Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
"Orta boy kahve alabilir miyim lütfen?"
Kasiyere sipariş verip ücreti de uzattıktan sonra diğer elimde tuttuğum telefonumu tekrar kulağıma dayadım.
"Okulun nasıl? Beğendin mi?"
"Yani, gerçekten büyük bir yer."
"Çok sıkılıyorum ben burada! Ne vardı yani beni de valizine falan koysan?"
Güldüm, "1 yıl sabret."
"Pardon, bakar mısınız?"
Kafamı çevirip bana seslenen kişiye baktım. Benim yaşlarımda bir erkekti.
Önünde ellerini birleştirmiş parmakları ile oynuyordu. "Şey... Ben sizi beğendim de. Yani... Acaba numaranızı alabilir miyim?"
Söylerken bile utanıyordu. Kasiyerin bana uzattığı kahveyi elime aldım, "Üzgünüm, hayır."
Başını hemen önüne eğdi, "Ah, tamam. Rahatsız ettiğim için üzgünüm."
Arkasını dönerek hızlı adımlarla gitti.
Kahvemle yürümeye başladığımda telefonu tekrar kulağıma dayadım.
"Az önce kimle konuştun? Bir şey mi oldu? Bak, hissediyorum. Valla bir şey oldu."
"Bir çocuk numaramı istedi."
"Verdin mi?"
"Hayır."
"Yakışıklı mıydı?"
Birkaç saniye çocuğun görünüşünü kafamda tarttım. Kötü değildi, giyinişi de güzeldi.
"Yani, iyiydi."
"Niye vermedin lan?"
"Niye vereyim be? Hoş çocuktu ama o şekilde konuşmak istemiyorum."
"Neyse, kısmetin Kuroo'dur. Eminim!"
"Sikeceğim Kuroo'y-"
Yok artık.
Yanlış mı görüyordum.
Şu an kafeye girmiş etrafa bakınan horoz kafa Kuroo muydu?"
"Naz? Niye konuşmayı kestin? AY ÖLÜYOR MUSUN YOKSA? AMBULANS İMDAT!"
"Kapatıyorum sonra ararım."
Telefonu direkt kapattım ve gözlerimi kısarak sırtı bana dönük kişiye baktım. Hâlâ etrafa bakınıyordu.
Daha sonra benim tarafıma döndü, yine birkaç saniye etrafı taradı ve gözleri benim üstümde durdu.
Tanrım. Bu. Gerçekten. Oydu.
Bana doğru gelirken ben de elimde kahvem, şaşkınlıkla ayağa kalktım.
"Ne işin var burada?"
"Seni almaya geldim."
"Hayırdır?"
"E antrenman var ya."
"Lan varsa var, ben daha okuldayım. Beni niye almaya geldin?"
Dudağı yana kıvrıldı, "Bizi çok seven mükemmel psikoloğumuz geç gelirse olmaz. Hadi, hadi!"
"Hey Allah'ım! Sen bana sabır ver!"
Sol dirseğimden tutmuş beni sürüklerken gözlerini kısıp bana baktı. "Küfür etmiyorsun değil mi?"
Güldüm, "Bilmem."
"Bana bak!"
"Bakıyorum zaten."
"Daha dikkatli bak!"
Gözlerimi irileştirerek daha çok odaklandım, gülmemek için zor duruyordum. "Bakıyorum, ne oldu?"
"Bana küfür etme. Hele Türkçe, asla!"
"Hadi ya, andavala bak!"
"Lan!"
Kafeden çıkmış okulun koridorunda yürürken kolumu bırakmıştı, yan yana yürümeye başlamıştık.
Kahkaha atarak kahvemden birkaç yudum içtim.
"Bana Türkçe öğreteceksin. Olmaz böyle."
"İngilizce biliyor mu acaba bu mal?"
"Üzgünüm canım, ingilizce biliyorum."
Gözlerim gülmekten kısılırken kahvemden bir yudum daha aldım. "Desene o zaman, sadece Türkçe küfür edebileceğim diye."
Okuldan çıkmıştık, açık otoparkta arabasını görünce oraya doğru ilerlemeye başladım. O da hemen yanımdan geliyordu.
Arabaya binip kemerimi taktım, birkaç saniye sonra araba çalıştı.
Aklıma gelen şeyle ona baktım, "Sen nasıl kaçta çıkacağımı biliyordun?"
"Ders saatini koçtan öğrendim."
"Kafede olduğum?"
"Dersinin bittiğini fark edince kafeye bakmadan gitmeyeyim dedim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
