Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
1 yıl sonra:
"Burada kalamaz mısın?"
"Kuroo, sana burada kalamayacağımı söyledim. Buraya sadece 1 yıllığına gelmiştim."
İki bileğimden de tutmuş üzgün gözlerle bana bakıyordu.
"O zaman... Biz seni görmeye geliriz, yakın zamanda."
Hızlıca başımı salladım. "Evet! Hem zaten her zaman telefonda konuşacağız."
1 yıl çok çabuk geçmişti. Buradaki eğitimim bittiği için Türkiye'ye dönmek zorundaydım.
Tüm takım bana veda etmek için havaalanına gelmişti. Eğer biraz daha konuşursak oturup hüngür hüngür ağlayacaktım.
"Kuroo, yeter lan! Bırak biz de veda edelim!"
Suna Kuroo'yu kenara ittirip kollarını bana sardı. "Bizi unutma sakın. Gelir seni öldürürüm yoksa."
Gülerek başımı salladım, "Senden korkuyorum."
Benden ayrıldı ve peşinden Atsumu sarıldı, onun peşinden Teru, Bokuto, Noya, Hinata ve diğerleri.
Herkes sarıldığında koç öne çıkıp bana sarıldı. Ben de ona sıkı sıkı sarıldım. Bu 1 yılda bana baba gibi yaklaşmış, aramızdaki bağı koç ve çalışandan öteye sürüklemişti.
"Kendine iyi bak, bizi aramayı unutma. Daniel'e selam söyle."
"Söylerim, sen de kendine iyi bak."
Ondan sarıldığımda yanımda duran valizimi kulpumdan tutup derin bir nefes aldım. "O zaman... Hoşçakalın."
Kuroo'ya son kez bakıp hızlıca arkamı döndüm. Ağlamamak için kendimi sıkarken tam girişin önüne geldiğimde bir el kolumdan tutup beni kendisine çevirdi.
Kafam göğüsüne çarptığında kokudan bu kişinin Kuroo olduğunu anlamıştım.
Kollarını sıkıca bedenime sarıp çenesini başıma dayadı. "Seni seviyorum... En yakın zamanda geleceğim. Gelebileceğim en yakın zamanda."
Sırtına koyduğum ellerimle tişörtünü sıktım. "Ben de seni seviyorum."
Birkaç saniye sonra uçağımın son anonsu yapılınca benden ayrılmak zorunda kaldı.
"Hoşçakal, Naz."
"Hoşçakal, Kuroo."
1 yıl sonra, Türkiye:
Dosyaları kenara bırakıp ayağa kalktım, "Toplanın artık! Koç ile toplantınız var!"
Herkes toplanmaya başladığında sahadan çıkıp uzun koridordan kendi odama gittim.
Dosyaları masama bırakıp su içtikten sonra telefonumu elime aldım.
Kuroo'dan mesaj yoktu.
Saatlerdir mesajıma cevap vermiyordu. Nedenini bilmiyordum.
Antrenmanda olduğunu düşünmüştüm ama bu kadar uzun süre telefona bakmadan antrenman yapmazdı.
Koridordan bir grubun ayak sesleri yankılanmaya başladı. İlk başta yakından gelirken yavaş yavaş uzaklaştı.
Muhtemelen takım toplanmayı bitirmiş ve soyunma odasına gidiyordu.
Telefonumu çantama atıp odamdan çıktım. Dış kapıya gideceğim sırada hâlâ sahadan top sesleri geldiğini fark edince sahanın olduğu tarafa yürümeye başladım.
"Efe! Mert! Toplanın demedim mi ben size?"
Kapalı kapıyı tam ittirip açacağım sırada arkamdan ses geldi.
"Naz?"
"Biz buradayız kızım, kime bağırıyorsun?"
Arkamı dönüp Efe ve Mert'e baktım. Elimle kapıyı işaret ettim.
"Siz buradaysanız içeride kim va-"
"KAGEYAMA! TOPU BANA AT!"
Ağızım açık, donakaldım.
Ben doğru mu duymuştum?
O ses... Hinata'nın mıydı?
Efe kaşlarını çatarak kapıya baktı, "O kim lan?"
Arkamı dönüp hızlıca kapıyı açtım.
Koca saha boş olması gereken yerde doluydu.
12 kişi tarafından.
Tam yüzüme doğru gelen topu elimin tersi ile çevirdiğimde hâlâ şokun etkisindeydim.
Etrafa bakarken topu benim olduğum tarafa gönderen Teru gülerek el kaldırdı. "Naz! Pardon canım!"
Sanki 1 yıldır görüşmeyen biz değilmişiz gibi oyuna devam ettiğinde etrafı incelemeye başladım.
Kenma Sakusa ile laf dalaşına girmişti, Hinata Kageyama ile oynarken Atsumu Noya ile oynuyordu.
"Siz..."
"Naz!"
Başımı sağa çevirdiğimde Kuroo'nun neredeyse koşarcasına bana geldiğini gördüm.
Çantamı yere bırakıp ona doğru koştum ve direkt boynuna atladım. "Kuroo!"
Ellerini belime sarıp beni kucağına aldığında kafasını direkt boynuma gömdü. "Biz geldik..."
"Hoşgeldiniz..."
Kitap bitti. Şu ana kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka bir kitapta görüşmek üzere.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
