"Sizinle tanışmayı dört gözle bekliyordum. İçinde bulunduğum bu anın benim için ne kadar onur verici olduğunu tahmin bile edemezsiniz." Yüzümü ifadesiz tutmaya çalışarak masanın diğer geniş masanın biraz ötesinde diz çökmüş yakışıklı adamı inceledim. Kuzgun rengi saçlarının tezatlığında parlayan kehribar rengi gözlerinde salonun ışıkları oynaşıyordu sanki. Ortalama bir Samgu boyunda olsa da daha yapılı ve güçlü duruyordu. Genç görünüyordu ancak sıra dışı bir büyü enerjisi vardı.
"Uzun yolculuğunun ardından umarım güzelce dinlenebilmişsindir, Era Yden."
"Misafirperverliğinizle aksi mümkün değil, Aranil." Gülümseyerek oturmasını işaret ettim.
"Akşam yemeğime katıl lütfen." Nazikçe selam vererek kendisi için belirlenen yere oturdu. Yüz ifadesinden bir şey anlamak güçtü. Sakin ve nazik maskesini iyi bir şekilde taşıyordu. Fakat kendisine servis yapan çalışanlara da aynı şekilde kibarca gülümsemesi ve teşekkür etmesi hoşuma gitmişti.
"Aşçılarınız çok yetenekli. Buraya geldiğimden beri yemeklerin lezzetinden başım döndü." Gülmeden edemedim. Bunu söylerkenki gözlerinin parlayışından ciddi olduğu belliydi.
"Aşçılarımız yeteneklidir gerçekten de. Ancak bugünden sonra ihtişamlı masalarda yemek yiyor olmayacaksın."
"Öyle mi?" diye sordu bastırmaya çalıştığı bir gülümseyle. Tek kaşımı kaldırdım.
"Bana öyle geliyor ki bu basit tepkinin altında daha fazlası var."
"Dürüst olmamı mı istersiniz yoksa bana öğretilen gibi davranmamı mı?"
"Böyle bir soru sorduğuna göre cevabını da gayet iyi biliyorsundur." dedim kadehimi kaldırarak. Karşılık verdikte sonra bir bir yudum aldı.
"Kaleye gelmeden sizin misafirlerinize oldukça cömert olduğunuzu, ancak misafirlik sürenizin üç günle sınırlı olduğu anlatıldı. O zamana kadar yapabildiğim kadar keyfini sürmem tavsiye edildi." Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum.
"Üç günden sonra artık misafir değil, kalenin bir parçası olursun. Ve ben kalemdeki sıradan bir akşam yemeğinde, halkımın ulaşamayacağı bir şeyi masama koydurtmam." Onaylayan bir ifadeyle başını salladı.
"Neyse ki kolay doyan biriyim. Bu konuda sıkıntı yaşayacağımızı zannetmiyorum." Gülmeden edemedim.
"İstediğin miktarda yiyebilirsin elbette." Gülümsememe karşılık verdi.
"Çok cömertsiniz." Bir süre önündekilerin keyfini çıkardı. Gergin görünmüyordu. Resmiyeti de çok fazla dikkate alıyor gibi durmuyordu. Bir açıdan işime gelirdi. Hazımsızlık çekmek istemiyordum. "Size biraz kendimden bahsedebilir miyim?" dedi bardağındaki içeceği koklayıp bir yudum aldıktan sonra.
"Tabi ki." diye yanıtladım tereddüt etmeden. Her ne kadar kaleye gelmeden önce hakkında bilgi almış olsam da duyduklarımdan ziyade gördüklerime inanmayı tercih ederdim.
"Biz eski çağlardan beri gücünü koruyan, varlıklı bir Samgu ailesi olduk. Uzun yıllar boyunca masamızda ve odamızda ihtişamı ve bolluğu, olması gereken bir şeymiş gibi bildik. Bir gün gezgin bir Samgu olan kuzenimle uzak diyarlara seyahat etme fırsatım oldu." İlgimi çekip çekmediğini kontrol edercesine bir bakış attı bana. Gülümseyerek devam etmesini bekledim. Yüzündeki nazik maskenin altında daha meraklı ve heyecanlı biri belirmeye başlamıştı sanki. "Oralarda bazı Samgu liderlerine rastladık. Emrindeki insanlarla aynı masada, aynı yemekleri yediğine şahit olunca ne kadar şaşırdığımı tahmin edemezsiniz."
"Gördüğün şey sana ne hissettirdi peki, Era Yden?" Şöyle bir düşündü.
"Başta tuhaf. Sonrasında ise samimi ve merak uyandırıcı."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARANİL (TAMAMLANDI)
Romance**TheWattys2021 Yarı Finalist** **WattpadFantastTR Okuma Listesinde** "Ona yaklaştıkça kalbimin atışı daha da hızlanıyordu. Her kulaçta, beni hapseden zincirlerden biraz daha kurtuluyordum sanki. Hayatımda bir kez olsun kendim için bir şey yapıyordu...