Bölüm 19

202 42 0
                                    

Çiçek bahçesinin ortasında yavaşça etrafıma bakınırken burada yaşadığım anıların gözümde canlanmasıyla yüzüme bir gülümseme yayıldı. Net bir şekilde hatırlıyordum. Rae'nin yerde kanlar içinde olmasına rağmen benden çiçeği istemesini, ne yaptığımı anlayınca gözlerinde beliren o öfke ve hayal kırıklığını...O an bu halinin oldukça eğlenceli olduğunu düşünmüştüm.

Sanırım şimdi olsa yine öyle düşünürdüm. Kadının inadı ve kararlılığı delinmez bir zırh gibiydi gerçekten.

"Pceae..." diye seslendim iç çekerek. "Bir kez daha seslenmeyeceğim." Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonrasında biraz ötemdeki ağaç çatırdadı, dalları hareket etti ve Pceae şekil buldu.

"Ai...Susano..." dedi hırıltılı bir sesle. Yaklaşmasını işaret ettim. Korksa da dediğimi yaptı. Bana doğru gelip önümde diz çöktü.

"Seni öldürmeye gelmedim, Taokt. Bu kadar korkmana gerek yok." Şüpheli gözlerle bana baktı. İnanmadığı belliydi. Haksız da sayılmazdı. "Fakat bana istediğimi vermezsen seninle çok eğlenirim." Yutkunarak başını eğdi.

"İstediğiniz..."

"Sahil kasabasındaki Samyu'dan haberin var, öyle değil mi?" Duraksadığını hissettim. Gözlerim kısıldı, tahmin ettiğim gibiydi. Boynundan tutup ayağa kaldırdım onu. Yüzümü yüzüne yaklaştırdım. "Hangi Taokt?"

"Bilmi-" Mühürden yayılan acıya aldırmadan elimdeki baskıyı artırmaya başladım. Kolumdan yayılmaya başlayan alevleri gördüğünde gözleri korku içinde açıldı.

"Ouridae!" diye haykırdı panik içinde. Kaşlarım çatıldı. Ouridae mi?

"Ai Yuu'nun okyanusuna hapis."

"Değil...Uzun zaman...Değil..." Tutuşu gevşettiğimde yere yığıldı. Kaçmayı başarmış mıydı?

"Ne zamandan beri?"

"O gün...Sonra...Ai Rium..." Şaşkınlık içinde Taokt'a baktım. Ai Rium'un ortadan kaybolmasının üzerinden, bu dünyanın zamanına göre hesaplanacak olursa oldukça fazla bir süre geçmişti. O kadar zamandır dünya üzerinde olmasına rağmen onu yok etmeye kimse gelmemiş miydi? Ai Yuu'nun, Ouridae'nin okyasunundan kaçtığını fark etmeme imkasını yoktu. Aynı şekilde Ai Toyon'un da. Bu zamana kadar nasıl özgürce yaşayabilmişti? Adamı ilk gördüğümde Taokt olduğunu anlayamamıştım bile. Neden bu kadar güçlenmesine izin vermişlerdi?

"Ouridae, Ai Rium'u bulmaya geldi öyle değil mi?" Taokt'un yüzüne beni şaşırtan bir gülümseme yayıldı.

"Artık...Aranil..." Aranil mi? "Çok...Lezzetli..." dedi uzayan dişlerinden yapışkan salyası akmaya başlarken. Gözleri uzakta bir yere dalmış, hayal ettiği şey ağzını sulandırıyor gibi görünüyordu. Aniden zihnime düşen bir düşünce kaskatı kesilmeme neden oldu.

Aranil Rium değil, Rae'ydi.

Ve Rae'nin tadına bakmıştı.

Rae'nin evine gelen o mesajdan sonra bir şeyler beni rahatsız etmiş, Rae ormanda çalışmasını sürdürürken ben gelen mesajın ne demek olduğunu anlamaya çalışmıştım. Rium'u bulmakta çok önemli bir ipucu olabileceğini hissediyordum. Onun ardında bıraktığı bir mesaj gibiydi. Uzak diyarlarda gezerken bir şey fark etmiştim.

Gizlice Aranil'i arayanlar vardı. Gözlerden, özellikle askerlerden ırakta ona ulaşmaya çalışıyorlardı. Amaçlarını ve ne düşündüklerini öğrenememiştim uzun süredir bunu sürdürdükleri belliydi. İlk başta aradıkları Aranil'in Rium olduğunu düşünmüştüm. Kutsal Ron'a, evrenlerinin yaratıcına ulaşmaya çalışıyorlar diye düşünmüştüm. Anlaşılan öyle değildi. Pceae ormanın en derin sırlarını tutardı.

ARANİL (TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin