Açelya'dan...
Günlerdir aklımı kurcalayan tek şey beni bayıltan kişinin kim olduğuydu. Istesem bile bunu aklımdan çıkaramıyordum. Çevremde böyle bir adilik yapabilecek hiç kimse yoktu. Belki de vardı fakat ben bilmiyorumdur. Doğru ya! Kim adi bir pislik olduğunu söylerdi ki zaten.
Kesinlikle tanıdığım birisi çıkacaktı. Eminim beni sevmeyen biriydi fakat kimdi?
Hemen elime telefonumu alıp, Mete'yi aradım.
"Alo Açelya. "
"Merhaba Mete. Nasılsın? "
"İyiyim sen? "
"Bende iyiyim. Seni arama sebebim şu; beni bayıltan kişi kesinlikle benden nefret eden biri ayrıca okuldan atılmayı göze alacak kadar cesur olmalı. "
"Evet haklısın. "
"Senin hiç benden nefret eden bir tanıdığın var mı? "
"Aslında biri var."
Heyecanla "Kim?"diye sordum.
"Selda."
"O da kim?"
"Okulun kaçık kızlarından biri. Biz onunla bir kaç yıl önce birlikteydik. Ayrıldıktan sonra kız bildiğin kafayı yedi. İntahar etmeye çalıştı ve daha bir çok şey yaparak kendine ve sevdiklerine zarar verdi. Her birlikte olduğum kıza musallat oldu. Fakat bana bir şey yapmadı. Uzun süredir kimseyle çıkmadım. Bu nedenle onun benden vaz geçtiğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Bunu düşünmeliydim hepsi benim yüzümden oldu." dedi ve ağlamaya başladı.
"Ah hayır Mete. Senin bir suçun yok lütfen ağlama. "
" Nasıl ağlamayayım? Eğer biz olmasaydık o sana asla bulaşmayacaktı."
"Öyle düşünme hem ben bile senin kadar üzülmüyorum. Kafana takma birlikte bu sorunun üstesinden geleceğiz. Şimdi bana söz ver. Bir daha asla benim yanımda ağlamayacaksın. Güçlü halini daha çok seviyorum. " dedim ve güldüm.
"Tamam söz. " dedi. Ve birbirimize iyi geceler deyip, telefonu kapattık.
