Karakol

3.4K 328 162
                                        

Beğenip  yorum atın lütfen😼

"Daha ne kadar güleceksin?"

"Kızım... Sen... Sen..."

Valizlerim çalınmamıştı. Horoz kafa ile durduğum ve valizleri bıraktığım yer biraz yokuş olduğu için valizler yokuştan aşağı kaymıştı.

Tabii ben bunu bilmiyordum. Karakola gelip valizlerim çalındı diye bağırırken yaklaşık 10 dakika sonra valizlerimin yokuştan aşağı kaydığını gösteren kamera kayıtlarını horoz kafa ile izlemiştik.

Horoz kafayı bırakın, polisler bile bana gülmeye başlamıştı.

Ne yalan söyleyeyim bedenimdeki şok ve öfke geçtikten sonra ben de uzun süre gülmüş ve kameraya kaydını Lena'ya atmıştım.

Ayrıca saat farkını da unuttuğum için Lena'yı gecenin 1'inde uyandırmıştım.

WhatsApp'da 5 dakika boyunca çevrimiçi durmuş, daha sonra da beni aramış ve açtığım gibi tüm karakolu Lena'nın kahkaha sesi doldurmuştu.

"Tamam, gülmüyorum artık!"

"Çok şükür..."

Valizlerim ile karakolun önünde öylece durmuş Lena ile konuşuyordum.

"Onu bırak da, yanındaki çocuk kim lan? Taş gibi!"

"Çocuk mu?"

Gözüm horoz kafaya kaydı, "Onunla tanıştığım ilk saniye onunla tartıştım, ayrıca valizlerim onun yüzünden kayboldu."

"Sporcu olduğu belli. Belki iyi anlaşırsın? Belki kısmetindi-"

"Ay yeter! Sabah buraya gelmeme rağmen daha yurda gidip odama bile yerleşemedim. Saat orada geç zaten, sabah okulun var. Hadi görüşürüz!"

"Aman aman... Kısmet diyince nasıl da götünü bana çeviriyorsun. Tamam, hadi görüşürüz."

Telefonu cebime koydum ve derin bir nefes aldım.

Daha ilk gün olmasına rağmen başıma yeterince şey gelmişti.

"Nerelisin sen?"

Kafamı horoz kafaya çevirdim, elleri cebinde her zamanki duruşu ile bana bakıyordu.

Her zamanki diyordum ama sadece 3-4 saattir onu tanıyordum.

"Ne yapacaksın?"

"Aksanın farklı zaten, Japon olmadığını belli."

Çok şaşırtıcı bir şeymiş gibi elimle ağızımı kapatıp kaşlarımı kaldırdım. "Yuh! Çok zekisin!"

"Çok atarlı değil misin sen ya?"

"Beğenmiyorsan hadi işine kardeş."

Valizlerimi tuttum ve yürümeye başladım.

"Hey! Ne dedin az önce?"

"Ne dedim?"

"Ben ne bileyim? Japonca konuşmadın ki!"

Durup ona baktım, ben durunca o da peşimden gelmeyi bıraktı.

Japonca konuşmamış mıydım?

Tanrım, Türkçe'ye alışık olduğum için fark etmeden Türkçe konuşmuş olmalıydım.

"Şey dedim, çok meraklısın fazla merak iyi değildir."

"Ha..."

Tekrar önüme döndüm ve valizlerim ile yürümeye devam ettim.

"İsmin ne?"

"Naz."

"Naz?"

Normal bir şekilde ismimi rahat telaffuz edememişti.

"Evet."

"Hangi dil bu?"

"Türkçe."

"Türk müsün sen?" sesinde gerçekten bir şaşkınlık vardı.

"Evet, neden bu kadar şaşırdın?"

"Hiç, Türk olmanı beklemiyordum."

Bir şey demedim.

"Benim ismimi merak etmiyor musun?"

"Neden merak edeyim ki?"

"Yani tanıştık ya... O yüzden. Normalde insanlar böyle bir durumda merak edip sorar."

"Emin ol şu an yurt odamın banyosunun ne kadar büyük olduğu harici hiçbir şeyi merak etmiyorum."

Güldü.

Gözümü ona çevirdim, önüne bakarak yürüyordu ama dudağında hâlâ gülümseme vardı.

"Yurda götürebilir misin beni? Tekrar kaybolmak istemiyorum."

"Tabii."

Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin