41

803 61 1
                                        

Not: Bu bölümde abi yazdığım kelimelerin doğru yazımı ağabey. Ama öyle yazınca tuhaf geldiği, okunurken de genelde ağabey olarak okunduğu ve insanlara da tuhaf geldiği için abi olarak yazdım. Doğrusu "ağabey"

Ozan Karaköse'den

"Anne, gerçekten iştahım yok. Beni bir bıraksan, yatsam, uyusam..."

"Tamam, uyursun. Ama önce yemeğini ye."

"Abin haklı, oğlum. O çorba bitecek. Halin yoksa ben yedireyim."

"Tamam, tamam. Yerim ben." diye söylendikten sonra kolumi zar zor kaldırıp ılık çorbadan bir kaşık içtim. Boğazım ağrıdığı için yutkunmam zordu, halsizdim ve üşüyordum ama annem uyumama bir türlü izin vermiyordu. Abimle ikisi gelmiş, yatağımın başında bekliyorlardı.

Ne olurdu izine çıkmasaydım da otelde kalsaydım... Gerçi Nisan, Aliye Teyze ve Gülayşe Teyze de annem ve abimden farksız olacaklardı; bundan emindim.

Birkaç kaşık daha içtikten sonra tekrar mızmızlanmak için ağzımı açmıştım ki telefonum çaldı. Yorgun, yaşaran gözlerim yanımda duran telefonumun ekranına kaydı hemen.

"Balım arıyor..."

Tüm halsizliğime rağmen telefonu hemen kendime çektim, bu davranışım abimle annemin gözünden de kaçmamıştı. Annem kaşlarını çattı. "Kim arıyor?"

"Kim arayacak?" dediğimde sesimin çok kısık çıktığını fark edip boğazımı temizledim. "Kim arayacak? Kimse aramıyor."

Abim gözleri kısık bir şekilde bana bakıyordu, daha sonra güldü. "Ben bu halleri kendimden biliyorum. Biri var, değil mi?"

Klinik Köy'de Nisan, burada da abimle annem en küçük hareketimin altında yatan nedeni bile hemen anlıyorlardı. Bu büyük bir haksızlıktı.

Sessiz sessiz yemeğime döndüğümde "Ozan!" dedi annem şaşkınlıkla. "Hiç bahsetmiyorsun. Bir de hastasın güya, telefon çalınca gözlerin nasıl açıldı!"

"Evet, anne. Hastayım. Bak, ateşim de var kesin. Siz de beni sorguya tutuyorsunuz. Ayıp, ay-"

"Ozan, yeme bizi kardeşim." dedi abim elini omzuma koyup alayla gülerek. Birkaç sene önce annem onu sıkıştırdığında da ben böyle gülüyordum. Şimdi o nişanlıydı, iki aya evlenecekti. Bense sorgu koltuğundaydım.

"Tamam, tamam. Ye yemeğini, ben sonra soracağım her şeyi."

Anneme minnetle baktım, gülümseyip saçlarımı okşadıktan sonra kalktı. Abime "Tabağını bitirsin mutlaka. Ben gideyim, işten aramışlardı, bakamamıştım." dedikten sonra odadan çıktı.

"Eee, Ozan? 'Sevdiceğin' nasıl biri?"

Klinik Köy | TextingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin