Açelya senaryoları dağıttıkdan sonra yanıma geldi ve oturdu. Uzun bir süre konuşmadık ve senaryolarımızı inceledik. Sessizliği bozan ben oldum.
"Çınar sana ne dedi?"
"Seninle ilgili bir şey değildi. "
"Hımmm... Peki neyle ilgiliydi? "
"Bu seni ilgilendirmeyen bir konu. Ayrıca çok da önemli değildi. "
"Bence benimle ilgili. "
"Seninle ilgili falan değil. Hem sen bana nasıl olur da güvenmezsin! Sevgililer birbirlerine güvenirler."
"Madem benimle ilgili değil niye ne konuştuğunuzu söylemiyorsun? Ayrıca sen böyle davranarak benim sana olan güvenimi sarsıyorsun. Hiçbir şey söylemiyorsun. Ben bu ilişki için elimden geleni yapıyorum. Ama sen yapmıyorsun. Nasıl sevgililik bu ha?"
"Gerçekten böyle düşünüyor isen artık sevgili O-L-M-A-Y-A-L-I-M ! "
"Gerçekten bunu istiyorsan tamam! "
"Tamam!"
"Tamam!!"
"Tamam!!!" dedim ve salondan çıktım.
●●●
1 Hafta Sonra...
Bugün ayrılışımızın ilk haftası ve ben kesinlikle çoooooooooooooooooooooooooooooooook mutsuzum. Onu kendi elimle reddetmiş gibi hissediyorum. Fakat o benim tam tersime gayet huzurlu ve mutlu görünüyor. Bu benim daha da üzülmeme yol açıyor. Beni gerçekten sevdiğini sanmıştım. Sahiden onun için bu kadar değersiz miydim? Bu kesinlikle baştan beri çok büyük bir aptallıkdı.
Aşk berbat bir duygu. Bokdan farksız. Başa bela bir şey. Bir daha asla ve asla aşk gibi ahmakça bir duyguya kapılmayacağım. Madem Açelya Öztürk hayatına kaldığı yerden devam ediyor ben de edeceğim!!!
