Saat 17:00'dı.Ev ortamı beni pek sarmamıştı.Annem yine odasına çekilmişti.Bu aralar hep hastaydı.Sürekli üşüttüğünü söyleyip lafları ağıma tıkıyordu.Kapı aralığında baktıktan sonra koridorda ki aynanın üzerine bir not yapıştırdım.
"Anneciğim ben sıkıldım.Hava almak için dışarı çıkıyorum.Geç kalmam."
Kafam hala allak bullaktı.Biraz deniz havasının iyi gelebileceğini düşündüm.Dar koyu bir pantolon üzerine de pembe düz bir tişört giydim.
Apartmandan çıkıp taksi beklemeye başladım.Çok sürmemişti beş dakika kadar az bir vakitte gelmişti.Hemen binip sahile sürmesini söyledim.Geldiğimizde yol ücretini verip indim.Bulduğum ilk banka oturdum.Buranın oksijeni bile farklıydı.Huzur vardı.Dertlerimden ayırmak istediğim zamanlarda hep buraya getirdim.Etraf çok kalabalıktı.Çiftler akın etmişti.Sahil;aşkın mekanı.Sevgililerin buluşma noktasıydı.Ben hep tek gelmekten yanaydım.Sevgilim yoktu.Olmasınıda hiçbir zaman istememiştim.Aşka inamıyordum.O kavram soyutluktan da öteydi benim için Seni seviyorum,sensiz yaşayamam gibi sözler yabancı bir dil gibi gelirdi.Anlayamazdım.Ya da henüz beni aşka inandıracak biri çıkmamıştır.Her neyse bilmiyordum.Fakat kafamı bu gereksiz soru işaretleriyle rahatsız etmek istemiyordum.
"Simit ister misin kızım?"Bu yaşlı sesin yanı sıra simit kokularıyla düşüncelerimden sıyrıldım.
"Olur."diyerek bir tane aldım.Taze ve gevrekti.Kokusu kadar tatıda beni benden almıştı.Birkaç dakika sonra başka bir sesle irkildim.
"Öyle kuru kuru yeme istersen ."Bu sesin yaşlı bir ses olmadığına emindim.Kafamı kaldırıp baktım.İçimden ıslıklar atıyordum.Uzun boylu.Yakışıklının kelime anlamı olan bir çocuk elindeki ayranı bana uzatıyordu.(Çocuk dediğime bakmayın 18-19 yaşlarında vardı.)Rüzgar kadar değildi ama kızların meteor dedikleri türdendi.
"Rahatsız etmedim umarım."
"Yok"Yine tek bir kelimenin arkasına saklanmıştım.Cidden benim kelime dağarcığım falan yoktu.Yada konuşurken bir yerlere gizleniyordu.
Çay olsa daha iyi olurdu ama bunu bulabildim."vaovvv"bu gülüşle ödül bile alabilirdi.
"Önemli değil.Teşekkür ederdim."dedim Ayranımı yudumlarken çay kadar olmasa da yine de iyi bir ikili sayılabilirlerdi.
"Biraz abes olacağının farkındayım ama adını sorsam bir sakıncası olur mu?"Bu oğlan kibarlığa anlam yüklemişti resmen.İster istemez Rüzgar la onu karşılaştırıyordum ama Rüzgar onun yanından bile geçemezdi.Aslında hiç tanımıyordum.Bir görmeyle hüküm vermem çok yanlıştı.Of bu çocuk neden sürekli beynimin içindeydi."Uf git artık."dedim Muhtemelen bunu yüksekten öte bir ses tonuyla söylemiştim.Sadece yanımdaki çocuk değil,bütün sahil dönüp bana bakmıştı.
"Peki. kalkıyım ben o zaman."dedi.(Ah) çocuk ne olduğunu anlamamıştı tabi.
"Sana demedim.Başka bir şey düşünüyordum.Özür dilerim."Sürekli kendimi rezil etmeyi nasıl başarıyorum.Hiç bilmiyorum.
"Adını sormuştum."
"Ha evet Mısra ben.Senin"Evet konuşabiliyordum.Tek kelimeyi bırakmıştım.Hatta cümle bile kurabiliyordum.Heyecanımın arada bir böyle ufak çaplı kaçamaklar yapması iyi oluyordu.
"Barış ben tanıştığıma memnun oldum." Dedi elini uzatırken.Tokalaştıktan sonra elimi geri çektim.
"Bende ama benim gitmem lazım"dedim diyerek yerimden kalktım.Annem uyanmış olabileceğini düşündüm.Ayrıca bir yabancının yanında oturmak ne kadar tatlı görünsede korkmama sebep oluyordu.
"Hoşça kal görüşürüz."demişti ama ben görüşeceğimizi hiç sanmıyordum.O muhteşem gülüşünü alıp giderken.Ben hala kafamda anlamsız bir şekilde yer eden ,elimde olsa balyozla kafasını dağıtabileceğim.Hayatıma ukala lakabıyla giren ve beni ilk günden düşüncelere boğan Rüzgar'ı düşünüyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YOK ARTIK
ChickLitTesadüfen gözleri gözlerime değdi.Bunun büyük bir aşkın başlangıcı olduğunu bilemezdim... "Sana tut diyen yok zaten.Senin kollarında olmaktansa yeri boylamayı tercih ederim Bay Ukala."dedim. , "Öylemi."diyerek üzerime doğru yürüyüp,beni duvara yasl...