Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
"Evin güzelmiş."
Evi gerçekten güzeldi. Lüks bir binanın son katında dublex bir evdi.
Eşyaların çoğu siyahtı, Beyaz olan yerler sadece duvarlardı diyebilirdim.
Kapıdan girince geniş bir alan karşımıza çıkıyordu. Birkaç metre önümüzde yukarı çıkan merdiven, sağda ise salon ve açık plan bir mutfak vardı.
Salon benim yurt odamın 10 katı falan gibiydi. Türkiye'de neredeyse normal gelirli bir ailenin evi olabilecek kapasitedeydi.
Salona ilerleyerek cebindeki araba anahtarını masaya bıraktı, "Benim evim çünkü."
Gözlerimi kıstım ve mırıldandım, "Egoist piç."
Ben de arkasından salona ilerleyerek etrafı incelemeye başladım.
Raflarda fotoğraflar olduğunu fark edince oraya gittim.
Hepsi takımdakiler ile olan fotoğraflarıydı.
Bir fotoğraf gözüme çarptı, fotoğrafa bakınca yüzümdeki gülümseme yavaşça silinmeye başladı.
"Bu kim?" sesim soğuk çıkıyordu.
Tanrım, Naz. Sanane o kızın kim olduğundan?
Fotoğrafta Kenma ve Kuroo vardı. Onların ortasında ise bir kız. Gülümseyerek kameraya bakıyordu.
"Ah, o mu? Lisede takım menajerimizdi."
Sesinden hemen arkamda durduğunu anladım.
"Yakın duruyorsunuz."
"Eskisi kadar samimi değiliz aslında. Ama arada bir görüşüyoruz. Sonuçta lise anılarımız birlikte geçti."
Yutkundum, "Haklısın."
Ona döndüm, bana bu kadar yakın olduğunu fark etmemiştim. Vücutlarımız birbirine çarpınca irkilerek bir adım geri gittim.
Kuroo kaşlarını hafifçe çatmıştı, "İyi misin sen?"
"Evet, neden ki?"
"Bilmiyorum..." Yüzümü inceliyordu, "Moralin bozuk gibi."
"Yoo, hayır. Ben nerede uyuyabilirim?"
Birkaç saniye daha bana baktı ve arkasını dönerek merdivene yöneldi, ben de peşinden ilerledim.
Üst kata çıktığımızda iki yöne giden bir koridor vardı.
Sağa döndü ve 2. Kapıyı açtı, "Burada kalabilirsin. İçeride banyo da var. Kıyafet istersen verebilirim."
Başımı aşağı yukarı salladım, "Uyumam için bir şey versen yeter."
Onaylarcasına mırıldanarak koridorun diğer tarafına ilerlemeye başladı. Ben yine küçük çocuk gibi minik ama hızlı adımlarla peşinden ilerledim.
Başka bir kapıyı açıp içeri girdi. Duvarlar, mobilyalar... Her şey siyahtı burada.
İsminin anlamını taşıyordu.
O dolabına bakarken ben ise yine etrafa bakıyordum.
Madalya ve birkaç kupa vardı, maçlardan kazandıkları olmalıydı.
Yatağının başucundaki komodinde 2 fotoğraf vardı.
Birinde tüm takım vardı, koç bile.
Hepsi spor salonunun kapısının önünde grup hâlinde duruyordu.
Diğer fotoğrafta ise sadece kendisi vardı. Üstünde şu anki takım forması vardı, simsiyah.
Önünde durduğu arena bildiğim kadarıyla Fransa'da olan bir arenaydı. Ulusal maçlardan kalma bir fotoğraf olmalıydı.
Elleri cebinde sakin bir ifade ile kameraya bakıyordu.
"Naz? Naz!"
Kolumdan tutulup döndürülünce yerimden sıçrayarak Kuroo'nun yüzüne baktım.
"Ne oldu?"
Endişeli bir şekilde yüzüme bakıyordu, "Kaç kere seslendim ama duymadın..."
Elindeki eşofman ve tişörtü uzattı, "Bunları giyebilirsin."
İki elimle kıyafetleri sıkıca tuttum, "Teşekkürler."
Odanın kapısına doğru gittim. Tam çıkacağım sırada Kuroo'nun sesi ile tekrar durdum.
"İyi olduğuna emin misin? Bir sorun mu var?"
Gülümseyerek ona döndüm, "Yorgunum sadece."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
