StoryDamla: Kimsiniz? 0545#: Bunun senin için bir önemi var mı bilmiyorum ama uzatmadan söyleyeceğim. Damla: Bunun benim için önemi olmadığını düşünüyorsan bana niye mesaj atıyorsun o zaman? 0545#: Belki de seni hala sevdiğimdendir. SEVSENE BENİ'NİN 2. K...
