Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
Yorgunlukla Kuroo'nun bana smaç attığı topa manşetle karşılık verip kendimi yere attım.
Şakasız saatlerdir voleybol oynuyorduk ve gerçekten çok yorulmuştum.
Kuroo benim lisede voleybolcu olduğumu bilmediği için oynayamadığımı sanıyordu, iyi olduğumu anlayınca topa hayvan gibi abanmaya başlamıştı.
Hatta bir ara o kadar sinirimi bozmuştu ki kendisi arkaya giden topu almaya giderken benim tarafımdaki sepetten bir top alıp şak diye kafasına atmıştım.
Topu sepete fırlatarak hemen yanıma uzandı.
İkimiz de kelebek pozisyonunda uzanıyorduk. Bacaklarımız ve kollarımız yanlara doğru açıktı.
Derin nefesler alıp verirken mırıldandım. "Ben senin kafanı sikeyim."
"Olur."
"Sike sike sikeyim."
"O da olur."
Onun da yorulduğu belliydi, konuşurken arada bir nefesi kesiliyordu."
"Saat kaç?"
"Telefonum kapının yanında, muhtemelen 1'i geçmiştir."
"Ciddi misin?"
Başını aşağı yukarı salladı.
"Kapıyı kilitleyip gidecektik normalde."
"Canım voleybol oynamak istedi."
"Her zaman oynuyorsun zaten."
Gören sanar profesyonel voleybolcu olan o değil bendim.
"Seninle oynamak istedim. Sana öğretmeyi düşünüyordum aslında ama..."
Başını bana çevirdiğini fark edince ben de ona baktım.
"Biliyormuşsun zaten."
Birkaç saniye öylece yüzüne baktım.
Çekici görünüyor.
Ne? Kes sesini! O bir horoz!
Horozlar da çekici olabilirmiş, ben de yeni öğrendim.
Başımı geri tavana çevirdim, "Lisede bir voleybol takımındaydım."
"Neden bıraktın?"
Güldüm, "Atıldım."
"Ne? Neden?"
Sesinde gerçekten bir şaşkınlık vardı. Yıllar önceki olay aklıma gelince tekrar gülme krizine girmiştim.
Gülmekten ağrıyan karnımla bacaklarımı kendime çektim.
"Maçtaydık. Maç bitmişti ve biz az bir fark ile kaybetmiştik. Karşı takımdan bir kız vardı, zaten maç boyu hareketleri hepimizin sinirini bozmuştu ama bir şey dememiştik."
"Ee?" sesinde ciddi bir merak vardı. Anlatmazsam öldürecek gibiydi.
"Filenin karşısında yürüyüp onların ellerini sıkarken kız bir anda takıma ve arkadaşıma laf attı. Ben de daha fazla kendimi tutamayıp kızın üstüne atlamıştım."
"NE?"
Kuroo'nun sesi o kadar komikti ki daha da gülmeye başladım.
"Koçlar, oyuncular, hakem... Herkesin karşısında kıza küfürler ederek yakasından tutmuş onu sarsıyordum. Saç baş birbirimize girmiştik işte. Yok ben senin amına koyarım, o toplar senin götüne girsin..."
Kahkaha attım, "Kıza bir ton küfür etmiştim."
Kuroo da benimle birlikte gülerken dakikalarca öyle kaldık. En sonunda ikimiz de gülmeyi bırakmış ve tekrar sakinleşmeye çalışıyorduk.
"Saat geç oldu, yurda gitmeliyim."
"Bana gelsene."
"Ha?"
Ona döndüm, o da bana baktı. "Evim daha yakın, bu saatte yurda gitme. Hem sabah birlikte döneriz buraya."
"Rahatsızlık vermeyeyim, gerek yok."
Vermezsin, çabuk kabul et şunu!
Çocuk beni evine çağırdı! Biraz mantıklı ve saygılı düşün!
"Rahatsızlık vereceğini düşünsem seni davet etmem zaten."
Doğruldu ve ayağa kalkarak ellerini birbirine sürttü, daha sonra da bana uzattı.
"Gel hadi, gidelim."
Elini tutarak ayağa kalktım ve kapıya ilerledik.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kuroo x Reader (Haikyuu x Reader)
FanfictionTürkiye'de okuyan, egzersiz ve spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Naz, üniversitesindeki bir proje ile Japonya'ya gider. Orada hem okuyup hem de bir takımın yanında stajyer olarak çalışacaktır.
