"Rosie! Uyan!" Başımdaki şiddetli ağrıyla beraber gözlerimi açtığımda Jisoo ve Jennie tam karşımda duruyorlardı.
"Neler oluyor?"
"Sehun çocuklardan intikam almak için bizi kullanıyor sanırım."
"İntikam almak istese bizi öldürürdü. Hala hayatta olduğumuza göre başka bir amacı vardır."
"Evet, ben de öyle düşünüyorum." Jisoo haklıydı. Amacı intikam olsaydı işimiz çoktan biterdi.
"Hatırladığım kadarıyla kaçtığı biri vardı. Eğer o kişiyle arasındaki sorunu çözmediyse bizi bu konuda anlaşma yapmak için tutuyor olabilir."
"O zaman çocuklar çoktan anlaşmışlardır. Hatta bizi bugün buradan kurtarırlar. Değil mi?"
"O işler o kadar kolay değil Jennie. Ne konuda anlaşma yapmak istediğini bilmiyoruz. İstediği şey çocukları zorlayacak bir şey olabilir. O yüzden biz olabildiğince onlara zaman kazandıracak şekilde hareket etmeliyiz." Evet. En mantıklısı buydu.
"Korkuyorum kızlar. Ya çocuklar bizi bulamadan bu psikopat bir şey yaparsa?"
"Zarar verebilir Jennie. Ama öldürmez. Tuhaf bir vicdan mekanizması var. Hem, dediğimiz gibi eğer amacı bizi bir şeyler karşılığında kullanmaksa bu zaten onu durduracaktır."
Düşündüğüm gibi olacağından emindim çünkü bizi bir salonda tutuyorlardı. Eğer amaçları farklı olsaydı bizi burada tutmazlardı.
"Merhaba Hanımlar." Arkamızda kalan kapıdan içeri giren Sehun ile sesli düşünmeyi noktaladık.
"Hadi ama selamlaşmayacak mısınız?"
"Ne istiyorsun Sehun?"
"Sevgilileriniz istediğim şeyi biliyorlar. Bana getirdiklerinde siz de buradan gidebilirsiniz. Onlara yarın sabaha kadar süre verdim. O vakte kadar misafirimsiniz."
Yanımıza gelen birkaç adamın yönlendirmesiyle üst kata çıkarak geniş bir yatak odasına geldik. Gerçekten de bize misafir gibi davranıyorlardı.
Bir süre sonra odaya getirdikleri yemeklerle de bundan emin olmuştuk. Geriye kalan tek soru işareti çocukların yarın sabaha kadar ne yapacaklarıydı.
"Sizce çocuklar istediğini verip bizi kurtarırlar mı?"
"Çocuklar şu an nerede olduğumuzu biliyorlar Jen. Hatta ne durumda olduğumuzu da. Endişelenme bir yolunu mutlaka bulurlar." Eh, Jisoo'nun da ekipten biri olduğunu unutuyorduk. Fakat şu an onların nasıl hareket edeceğini en iyi bilenimiz Jisoo'ydu.
"Rosie sen iyi görünmüyorsun. Neyin var?
Hissettiğim ağrı ile bir süreliğine gözlerimi kapattım. Tüm bu yaşananlar bana iyi gelmiyordu."Bilmiyorum. Stresten sanırım."
~
Birkaç saat sonra bulunduğumuz odadan çıkarılarak bir arabaya bindirildik.
"Sevgililerinizle anlaşmaya gidiyoruz. Eğer söylediğimi yapmamışlarsa, bu onları son görüşünüz olur. Bakalım sizi kurtarmak için ne yapacaklar?" Üçümüzde sessiz kalmaya devam ettik. Çünkü çocukların bir yolunu bulacaklarından emindik.
Araba ormanlık bir alanın içinde durduğunda, adamlardan birkaçı bağlı olan ellerimizden tutarak bizi araçtan dışarı çıkardılar.
Araçtan çıktığımda her yerde Yoongi'yi aradım ama göremedim. "Çocuklar neredeler?" Bizim duyabileceğimiz kadar kısık sesle konuşan Jennie'ye başımı sallayarak fikrimin olmadığını ifade ettim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
stay with me ⋆ yoonrosé
Fanfiction"Sen varsan cennete ihtiyacım yok." Yüzümü avuçlarının arasına alarak konuşmaya devam etti. Ellerinin sıcaklığı yanaklarımdan tüm vücuduma yayılıyordu sanki. O kadar yakındık ki, seslerimiz ve nefeslerimiz birbirine kenetlenmişti. Tüm dünya karşımız...