SYML - Where's My Love ♪
~
Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda, etrafımı seçemeyecek kadar karanlık bir yerde olduğumu anlamıştım.
Fakat, fazlasıyla mide bulandıran bir kokunun oluşu çok hoş bir yerde olmadığımı özetliyordu.
"Neredeyim? Beni nereye getirdiniz!"
Derinden gelen adım sesleriyle birinin yaklaştığını anladım. Adım sesleri yakınımda durdu ve birden bulunduğum ortamın ışıkları açıldı."Uyandınız mı Roseanne Hanım? Sizi böyle bir yerde misafir etmek istemezdim."
"Sehun Bey? Bana neden bunu yapıyorsunuz? Beni neden buraya getirdiniz?" Yanıma kadar gelip bağlı olan ellerimden tutarak beni ayağa kaldırdı.
"Sizinle sorunum yok Roseanne. Zamanı gelince herhangi bir zarar görmeden buradan gideceksiniz."
"Zamanı gelince mi? Neden böyle bir yere getirildiğimi bilmek istiyorum."
"Babanızla bir anlaşmazlık yaşıyoruz. Ona karşı elimin biraz güçlü olması gerekiyordu. Lütfen kişisel algılamayın." Yüzünü yüzüme yaklaştırdıktan sonra yanağımı okşadı. Bu korkmam için yeterliydi.
"Sen bir manyaksın! Bırak beni!" Ellerimin bağlı olması hareket etmemi zorlaştırıyordu. Zarar vereceğini umarak dizine vurup koşmaya başladım.
"Hırçın bir kız olduğunu söylemişlerdi. Beni şaşırtmadın. Yakalayın!" Sesi, buz gibi soğuk çıkmıştı bu defa. Belki de ilk kez tehlikeyi birinin sesinde hissetmiştim.
Orada olduklarını yeni fark ettiğim adamlar birden etrafımı sararak, bana doğru gelmeye başladılar. İçlerinden birinin yaklaşmasıyla aksi yöne koşmaya başladım fakat dizlerimin aşırı titremesi beni uzağa gitmekten alıkoymuştu.
Kollarımdan tutarak hareket etmemi engelledi. Etrafımdaki grubun içinden başka birinin elinde bir iple yaklaşmasıyla kaçamayacağımı anlamıştım.
Ayaklarımı bağlamaya çalıştıkları sırada kurtulabilmek için mücadele ediyordum fakat boşunaydı. Benden çok daha güçlülerdi. Hareketlerimi rahatlıkla engelliyorlardı.
"Bırakın beni! Çekin ellerinizi üstümden!"
"Eh! Yeter! Rahat dur. Yoksa boynunu kırarım." Yüzümde hissettiğim tokat sonrası etrafım bulanıklaştı. Ağzımdaki kan tadıyla tokadın dudağımı patlattığını anladım.
Adamlardan biri saçlarımdan sürükleyerek, ellerimden tepede asılı olan kancalardan birine bağladı. Vücudum boşlukta sallanıyordu.
Gözyaşlarım kendiliğinden süzülüyordu. Bunu patlayan dudağıma değen her bir damlayla tekrar tekrar hissediyordum.
"Birazdan Yoongi gelecek ve beni kurtaracak. Birazdan babam gelecek ve beni kurtaracak." Kendi kendime tekrarladığım cümlelerden güç bulmaya çalışıyordum.
Bir yerlerde beni arıyorlardı. Bundan emindim ama bunu bilmek içimi rahatlatmaya yetmiyordu. Korkuyordum. Korkum bedenimi ele geçirmişti.
"Uyan artık!" Hissettiğim buz gibi suyla gözlerimi açtım.
"Sonunda! Seni yere indireceğim. Açlıktan ölmemen için." Adamın elinde tuttuğu tepsiye baktım. Burada hiçbir şey yememek konusunda kararlıydım. Başıma silah dayayacak halleri yoktu.
"Keyfin bilir." Arkasını dönüp gideceği sırada bıraktığı tepsiyi kafasına fırlatıp, koşmaya başladım. Ellerimin ve ayaklarımın çözülmesini fırsata çevirmeliydim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
stay with me ⋆ yoonrosé
Fanfiction"Sen varsan cennete ihtiyacım yok." Yüzümü avuçlarının arasına alarak konuşmaya devam etti. Ellerinin sıcaklığı yanaklarımdan tüm vücuduma yayılıyordu sanki. O kadar yakındık ki, seslerimiz ve nefeslerimiz birbirine kenetlenmişti. Tüm dünya karşımız...