Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın aloo
Sabah olabildiğince hızlı bir şekilde duşa girip hazırlanmaya başladım.
Staj günümün daha ilk gününden geç kalmak istemezdim.
Ayrıca Koç Daniel beni buradaki ünlü takımlardan birine stajyer olarak göndermek için çok uğraşmıştı.
Dolaba yerleştirdiğim kıyafetlerden rahat bir şort ve üstüne de bol bir tişört aldım.
Saçlarımı beni işte rahatsız etmesin diye tepeden sıkıca bağladım ve spor ayakkabılarımı da giyerek telefonum ile çantamı alıp odadan çıktım.
Caddeye çıktığımda koçun bana ben daha Türkiye'deyken attığı konuma baktım.
20 dakika uzaklıktaydı.
Taksiye binerek işimi sağlama alsam iyi olurdu.
Birkaç dakika içinde bir taksiyi durdurdum ve şoföre konumu göstererek arkama yaslandım.
10 dakika sonra araba çok büyük bir alanının önünde durdu.
Şoför bana döndü, "Gelmek istediğiniz yer burası hanımefendi."
Camdan birkaç saniye dışarı baktım.
Giriş çok büyük bir demir kapı ile saraya giriyor hissi veriyordu.
Kapının ilerisinde ile ağaçlarla çevrili büyük bir bahçe vardı. Bahçenin ilerisinde çok geniş bir bina vardı, saha olduğu belliydi.
Ücreti ödeyerek taksiden indim ve bir süre öylece etrafı inceledim.
Pekâlâ... İçeri girme fikriydi.
Bahçenin içerisine girerek kapalı sahaya ilerlemeye başladım. Yaklaştıkça içerideki top sesleri duyulmaya başlamıştı.
Geniş kapılardan birini ittirdim. Kapı gıcırdayarak ileri doğru açıldı ve sahaya adımımı attım.
Gözlerimle etrafı tararken bir anda top sesleri durmuştu.
Tanrım, herkesin ilgisi bana dönmüştü.
Turuncu saçlı biri siyah saçlı bir çocuğa bir şeyler fısıldadı. Siyah saçlı çocuk hafifçe eğilerek onu dinledi ama gözlerini benden ayırmıyordu.
"Koç! Yoksa yorgunluktan hayal mi görmeye başladım? Sahada çok güzel bir kız var!"
Bunu saçlarının üst kısmı sarı olan bir çocuk söylemişti, maskeli birinin yanındaydı.
Koç Ukai'yi görmek için başımı çevirdim, sahanın en köşesinden bana doğru geliyordu.
"Naz, sensin değil mi?"
Belimi eğerek saygıyla selam verdim, "Merhaba efendim, ben Koç Daniel'in öğrencisi Naz."
Gülerek elini bana uzattı, "Efendim? Burada o kadar saygılı olmana gerek yok! Koç de yeter."
Gülümseyerek elini sıktım, "Tamam koç."
"Bize onun kim olduğunu tanıtmayacak mısınız?"
"YOKSA YENİ ÜYE Mİ?"
"Seni aptal, erkek takımına ne zaman bir kız oyuncunun geldiğini gördün?"
Koç diğerlerine dönünce ben de onlara döndüm. Maskeli duran çok ilgisiz duruyordu. Hatta az önce takım arkadaşına aptal diyen de oydu.
Antrenmanda maske takmak onu yormuyor muydu?
Mikroplarla ilgili bir sorunu olmalıydı.
"Naz, kendini tanıtır mısın lütfen?"
Koça başımı sallayarak tekrar onlara döndüm. "Ben Naz Güney, Türkiye'den buraya değişim programı ile geldim. Stajyer spor psikoloğuyum. Sizin antrenmanlarınız ile ilgileneceğim ve size rehberlik yapacağım."
"Vay anasını!"
"Yuh, Türkiye mi?"
"Bu kız zeki benden söylemesi. Bizi yer yer bitirir bu."
"Siker siker çoğaltır olmasın o?"
Koç birkaç kez ellerini sertçe çırptı, herkes konuşmayı bitirerek koça baktı.
Daha sonra koç elindeki bir kağıdı bana uzattı. "Yoklamayı sen alır mısın? Hem isimleri öğrenmiş olursun?"
Hızlıca başımı salladım, "Tabii."
Kağıda baktım ve kalemle işaretlemek için kalemi hazır tuttum. "Kageyama Tobio."
"Benim."
Siyah saçlı çocuk demek oydu.
"Hinata Shoyo."
"Benim!"
Turuncu kafa da o.
"Miya Atsumu."
"İsmim mükemmel değil mi?"
Konuşan kişi, ben sahaya ilk girdiğimde koça benden "çok güzel bir kız" diye bahseden kişiydi.
"Bokuto Kotaro?"
"Benim!"
Vay, bayağı enerjik biri gibiydi.
"Sakusa Kiyoomi?"
Ses gelmeyince başımı kaldırdım, maskeli olan el kaldırmıştı.
Peki... Sanırım sessiz biriydi.
"Kuroo Tetsurou?"
"O mal yine geç kaldı."
"Hey, her zaman geç kalmıyor ki?"
"Sus be, portakal Hinata!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
