İtiraf

2.4K 268 115
                                        

Beğenin lütfen 🔪

Yorum da atın

"Naz, hadi gel!"

"YUH! GÖKYÜZÜNDE PARLAYAN ŞEYLER NE?!"

"Onlara yıldız deniyor..." elini bana doğru uzattı, "Hadi gel! Eve gideceğiz!"

"Kaç tane ev var?"

Kaldırımın tam kenarında taşların üstünde dengede durmaya çalışarak yürüyordum. Kendisi ise kaldırımın birkaç adım uzağında yürüyordu.

"Kaç tane mi ev var? Kaç tane olması gerekiyor?"

"Benim Türkiye'deki evim var, yurt var, senin evin var, Teru'nun evi var, diğerlerinin-"

"O zaman dünyadaki tüm evleri saymalıyız?"

"Ama hepsi bizim değil ki."

"Teru'nun evi veya diğerlerinin evi de bizim değil."

Omuzlarım aşağı düştü ve yürümeyi bıraktım. "O zaman senin evinde sayılmıyor ki. O senin."

Kuroo'da yürümeyi bırakmış ve bana dönmüştü. "Senin de olabilir."

"Gerçekten mi?" Heyecanla kaldırımdan yere zıpladım. "Tapuyu bana mı vereceksin?"

"Ne?" gözleri büyüdü, "Öyle demek istemedim."

"Ama benim olabileceğini söyledin!"

"Birlikte kalabiliriz anlamında söyledim..."

Bileğimi tutup beni kendisine çekti, "Gidiyoruz. Hadi."

Beni peşinden sürüklerken ben de minik adımlarımla peşinden gidiyordum.

"Nereye gidiyoruz?"

"Eve dedim ya."

"Kimin evine?"

"Benim evime."

"Neden benim evime gitmiyoruz?"

"Senin şu anki evin yurt. Yurda beni almazlar."

Omuz üstünden bana baktı, "Seni bu hâlinde tek bırakmak istemiyorum. Ne bok yiyeceğin belli değil."

"Bok yeniyor mu ki?"

Arabanın önünde durup beni ön koltuğa oturttu. Birkaç saniye sonra kendisi de şoför koltuğuna oturmuştu.

"Soruma cevap vermedin."

Kaşlarımı çatmış ona bakıyordum.

"Ne sorusu?"

"Bok yeme dedin. Bok yenmez ki. Yenir mi?"

Başını iki yana sallayarak güldü, "Sen insanı çıldırtırsın."

"Neden ki? Asıl sen çıldırtırsın! Horoz!"

Sinirle önüme döndüğümde gözüme bir düğme çarptı.

"Bu düğme ne?" elimi düğmeye uzatıp cevap beklemeden bastım.

"Naz, dur!"

Bir anda arabanın tavanı açılmaya başlayınca gözlerimi büyüterek tavana baktım. "TAVAN GİDİYOR! OHA!"

Tavan tamamen açıldığı an kemerimi açtım.

"Lan dur! Araba sürüyorum!"

Kuroo tek eli ile beni oturtmaya çalışırken tavandan başımı çıkardım. Daha sonra ayaklanıp belime kadar dışarı çıktım.

Karanlık caddede neredeyse hiç araba yoktu. Böyle gitmek çok eğlenceliydi.

Ellerimi iki yana açıp bağırmaya başladım. "ÇOK İYİ!"

"Güzelim! Tamam, iner misin artık? Arabayı mı durdurayım illa?!"

"BUNU DA LENA'YA ANLATACAĞIM!"

"Tamam anlatırsın! İn artık!"

"SEVİYORUM!"

Ağızıma gelen her şeyi söylüyordum. Hiçbir şeyi düşünmüyordum.

"Neyi seviyorsun?"

"BURAYI! TAKIMI! ANİME ERKEKLERİNİ!"

Sustum.

Birini daha söylemek istiyordum.

"Birini daha seviyorum..."

Eğilerek geri arabanın içine girip koltuğa oturdum.

"Kimi seviyorsun?"

Araba yavaşlamaya başlamıştı. Başımı Kuroo'ya çevirdim.

"Hayvanlar sevilir mi?"

"Hayvanlar mı? Neden sevilmesin?"

"Öyle sevmek değil, aşk olarak."

"Ne? Hayır."

"Sevdiğim kişi hayvan."

Araba tamamen durmuştu.

"İsmi ne?"

"Neden? Yoksa kıskanıcak mısın?"

Kaşları çatıldı, "Kıskanmam gereken biri mi?"

"İnsanlar kendisini kıskanabiliyor mu?"

Çatılan kaşları düzelirken dudağının yavaşça kıvrıldığını gördüm. "Sanmam."

"Eğer Kuroo'yu seviyorsam o zaman Kuroo onu kıskanmaz."

Sesli bir şekilde güldü ve başını salladı, "Evet, kıskanmaz."

Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin