Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
Bok gibi gün
"NEDEN SÖYLEMİYORSUN ŞEREFSİZ! SÖYLESENE DOĞRUYU!"
"Baba doğruyu söylüyorum..."
"HÂLÂ YALAN ATIYOR! SÖYLE LAN DOĞRUYU! KAÇ DERSTEN KALDIN?!"
Babam salonda abime kafayı yemiş gibi bağırırken sinirden duvarlara vuruyor, oraya buraya tekme savuruyordu.
Ben ise salonun hemen yanındaki odamda, kapım kapalı, yatağımda bacaklarımı kendime çekmiş korkudan sessizce ağlıyordum.
Babam kötü biri değildi. Kötü sayılmazdı.
Derslere bağımlıydı sadece. Çok önem verirdi. 50 yaşına yaklaşmasına rağmen hâlâ üniversitede okuyan biriydi, lisanslar yapmıştı...
Elimde telefon titreyen parmaklarım ile arkadaşıma olanları anlatmaya çalışırken tekrar duvarıma yüksek sesli bir yumruk geldi.
Korkuyla telefonu yatağıma bıraktım.
Gözlerimi açtığımda tanımadık bir avizenin olduğu tavan ile bakıştım. Yaklaşık 1 dakika nerede olduğumu sorgularken en sonunda Kuroo'nun evinde olduğum aklıma geldi.
Doğrularak uyku sersemi bir şekilde etrafa baktım. Camdan gördüğüm kadarıyla hava daha karanlıktı ama 15-20 dakikaya güneşin doğacağını düşünüyordum.
Ayağa kalkarak sessizce odadan çıktım. Çok susamıştım.
Merdivenlerden düşmemek için yavaş yavaş inip mutfağa gittim ve kendime 1 bardak su doldurdum.
Koltuklara ilerleyip raflara doğru bakan ikili koltuğun köşesine oturdum.
Neden rüyamda bunu görmüştüm ki? Yıllar önce olan her zamanki kavgalardan biriydi.
Suyu tek dikişte bitirdim ve bardağı önümdeki sehpaya koydum.
"Selam."
Beklemediğim bir anda arkamdan gelen sesle korkarak arkamı döndüm. Kuroo koltuğun tam arkasında bana bakıyordu.
"Uyumadın mı sen?"
"Asıl sen uyumadın mı?"
"Su içmek için kalktım."
"Su içmek için kalktın ama koltukta ölü gibi oturuyorsun."
Birkaç saniye yüzüme baktı, "Kabus mu gördün?"
"Müneccim misin?"
Güldü ve koltuğun etrafından dolaşarak yanıma oturdu. Kafasını arkaya yaslayarak karşıya bakmaya başladı.
"Saat 5'i geçti, güneş doğacak."
"Anladım."
"Uyumak için daha 3 saate yakın zamanın var."
"Uykum yok. Senin varsa uyu, daha çok uyumaya ihtiyacı olan sensin."
"Kendini küçük mü görüyorsun? Sen de orada bizimle ilgileniyorsun, en az bizim kadar uyuman gerekli."
"Kendimi küçük görmüyorum. Sen bir sporcusun, şu an senin spor hayatınla ilgilenen bir psikoloğum."
"Bize psikologluktan çok arkadaş oldun."
"Evet. Farkındayım."
Neden böyle oldu? Böyle olmamalıydı.
Psikologlar arkadaşlarına terapi uygulayamaz.
Gülümsedim, "Lisede hayalim spor psikoloğu olduktan sonra ünlü bir takımın psikoloğu olmak ve takımdan birinin bana aşık olup sevgili olmamızdı."
Kıkırdadı, "Güzel bir hayal. Aslında gerçekleşmiş."
"Neredeyse gerçekleşmiş. Kimseyle sevgili değilim ve kimse bana aşık değil."
"Psikologlar müneccim mi?"
Ona döndüm, "Neden?"
"Birinin sana aşık olup olmadığını nereden anlıyorsun diyorum."
Omuz silktim, "Şu ana kadar 3 sevgilim oldu, üçüyle de berbat şekilde ayrıldım. Birinin bana aşık olacağını düşünmüyorum."
"Ben düşünüyorum."
"Düşünme o zaman."
"Düşünüyorum ama."
Ellerimi iki yana açıp tavana doğru baktım. "Allah bana bir sabır vermiş var ya..."
"Ne dedin?"
"Tanrı bana sabır vermiş dedim."
Sessizlik.
"Uyuman gerek."
"Gerek değil."
"Evet. Gerek."
"Gerek deği-"
Cümlem, Kuroo'nun başımı tutup omuzuna yaslaması ile kesildi.
"Uyuman gerek dedim, saat daha çok erken."
"Senin de uyuman gerek."
Kafasını kafamın üstüne yasladı, "İkimiz de uyuyacağız."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
