Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
Kafamı yasladığım yere kafamı biraz sürtüp daha rahat bir pozisyon aldım. Uykuma devam edeceğim sırada kafamı yasladığım şeyin kıpırdadığını hissedince kaşlarımı çatarak gözlerimi açtım.
Gözlerimi açtığım an göz açıma Kuroo'nun raflardaki fotoğrafları girdi.
Kafamı yavaşça sağa çevirdim ve Kuroo'nun yüzüne bakakaldım
O sırada Kuroo belimde olduğunu yeni hissettiğim elini sıkılaştırarak beni kendisine çekip kafasını omuzuma yasladı.
Hâlâ uyuyordu.
"Kuroo."
Cevap gelmedi.
"Kuroo!"
Kolları arasında kıpırdanınca kaşları çatıldı, "Rahat dur..."
Uykulu. Sesi.
Tanrım.
Ölüyorum.
Saat kaçtı? Bizim antrenmana gitmemiz gerekiyordu.
"KUROO!"
Onu sertçe sarsınca gözlerini açıp etrafa baktı, daha sonra gözleri gözlerimle buluştu ve yaklaşık 10 saniye öylece bana baktı.
Belimdeki elini fark ettiği an hızla kendisine çekti. "Pardon."
"Geç kaldık kesin!"
"Neye?"
"Neye olabilir sence!"
Hemen ayağa kalktım, "Antrenmanın var! Nasıl unutursun? Uyandıracağını sanıyordum!"
"Hassiktir..."
Hemen ayağa kalktı telaşla etrafına bakındı. Mutfağa ilerledi ve fırının otomatik saatine baktı.
"Saat 11!"
"3 saat geç kaldık! Malsın mal!"
Kendisi neredeyse koşarak yukarı çıkarken ben de peşinden koştum.
Kaldığım odaya girdiğim sırada duraksadım.
Benim giyecek bir şeyim yoktu ki!
Kapıyı tekrar açıp Kuroo'nun odasına pat diye girdim.
Altında şort üstü çıplak bana bakarken birkaç saniye ona bakıp direkt başımı çevirdim.
"Benim şeyim yok."
"Neyin?"
"Giyecek bir şeyim!"
"Ha..."
Dolaba ilerlediğini hissettim, ona baktım.
Dolaptan bir şort ve tişört çıkararak bana fırlattı. "Şortun iplerini iyice çek, o zaman belinden düşeceğini sanmıyorum."
"Tamam."
Daha sözüm bile bitmeden odadan çıkarak kendi odama gidip 1 dakikada üstümü değiştim.
Komodindeki telefonumu elime aldım. Şarjı bittiği için kapanmıştı.
Koç beni aramış olmalıydı, aynı zamanda alarmın da çalmalıydı. Tabii şarjım bitmeseydi.
Telefonu ve çantamı elime alıp odadan çıktım, Kuroo'nun sesi aşağıdan gelince aşağı indim.
Ayakkabılarını giymiş kapıda beni bekliyordu. "Gidiyoruz."
.
"Uyandırman gerekmiyor muydu?!"
"Uyuyakalmışım!"
"Ama uyandıracağını söyleyerek ikimizi de uyutmuştun!"
Direksiyona avucu ile hafifçe vurdu, "Tamam, haklısın. Malın önde gideniyim!"
Hızlıca başımı salladım, "Evet."
"Koç ağzımıza sıçacak."
"Özellikle senin. Ben en azından sporcu değilim."
Hâline gülerek ona baktım, " Beni 10 tur fazla falan koşturamaz."
Gözlerini kısarak bana baktı, "Çok güzel motive ediyorsun. Ne güzel psikologsun böyle? Psikologlar derneği başkanı seni görse seni psikologluktan atar!"
Dudağım yana kıvrıldı, "Ama görmüyor."
.
Araba durduğu an çantamı da alarak arabadan inip koşarak spor salonuna ilerledim.
Kuroo'da hemen arkamdan gelirken aptal adam hızını alamayıp ben tam kapıyı açarken bana dayandı ve kapıdan içeri yere şabaloş diye yapışarak girdik.
"ÜZGÜNÜZ KOÇ!"
"VALLA ÜZGÜNÜZ!"
Kuroo'nun ağırlığını kaldıramayıp sağa doğru yuvarlandım, kendisi de üstümden kayıp yere düştü.
Kafamı kaldırıp karşıma baktığımda takımdakilerin "Bunlar ne yapıyor amına koyayım?" der gibi bize bakarken koçun ise hem öldürücü hem de şaşkınlık dolu bakışları ile karşılaştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
Fiksi PenggemarTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
