Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
"Hazır mısın?"
"İniyorum."
Telefonu kapatıp bir kez daha kendime baktım. Siyah, dar bir mini elbise giymiştim. Altına da beyaz Nikelarımı giymiştim.
Zaten elbisem çok süslü olmadığı için ayakkabılarım yakışmıştı.
Gerçi ben her zaman spor ayakkabı giydiğim için zaten giyecek başka tür ayakkabım da yoktu.
Telefonumu ve çantamı da alarak çıktım.
Kuroo caddede, arabasına yaslanmış şekilde bekliyordu.
Siyah bir eşofman ve bol, beyaz bir tişört giymişti.
Beni baştan aşağı süzerken ben de iyice ona yaklaşmıştım. Sırtını arabadan çekip doğruldu.
"Vayy! Çok güzel olmuşsun!"
"Teşekkürler."
Arabanın kapısını açıp binmeme müsade etti, ardından kendisi de binerek arabayı çalıştırdı.
"Teru'ya bir hediye aldın mı?"
Gülümsedim, "Çok güzel bir şey hazırladım onun için."
"Yuh! Ben neden bilmiyorum?"
"Sana da sürpriz olsun."
Teru herkesin bildiği gibi göz önünde olmayı, tanınmayı, ilgi odağı olmayı çok seviyordu.
Bu sıralar spor dergilerinde nedensizce ona çok yer verilmiyordu. Birkaç kez morali bozuk şekilde bahsetmişti.
Bu yüzden dün akşam bir tanıdığımı aramış ve son basımdaki derginin ilk sayfasına onu ekletmiştim.
Dergi daha sadece 1-2 saat önce satılmaya başlamıştı. Teru muhtemelen daha bilmiyordu çünkü Lora onu alıp buradan uzaklaştırmıştı.
15 dakika sonra bir gökdelenin açık otoparkına arabayı park ettik.
Arabadan inip başımı yukarı kaldırdım, muhtemelen 30 kata yakındı.
"Böyle bir yerde yaşadığını düşünmemiştim."
"Sen bir de yaşadığı katı gör... Oradan tüm dünyayı görürsün resmen."
Gülerek Kuroo'nun peşinden kapıya ilerledim.
Kapının yanındaki şifre kısmına 4 haneli bir şifreyi girdi ve kapı açıldı.
Ardından asansöre bindik.
Kuroo'nun basacağı kat düğmesine baktım.
Tanrım. Ne. Şaka. Olmalı.
"30 mu? Ne? En son mu?"
Kuroo iç çekerek başını salladı, "Maalesef. Kendisi tam bir gökdelen manyağı."
Kata çıktığımızda uzun koridordan sağa döndük ve biraz ilerledikten sonra durduk.
Kuroo anahtarı deliğe sokup döndürdü ve kapıyı açtı.
Tamam. Ev bile çok büyüktü.
Bir otel odasının kral dairesi gibiydi.
"Hassiktir..."
Eve girip içeriyi incelemeye başladım.
Salon direkt karşıdaydı. Çok kısa, birkaç adımlık bir koridor vardı ve oradan salona giriliyordu.
Salonda açık mutfak vardı. Diğer odalar da salona bağlıydı.
Aynı zamanda camlar... Salon tarafı tamamen camdı. Perde de olmadığı için kolaylıkla her yer görülüyordu.
.
"Ya Kuroo! Pastayı bozma sakın!"
Herkes gelmişti ve dakikalar sonra Teru ile Lora'da gelecekti.
Kuroo ile ben ise mutfakta pasta ile uğraşıyorduk.
"Canım tamam uğraşmıyorum, bak mis gibi pasta!"
"Lan çileği ağızına attın, hayvan herif! Ben durdurmasam üstündeki süs çikolatasını da yiyecektin!"
"Canım çekmişti... Ne olacak ki?"
Sinirle poposuna tekme attım.
"ÇOCUKLAR! GELİYORLAR! IŞIKLARI KAPATIN HERKES SAKLANSIN!"
Hinata ve Atsumu'nun bağırması ile Kuroo ile aynı anda harekete geçtik.
Ben hemen ışıkları kapatırken Kuroo'da pastayı masaya koymuştu.
Kapı açıldığı sırada ben daha saklanacak her bulamadığım için sağa sola doğru çırpınırken biri belimden çekip ağızımı kapayarak beni gizledi.
Kafam göğüsüne dayalı olan kişinin kim olduğunu kokudan dolayı anlamıştım.
Kuroo.
Başımı kaldırıp yüzüne baktım, o ise kafasını hafifçe salona çevirmiş gizlice bakıyordu.
Fısıldayarak konuştum. "Kuroo?"
"Şşt!"
Tek parmağını dudağımın üstüne koyup susmamı işaret etti. Gözleri gözlerimle buluştuğunda istemsizce yutkundum.
Elini yavaşça dudağımdan çekerken gözlerimde olan gözleri dudaklarıma kaymıştı.
"Lora, ışığı neden açmıyorsun bebeğim?"
Tam o sırada tüm ışıklar yandı.
"SÜRPRİZ!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
Fiksi PenggemarTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
